Mısır’da kötü hava koşulları en çok çalışan kadınları etkiledi

Mısır’daki şiddetli hava koşullarının çalışan kadınların iş ve çocuk bakım yüklerini dengeleme zorluklarını derinleştirdiğini belirten Ruqaya Al-Samalusi, yeterli destek ve esnek politikaların eksikliğinin kırılganlıklarını artırdığını söyledi.

ASMAA FATHI

Kahire – Mısır, son günlerde şiddetli yağmur, güçlü rüzgarlar ve ani sıcaklık düşüşleriyle karşı karşıya kaldı. Yetkililer, bu olağanüstü hava koşulları nedeniyle birçok şehirde eğitime ara vermek zorunda kaldı. Ancak bu durum, özellikle çalışan kadınlar için sadece bir haberin ötesinde, günlük yaşamda ciddi zorluklar yarattı. Evde kalan çocuklar ve iş yükümlülükleri arasındaki dengeyi sağlamak, birçok annenin bir gecede karşılaştığı karmaşık bir problem haline geldi.

Ulaşım ve altyapı sorunları kadınları daha fazla etkiliyor

Şiddetli hava koşulları, ulaşım ve hareketliliği de güçleştirdi. Kadınlar, altyapının yetersizliği nedeniyle iş yerlerine yağmur ve rüzgar altında gitmek zorunda kalırken, gecikmeler, devamsızlıklar ve fiziksel riskler bu sürecin maliyetini kadınlar üzerinde topladı. Bu durum, iklim krizlerinin iş ve bakım yükleriyle birleştiğinde kadınların kırılganlığını ortaya koyarken, esnek ve destekleyici politikaların eksikliğini de gözler önüne seriyor.

Hamile kadınlar ve güvencesiz çalışanlar daha büyük risk altında

Araştırmacı ve kadın hakları aktivisti Ruqaya Al-Samalusi, çalışan kadınların iş sorumluluklarını çocuk bakımıyla dengelemeye çalışırken karşılaştıkları çifte yükü vurguladı. Ruqaya Al-Samalusi, bu zorlukları iki yönlü olarak tanımladı: Birincisi, olumsuz hava koşullarına rağmen işe gitme zorunluluğu, ikincisi ise, okulların kapanması sonrası, önceden herhangi bir düzenleme veya uygun alternatif olmaksızın çocuklarına bakma ihtiyacı. Ruqaya Al-Samalusi ayrıca, hamile kadınların iklim değişikliği ve şiddetli hava koşulları sırasında daha büyük risklerle karşı karşıya olduğunu ve ekstra dikkat gerektirdiğini belirtti. Ruqaya Al-Samalusi, hamile kadınların ihtiyaçlarını dikkate alan önlemlerin eksikliğinin ister yolda ister iş yerinde olsun, onların güvensiz koşullar altında ek yükler taşımasına yol açtığını söyledi.

Günlük gelirle çalışan kadınlar en kırılgan kesim

Ruqaya Al-Samalusi, “Zorlukların niteliği, çalıştıkları meslek türüne göre değişiyor. Hava değişiklikleri özellikle güvencesiz işlerde çalışan kadınları doğrudan etkiliyor. Halk pazarlarındaki ve sokak satıcılarındaki kadınlar, olumsuz hava koşullarının tehlikelerine maruz kalıyor ya da işe gidemeyip günlük gelirlerini kaybetmek zorunda kalıyor. Kırsal kesimdeki kadın çiftçiler ise çok daha büyük zorluklarla karşılaşıyor. Tarlalarına ulaşmak için güvenli olmayan ulaşım araçlarıyla uzun mesafeler kat ediyorlar, yağmurdan korunacak, barınacak veya kıyafet değiştirecek yerleri yok. Bu kadınlar son derece zor koşullarda, hiçbir koruma imkanı olmadan yaşıyorlar. Bu durum, diğer gruplara kıyasla onların üzerine orantısız bir yük bindiriyor ve iklim krizlerine karşı savunmasızlıklarını ortaya koyuyor” dedi.

Seyahat ve belirsizlik psikolojik baskıyı artırıyor

Şehirler arası seyahat söz konusu olduğunda tehlikenin daha da arttığını kaydeden Ruqaya Al-Samalusi, “Yağmur ve rüzgarda seyahat etmek, özellikle tahmin edilemeyen koşullarda işe gidip gelirken ciddi psikolojik ve fiziksel stres yaratıyor. Herhangi bir acil durum planı veya doğru hava tahminlerinin olmaması durumu daha da kötüleştiriyor ve kadınların işe gidip gelirken ki kaygılarını artırıyor. Bazı hava değişiklikleri hakkında önceden bilgi sahibi olunmasına rağmen, hükümet politikaları ve önlemleri genellikle kadınların ihtiyaçlarını göz ardı ediyor. Ne yazık ki politika oluşturulurken kadınlar öncelik listesinin en altına yerleştiriliyor” ifadelerinde bulundu.

Çözüm, kadın odaklı iklim politikaları ve sivil destek

Planlama eksikliğinin, çalışan kadınları somut bir destek olmadan krizlerin yükünü taşımaya daha yatkın hale getirdiğini anlatan Ruqaya Al-Samalusi, böylece kırılganlıklarını artırdığını açıkladı. Ruqaya Al-Samalusi, “Sivil toplum ve kadın örgütleri, kadınları desteklemede ve iklim değişikliğine karşı dirençlerini artırmada çok etkili bir rol oynayabilir. Farkındalık programları, eğitim ve çevre atölyeleri, kadınların risklerle daha bilinçli bir şekilde yüzleşmelerine yardımcı olabilir. Bu destek, geri dönüşüm, çevresel kaynakların kullanımı ve mesajın mümkün olduğunca çok kadına ulaşmasını sağlamak için dijital iletişim kanalları aracılığıyla bilgi yayma konusunda eğitimleri de kapsayabilir” diye kaydetti.