Faslı araştırmacı: İklim adaleti kadınların aktif katılımıyla sağlanır

Köylerde yaşayan kadınların iklim, su ve doğal kaynak yönetiminde merkezi rol oynadığına dikkat çeken Leila Mandi, kadınların yerel su yönetimi ve politika süreçlerine aktif katılımıyla gerçek iklim adaletinin sağlanabileceğini kaydetti.

RAJA KHAYRAT

Fas - Tensift Bölgesel Kalkınma Merkezi, kadınlara iklim değişikliği ve su güvenliği konularında eğitim verirken, aynı zamanda su yönetimi ve verimli sulama yöntemleri hakkında da bilgi sağlıyor. Merkez, kadınları topluluklar ve kurumlar arasında arabulucular haline getirerek edindikleri iklim bilgisini köylerde ve kooperatiflerde yürütülen saha projelerine aktarmalarını sağlayan “Kadın İklim Okulu” girişimi gibi pratik araçlar geliştiriyor.

‘İklim değişikliğinden en çok kırsaldaki kadınlar etkileniyor’

Fas’taki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi gözlemci üyesi ve Tensift Bölgesel Kalkınma Merkezi Başkanı Leila Mandi, kuraklık, çölleşme ve iklim değişikliğinin özellikle kırsal kesimdeki kadınları doğrudan etkilediğini vurguladı. Kadınların aileleri ve toplulukları içinde su, gıda ve enerji yönetiminde merkezi bir rol oynadığını belirten Leila Mandi, su kaynaklarındaki azalma ve toprak bozulmasıyla birlikte kadınların su temini ve gıda güvencesi konusunda artan günlük yükle karşı karşıya olduğunu söyledi. Leila Mandi, bu durumun kadınların ve kız çocuklarının sağlığını ve eğitimlerine devam etme yeteneklerini olumsuz etkilediğini kaydetti.

‘Kadınların çevresel değerlendirme süreçlerine katılmaları zorunluluk’

Kadınların sadece savunmasız bir grup olmadığını vurgulayan Leila Mandi, kadınların kaynaklar konusunda derinlemesine yerel bilgiye sahip olduğunu ve bu nedenle çevresel değerlendirme ve planlama süreçlerine katılımlarının bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu belirtti. Leila Mandi, "Kadınlar, su ve arazi yönetimi komitelerine dahil edilerek, yeşil finansman ve yeşil ekonomi odaklı gelir getirici projelere erişimleri sağlanarak, ayrıca su tasarrufu teknikleri, sürdürülebilir sulama ve yenilenebilir enerji konularında eğitim alarak çözüm süreçlerine pratik olarak katılabilirler" dedi.

Yerel kadınların yenilikçiliğini teşvik eden ve sahada aktif olarak dahil eden sivil toplum girişimlerinin desteklenmesi gerektiğini kaydeden Leila Mandi, “Bu sosyal yaklaşımdan katılımcı yaklaşıma geçiş, kadınları politikaların pasif alıcılarından çıkarıp iklim değişikliğine uyum sağlamak ve daha adil, sürdürülebilir kalkınma için etkili çözümler geliştiren kilit oyunculara dönüştürüyor. Kadınların süreçlerden dışlanması, çevresel sorunların belirlenmesi ve çözülmesinde yer almamaları sadece temsil meselesi değil, özellikle kırsal ve savunmasız bölgelerdeki kadınların yaşam kalitesi üzerinde doğrudan ve derin etkiler yaratıyor. Kadınlar çevresel sorunların teşhisine dahil edilmediğinde, günlük gerçekliklerimiz göz ardı ediliyor” ifadelerinde bulundu.

‘Kadınların dışlanması ekonomik kırılganlığı daha da artırıyor’

Kadınların, su, enerji, gıda ve toprak gibi doğal kaynaklarla en doğrudan temas halinde olduklarını da sözlerine ekleyen Leila Mandi, sözlerine şöyle devam etti:

“Örneğin Fas'ta kırsal kesimdeki kadınlar, Planlama Yüksek Komisyonu’ndan alınan verilere göre, günde ortalama iki ila dört saatlerini su ve yakacak odun temin etmeye ve doğal kaynaklarla ilgili ev işlerini yönetmeye harcıyorlar. Bu zaman yükü dikkate alınmadan politikalar oluşturulduğunda, önerilen çözümler genellikle yetersiz veya adaletsiz oluyor. Kadınların dışlanması ekonomik kırılganlığı daha da artırıyor, çünkü geçimlik tarım, küçük ölçekli hayvancılık ve ormancılık gibi çevreyle bağlantılı faaliyetlere bağımlılar. Karar alma süreçlerine katılımları olmadan bu faaliyetler sürdürülebilir şekilde desteklenemez ve kadınların gelirlerini ve gıda güvenliğini olumsuz etkiler.”

‘Kadınlar iklim destek programlarından eşit şekilde faydalanamıyorlar’

Kadınlar küresel tarım işgücünün yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturduğunu aktaran Leila Mandi, “Fas’ta da önemli bir oranda ücretsiz tarım işini kadınlar yürütüyor, ancak iklim destek programlarından eşit şekilde faydalanamıyorlar. Kadınların dışlanması sadece ekonomik değil, sağlık ve eğitimi de doğrudan etkiliyor. Su kıtlığı ve çevresel bozulma, kadınları su kaynaklı hastalıklara karşı daha savunmasız hale getiriyor. Ayrıca kız çocuklarının su taşıma ve ev işleri gibi günlük görevler nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldığını görüyoruz. Araştırmalar, su kaynağına bir kilometreden daha uzak yaşayan ailelerde kız çocuklarının okuldan ayrılma oranının erkek çocuklarına göre çok daha yüksek olduğunu gösteriyor” sözlerine dikkat çekti.

Kadınların çevre politikalarında seslerinin duyulmamasının marjinalleşme duygusu ve kurumlara olan güven kaybına yol açtığını dile getiren Leila Mandi, “Bu da kadınların kuraklık ve sel gibi iklim şoklarına uyum sağlama yeteneklerini sınırlıyor. Kadınların sadece hizmetlere değil, aynı zamanda kaynak yönetiminde yerel uzmanlar olarak rollerinin tanınmasına ihtiyacı var. Kadınlar çevrenin dostudur. Uluslararası birçok çalışma, kadınların yönettiği hanelerde sera gazı emisyonlarının genellikle erkeklerin yönettiği hanelere göre daha düşük olduğunu doğruluyor. Bu fark, tüketim ve ulaşım alışkanlıklarındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. Kadınlar toplu taşıma ve yürümeyi daha çok tercih ediyor, evlerinde daha az enerji harcıyor ve su ile gıda kullanımını koruma, atıkları azaltma konusunda daha özenli davranıyor” dedi.

“Kadınların çevreyle ilişkisi sadece davranışsal değil, aynı zamanda işlevsel ve varoluşsaldır” diyen Leila Mandi, şöyle konuştu:

“Kırsal Fas’ta kadınlar ev içi ve küçük ölçekli tarımsal su yönetimi, yakacak odun ve yem toplama, yerel tohumları muhafaza etme ve hane ekonomisini yönetme gibi işleri üstleniyor. Bu nedenle kadınlar, doğal kaynaklarla doğrudan ve günlük temas halindeler ve kuraklık, toprak bozulması veya su kıtlığı gibi iklim değişikliği etkilerine karşı daha bilinçli olabiliyor. Kadınların bu çevresel bilgisini ve deneyimini doğru şekilde kullanmak, onları sadece çevresel aktörler olmaktan çıkarıp, yeşil ekonomi, eko-girişimcilik ve topluluk içi iklim eğitimleri aracılığıyla ekolojik geçişin sürücüleri haline getirebilir.

‘Kadınların karşılaştığı zorluklar yeterince dikkate alınmıyor’

Fas, 2030 Ulusal Su Stratejisi de dahil olmak üzere içme suyuna erişimi artıracak adımlar atıyor, ancak kentsel ve kırsal alanlar arasında eşitsizlik hala devam ediyor. Kırsal bölgeler iklim dalgalanmalarına ve kaynak tükenmesine karşı daha savunmasız ve bu durum kadınların yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Ulusal düzeyde içme suyuna erişim yüzde 96’nın üzerinde olsa da, ardışık kuraklık dönemlerinde birçok kırsal kadın her gün uzun mesafeler katederek su temin etmek zorunda kalıyor. Bu, su politikalarının büyük ölçekli çözümlere odaklanması nedeniyle kırılgan bölgelerdeki kadınların karşılaştığı zorlukların yeterince dikkate alınmadığını gösteriyor.

Mevcut politikalar genellikle ulusal düzeyde genel bir bakış açısıyla hazırlanıyor, oysa kadınlar bulundukları bölgeye göre çok farklı çevresel koşullarla karşı karşıya kalıyor. Su kıtlığı çeken kırsal alanlardaki kadınlar, şehirlerde veya kıyı bölgelerindeki kadınlarla aynı zorlukları yaşamıyor, ancak çoğu zaman tek tip bir çerçeve içinde ele alınıyorlar. İşte bu nedenle, iklim, su, tarım, eğitim ve sağlık politikaları arasında gerçek bir bağlantı kurulmadan, sadece bahsetme veya pilot projelerle sınırlı, sektörel ya da sembolik bir şekilde uygulanan yaklaşımlar kadınlar için iklim adaletini sağlamıyor. Bu durum özellikle kırılgan bölgelerde yaşayan kadınların yaşamlarını doğrudan etkiliyor.”

‘Teknik çözümler yeterli değil, planlama, uygulama ve izleme süreçlerinde rol almalılar’

Gerçek iklim adaletini sağlamak için iklim politikalarının sosyal ve ekonomik adaletle ilişkilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Leila Mandi, “Özellikle kırsal alanlardaki kadınları değerlendirme ve planlama süreçlerine dahil eden, savunmasız bölgelerin özelliklerini dikkate alan bölgesel bir yaklaşım şart” dedi.

Leila Mandi, ulusal politikalar ile yerel gerçeklikler arasında köprü kurulmasında sivil toplumun rolünün güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Konuşmasını kadınların ve sivil toplumun yerel su yönetimine aktif katılım çağrısıyla sonlandıran Leila Mandi, “Sadece teknik çözümler yeterli değil. Kadınların planlama, uygulama ve izleme süreçlerinde aktif rol oynadığı katılımcı bir yönetime doğru ilerlemeliyiz” ifadelerini kullandı.