‘Yalnız Hayatta Kaldım’ romanıyla kadınlara yeni bir yaşamın yolunu aralıyor
Faslı yazar Fatima Zahra Mahfoud, yeni romanı “Yalnız Hayatta Kaldım”da erken dönem travmalar, görünmez duygusal şiddet ve zararlı bağlanmalar üzerinden kadınların hayatta kalma ve kendini yeniden inşa etme süreçlerini anlatıyor.
HANAN HARET
Fas – Faslı yazar Fatima Zahra Mahfoud, yeni romanı “Yalnız Hayatta Kaldım” ile kurgu ve gerçeği harmanlayarak kadın mücadelesini merkeze alan bir yaşam deneyimini okura sunuyor. Roman, erken dönem travmalar, görünmez duygusal şiddet ve zararlı bağlanmalar üzerinden, kadınları bazen sürekli kurban konumuna yerleştiren toplumsal ve psikolojik yapıları inceliyor. Hikaye, yoksulluk, duygusal yoksunluk ve aile desteğinin yokluğuyla büyüyen bir kadının zorlu çocukluğundan, sosyal ve profesyonel başarılarına rağmen içsel kırılganlıklarını ortaya çıkaran yıkıcı bir aşk ilişkisine kadar uzanan yaşamını anlatıyor.
Yazar Fatima Zahra Mahfoud, yeni eseri “Yalnız Hayatta Kaldım” ile kurgu ve gerçeği harmanlayarak feminist bir deneyimi okura aktarıyor. Fatima Zahra Mahfoud’a göre kitap, sadece bireysel öz-yansıtmanın ötesine geçerek, farklı toplumsal bağlamlarda yaşamış kadınların deneyimlerini sosyal bir sorgulamaya dönüştürüyor. Romanda hayatta kalmak, kahramanca bir zafer olarak değil, acıyla yüzleşip kendini yeniden inşa etme süreci olarak sunarken, “sessiz kurban” konumundan aktif bir aktör konumuna geçiş, bu yolun özünü oluşturuyor. Yazar, Rus yazar Fyodor Dostoyevski’nin acının derin farkındalığın kaynağı olduğu sözünü hatırlatarak, acının kadınların hayatı daha derinlemesine anlamasının kapısı olabileceğini vurguluyor.
‘Hayatta kalmak, hikayenin sonu değil, başlangıcı’
Fatima Zahra Mahfoud, hayatta kalmanın, zirveye ulaşmadan önce kaçınılmaz olarak bir hayal kırıklığı aşamasından geçmeyi gerektirdiğini belirtiyor. Ona göre hayatta kalmak, hikayenin sonu değil, aksine başlangıcı; bu süreç, kişisel deneyimlerinden ve kadınları hala küçümseyen, katı toplumsal kalıplara hapseden klişelerden kaynaklanan zorluklarla şekilleniyor. Fatima Zahra Mahfoud, bu nedenle hayatta kalmayı başarmanın yazmak ve toplumsal engelleri yıkmakla mümkün olduğunu kaydediyor.
Şiddet biçimleri ve etkilerini işliyor
“Duygusal travmayı ve zorlu bir çocukluğu, sonraki acıların temeli olarak ele alıyorum” diyen Fatima Zahra Mahfoud. “Erken dönemde yaşanan yoksunluk, kadınların uygunsuz partnerlere veya kontrol odaklı ilişkilere bağlanma arayışına girmesine yol açan dengesiz duygusal ilişkilere neden olabiliyor. Sağlıksız bir geçmiş, bugünü hala etkiliyor ve çözülmemiş erken kayıplar, sağlıksız bağlanmaların temelini oluşturuyor. Romanımda ayrıca toplumda gizli ve sessiz bir şiddet biçimi olarak tanımladığım duygusal şiddete de değiniyorum. Bu şiddet fiziksel iz bırakmasa da, çoğu zaman korku, kıskançlık veya endişe gibi şekillerde gizlenen derin bir psikolojik hasara yol açıyor” sözlerine yer veriyor.
‘Nasıl kurtulabileceğimiz üzerine bilinçli bir tartışma başlatmalıyız’
Kadınları sürekli ‘kurban’ olarak göstermenin bu acının sürmesine dolaylı olarak katkıda bulunduğunu dile getiren Fatima Zahra Mahfoud, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Kadınları ruhsuz bedenlere indirgeyebilecek bu ‘sessiz volkandan’ nasıl kurtulabileceğimiz üzerine bilinçli bir tartışma başlatmalıyız. Ekonomik ve mesleki bağımsızlık elbette önemli, ama tek başına yeterli değil, dengeyi sağlamak için daha fazlasına ihtiyaç var. Özellikle kadınların çoğu görünmez şiddete maruz kalıyor, bu yüzden psikolojik destek ve topluluk temelli farkındalık çalışmaları kritik öneme sahip. Birçoğu evli olabilir, ancak toplumsal yargılamadan korktukları veya yaşadıkları psikolojik baskıları açıklamakta zorlandıkları için mutsuzlar.
‘Yazmak yeni bir başlangıç yapma sürecinin bir aşaması’
Feminist yazının erkeklere üstünlük sağlamak gibi bir amacı yok ve kadınlara feminist deneyimi ifade etme konusunda tekel hakkı tanımıyor. Erkekler de bu yeteneğe eşit derecede sahip. Ancak kadınlar, bu deneyimin inceliklerini ve nüanslarını, doğrudan onunla etkileşim içinde oldukları için daha iyi aktarabiliyor. Yazmak bir yeniden doğuş ya da nihai zafer değil, aksine, kendini yeniden inşa etme ve yeni bir başlangıç yapma sürecinin bir aşaması.”
‘Özgür olmak için yazıyorum’
Yazmanın bir yansıma alanı ve iyileşme için bir başlangıç noktası olduğunu ifade eden Fatima Zahra Mahfoud, “Yalnız Hayatta Kaldım” eseriyle kadınlara ışık ve umut sunmayı hedeflediğini belirtti. Fatima Zahra Mahfoud, her okuyucuya, erkek veya kadın, iyileşmenin, toparlanmanın ve kurtuluşun, yolculuk ne kadar uzun olursa olsun mümkün olduğunu iletti. Fatima Zahra Mahfoud, yazmanın kendisi için bir özgürleşme ve iyileşme çığlığı olduğunu vurgulayarak, sözlerini "Özgür olmak için yazıyorum" diyerek noktaladı.