İdlib'deki göçmen kadınlar küçük konutlarda yaşıyor

Kuzey Suriye'deki kadınların mağduriyeti, uzun yıllar çadırlarda yaşamalarından sonra da bitmiyor. İki kişinin zar zor sığabildiği konut bloklarındaki evlere taşınan kadınlar durumlarının daha da kötüleştiğini anlatıyor.

HADİL AL-OMAR

İdlib – Türk devleti ve HTŞ işgali altında yaşamak zorunda kalan Kuzey İdlib'deki yerinden edilmiş kadınlar zor koşullarda hayatlarını devam ettirmeye çalışıyor. Çadır yaşamının ardından konutlarda yaşayan kadınlar mahremiyet haklarından mahrum kalırken hakaret ve şiddete maruz kalıyor.

Kuzey Suriye'deki kimi bölgelere, çadır yerine çok sayıda geçici yerleşim köyü inşa edildi. Bu konutların inşaatı birçok sivil toplum kuruluşu ve uluslararası kuruluş tarafından denetlendi. İdlib'in kuzeyindeki Meşhed Ruhin kamplarında yaşayan Najah Al-Rajab, konutlarda yaşamak için seçilen kadınlardan biri. Najah Al-Rajab, “Konut projesinin yararlanıcıları arasında seçilip altı kişilik ailemle birlikte konuta transfer edildiğimde Şehrim Maaret Al-Numan'dan çıkarılmadan önce bıraktığım evin benzerine uygun bir evde yaşayacağımı, yıllardır çektiğim yıpranmış çadırlarda yaşamanın acısının son bulacağını düşündüm. Mutfağım ve iki kişinin bir arada zorlukla sığabileceği odaya bakarken kafam karıştı” dedi.

Konutlar en fazla metrekare

Ev alanının 35 metrekareyi geçmediğini, misafir bile alamadığı iki küçük odadan oluştuğunu görünce hayal kırıklığına uğradığını anlatan Najah Al-Rajab, “Duvarlar komşuların evlerinin duvarlarıyla bir, sanki aynı evdeymişiz gibi, onları dinlemeye gerek kalmadan bize sesleri geliyor. Kendimi bağımsız ya da başkalarının denetiminden uzak hissetmiyorum. Kampın sokakları çocuklarla dolu. Mutfak o kadar küçük ki gaz ocağına yer bulamıyorum, banyo ise ortak kullanılıyor” şeklinde konuştu.

Bu duruma alışmakta zorlandığını belirten Najah Al-Rajab, “Bu yaz mevsiminde sanki ev değil de mezarmış gibi sıkıntı çekiyoruz, hareket etmekte zorlanıyoruz, yüksek sıcaklıktan sıkıntı çekiyoruz” diyerek benzeri yapılar kurularak yerlerinden edilen insanlara sağlanan desteğin istismar edildiğini anlattı.

‘Çadırdan daha iyi olduğunu düşünmüyorum’

İdlib'in kuzeyindeki Kah kamplarında yaşayan Hilva Al-kadi de yaşadığı evde kendisi ve eşi için çocuklarından ayrı bir odaya zar zor sığabiliyor. Yaşadığı dar alan onu tüm ev eşyalarını tek bir bölümde toplamaya zorluyor ve ailenin geri kalanına küçük bir alan bırakıyor. Kendini o alanda kötü hissettiğini anlatan Hilva Al-kadi yaşadığı hayatı ‘sefil’ olarak tanımladı. Hilva Al-kadi kışın evlerinin su içinde kaldığını yazında o küçük alanda sıcaktan duramadıklarını ifade etti. Hilva Al-kadi,“Yaşadığımız evin çadırlardan daha iyi olduğunu düşünmüyorum, özellikle de bugüne kadar uyum sağlayamadığım ailemle birlikte yaşadığım durumun değişeceğini umuyorum” diye ifade ediyor.

‘Evde olmanın sevinci yok’

Altı erkek kardeşi ve anne-babasıyla birlikte 35 metreyi geçmeyen küçük bir evde yaşayan 15 yaşındaki Asil Muhammad Ali de bu sıkışık evlerde ders çalışmanın mümkün olmadığını dile getirdi. Asil Muhammad Ali, burada kalmasının akademik başarısını doğrudan etkilediğini, belirterek “Her ne kadar bu binalarda yaşamak çadırlarda yaşamaktan daha iyi olsa da, alanın kısıtlı olması ve kalabalık, dinlenmeye, ders çalışmaya yer bulamamız evlere taşınmanın sevincini azaltıyor” dedi.