Cizîr’de 8 yıl önce devletin katliamına karşı onurlu direnişle tarih yazıldı

Şırnak’ın Cizîr ilçesinde 14 Aralık 2015 tarihinde başlayan yasaklarla birlikte tüm dünyanın gözleri önünde insanlar diri diri yakıldı; katledildi. Binlerce insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Yaşanan vahşetin üzerinden 8 yıl geçti.

SARYA DENİZ

Haber Merkezi- Şirnex’in Cizîr (Cizre)ilçesinde 14 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının üzerinden 8 yıl geçti. Cizîr’de 2 Mart 2016’da sona eren 79 gün süren yasaklar sırasında 177’si üç ayrı binanın bodrum katında olmak üzere 288 kişi yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenler arasında bebekten 70 yaşına kadar insanlar vardı. On binlerce insan evlerini kendi elleriyle yazdıkları tarihlerini artlarında bırakarak göç etmek zorunda bırakıldı. Bugün Filistin’den yansıyan görüntülerin aynısı 8 yıl önce Cizîr sokaklarında yaşandı. Hafızalarda kalanlar silinmedi. Sokağa çıkma yasakları adı altında kentte uygulanan ablukada en derin hukuksuzluk, insan hakkı ihlali yaşandı. Tüm bu saldırılara karşı Cizîr’deki evlerin bodrumlarından tüm dünyaya teslimiyete karşı gösterilmiş tarihin en büyük direnişlerinden biri yayıldı.

Yaşananlar zorlukla belgelendi

Sokağa çıkma yasakları sırasında zar zor Cizîr’de kalabilen gazeteciler, yaşananları canları pahasına belgelemeye çalıştı. Çatışmaların ortasında kalan kurşunların hedefi haline gelen gazeteciler o dönem televizyonlarda tek tek vahşetin ayrıntılarını ortaya koydu. Yardım isteyenlerin sesleri duyurulmaya çalışıldı. Bölgeden önce gazeteciler uzaklaştırılmak istendi. Türkiye’de seçilmiş milletvekillerinin Cizîr’ye girmeleri ve yaşananları duyurmaya çalışmaları engellendi. Dönemin vekilleri kendi kentlerinde ölüm tehditleri ile yurttaşların yanında oldu.

14 Aralık yasakların başlangıcı

Türkiye’de 2015 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen seçimlerin ardından Riha’da (Urfa) iki polisin şüpheli bir şekilde öldürülmesinin ardından yürütülen ‘çözüm süreci’ rafa kaldırıldı. Sur, Cizîr ve Nusaybin olmak üzere birçok kentte sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarının ardından da devletin ‘hendek operasyonları’ adını verdiği operasyonlar başladı. Cizîr’de 2015 yılının Eylül ayından itibaren sokağa çıkma yasakları ara ara duyuruldu ancak 14 Aralık’ta ilan edilen yasak ve ardından ortaya konulan kararlı ve onurlu direniş bir dönüm noktası oldu.

‘Benzin döküp onları yaktılar’

O dönem İMC TV yayınına bağlanan HDP yöneticilerinden Deya Koç’un söyledikleri ve yardım çağrısı hiç unutulmadı. Bir bodruma sığındıklarını ve bombardımanın üç günün sonunda çok şiddetlendiğini belirten Derya Koç, binaya yaklaşan özel harekattan iki kişinin bodrumun pencerelerinden içeriye pet şişeler içinde benzin attığını, insanların bu şekilde alev alarak yandığını anlattı. Derya Koç, bu yüzden alt katta bulunan 20-25 civarında kişinin can havliyle üst kata çıktığını söyledi. Üst katta da 20-25 kişi vardı. Derya Koç bu yayında beraberinde mahsur kalanların isimlerini tek tek saydı. Derya Koç bir başka yayında yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyordu:

“20-25’e yakın arkadaşımız bomba parçalarından yaralandılar. Biz onları da buraya yerleştirdik ve birlikte oturuyorduk. Bazı ihtiyaçları almak için üst kata çıktık, 20'ye yakın arkadaşımız vardı aşağıda. Onların hepsi aşağıdayken gelip üzerlerine benzin döküp onları yaktılar. Biz arkadaşların çağrılarına gidemedik. İnleme seslerini duyuyorduk sadece, herhangi bir şekilde hareket edemedik. Biz yukarıdayken tekrardan bombalar, doçkalar, havan toplarıyla saldırı yaptılar… Benim sadece çağrım, bu silahları kessinler bu sesleri kessinler."

Kadınların bedenleri teşhir edildi

Bu bağlantının ardından Derya Koç da yaşamını yitirdi. Derya Koç’un ‘ateşli silah yaralanması sonucu hayatını kaybetmiş olduğu’ tespit edildi. Bodrumlara sığınan insanlar katledildi. İnsanlar sokak ortasında vuruldu. Cenazelerini beyaz bayraklar kaldırarak gömmek isteyenler de hedef oldu. O saldırılar da gazeteciler de vuruldu. Neredeyse her yaşanan dijital medyaya yansıdı. Bunların en can yakıcı olanlarından biri de iki kadının cenazesinin sokak ortasında çıplak bir şekilde teşhir edilmesiydi. Bu olayla ilgili suç duyurusunda bulunuldu ama bu girişim de sonuçsuz kaldı. Valilik olayın Cizîr ile alakasının bulunmadığını iddia ederken olayla ‘başarıya ulaşan operasyonlara’ gölge düşürülmeye çalışıldığını belirtti. Ancak tüm veriler ve kaynaklar fotoğraftaki yerin Cizîr olduğunu gösteriyordu. 

‘Bütün dünyanın bir ayıbı olarak tarihe geçecek’

Cizîr Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç da Özgür Gün TV’ye bağlanarak aralarında yaralıların olduğu 62 kişinin bulunduğu bilgisini kamuoyuyla paylaştı. Mehmet Tunç, yaşananları şunları söylemişti:

"…İkinci katta yangın çıktığı için havan topları ve tank topları evi de deldiği için aşağıdaki bodrumda evin bütün eski mobilyaları, eski kanepeleri bütün eşyalar hepsi içerde ve şu anda bir Madımak Oteli ile karşı karşıyayız. Bu bir insanlık ayıbıdır… Ve şu an bulunduğumuz duman zaten içeri tamamen dolmuş ve o deliklerden yavaş yavaş ateş de içeri sıçramaya başladı. Her ne kadar ben biraz suyu alıp kanepeleri ıslatmaya çalışıyorsam da yukardan büyük bir yangın çıkıyor. Zaten Cizîr’nin her yerinde şu an biliyorum bu yangın görülüyor. Biz Alize Künefe ya da Nusaybin yolunun öbür tarafına bakan uç tarafına bakan herkes bu yangını görecektir. Onun için bütün insanlığa sesleniyorum. En azından ambulanslardan ziyade mutlaka itfaiyenin gelip evi söndürmesi lazım. Yoksa gerçekten ayakları kopuk olan insanlar var, büyük ağır ağır yaralı olan insanlar var, çocuklar var bu evin içinde cayır cayır yanacaklar. Bunun, Türkiye’nin ve tüm insanlığın hatta Birleşmiş Milletler’in, bütün dünyanın bir ayıbı olarak tarihe geçeceğinden hiç kuşkum yok…. Zaten evin sahibi aşağıdan 10 tane damacana bırakmıştı herhalde bir gün için. Onun için biz bunu zaten dört gündür beş altı tanesini bitirdik. Yani içerdeki arkadaşlara verdim onlar bitirdi. Yaralı insanlardır su içiyorlar, dört beş tane var, ben bunları kaloriferlere dökmüşüm kaloriferler biraz ıslanmış. Ama yukarda ev tamamen yanıyor ev yanınca bu ateşte… Yangın bomba atarlarla, tanklarla, havan toplarıyla çıktı… Keşke burada bir görüntülü telefon olsaydı da bu görüntüleri size böyle bu cayır cayır yanan evi dünya alem görseydi…”

Enkazlardan cenaze çıkarıldı

Sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinden günler sonra dönemin Türk İçişleri Bakanı Efkan Ala Cizîr’deki operasyonların sona erdiğini ifade etti. Cizîr’deki yasaklar 2 Mart 2016 tarihinde akşamları devam edecek şekilde yeniden düzenlendi ve ilçeye giriş-çıkışlar yasaklandı. Yasağın sona ermesi ile büyük çoğunluğu 3 binanın enkazından ve civardaki evlerden, sokaklardan 25’i çocuk toplam 177 cenaze çıkarıldı. Hayatını kaybedenlerden 103 kişinin kimliği tespit edilirken 74 kişi kimliği teşhis edilmeden defnedildi. Raporlar cenazelerin neredeyse tamamının ya yanmış ya da parçalandığı için tanınamaz halde olduğunu ortaya koydu. Bodrumlarda insan kemikleri ve askeri mühimmat atıkları bulundu. Adli Tıp Uzmanları, bodrumlarda çocuklara ait olduğu kabul edilen kemik parçalarını da tespit etti.

Hukuki girişimler sonuçsuz kaldı

Tüm bu yaşananların hem Türkiye’de hem de uluslararası mahkemelerde yargılamasının yapılması için gerçekleştirilen tüm girişimlerden sonuç alınamadı. Cizîr’de yaşananlarla ilgili Anayasa Mahkemesi’nde 60’tan fazla dosya var. Kimi dosyalar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gönderildi. Bu dosyalar da iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle reddedildi. Onları aşan dava dosyalarının ise süreçleri hala devam ediyor. 8 yıl geçmiş olmasına rağmen tüm bu yaşananlar da sorumluluğu olanlar yargı önüne çıkarılmadı ve adalet sağlanmadı. 

Cizîr uluslararası raporlarda yer aldı

Cizîr’de yaşananlar uluslararası kurumların raporlarına da konu oldu. Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile birçok uluslararası kurum ve kuruluşun raporlarında da yer aldı. Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu’nun 13 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan “Sokağa Çıkma Yasaklarının Hukuki Boyutu’’ isimli raporunda, “Ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı ve esasen sokağa çıkma yasaklarının yasal dayanağının olmadığı” ifadelerine yer verildi.  BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Raad El Hüseyin başkanlığındaki komisyonun, 10 Mart 2017 tarihinde hazırladığı raporda ise “bu dönemde 18 ay süreyle devam eden operasyonlarda 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği’’ bilgisi paylaşıldı.

Hiçbir zaman unutulmayacak

Cizîr’de herkesin gözleri önünde yani göz göre göre insanlar kıyımdan geçirildi. Bugün bu gerçekle hiç olmamış ya da hiç yaşanmamış gibi baş başa bırakılan bir halk var. İnsanların ölmemesi için devasa çabaların yanı sıra bunu kabul eden, yapan, savunan, vahşetin gizlenmesi için her yolu deneyen devlet iradesi ve onun uygulayıcılarının adalet önünde hesap vermesi için de hala çalışan ve hafızaları diri tutanlar da var. Bodrumlardan seslenen insanların dediği gibi bu katliam sadece Türkiye değil tüm dünyanın tarihine yazıldı. Ve bu tarih hiçbir zaman unutulmayacak.