Zeineb Charni: Tunus’ta kadın hakları uzun mücadeleler sonucu elde edildi

Tunus’ta kadın kurumlarının, kadın haklarını ve kadınları şiddetten koruyan yasaların uygulanmasını güvence altına alma konusunda kritik rol oynadığını söyleyen Zeineb Charni, bu hakların uzun mücadeleler sonucu elde edildiğini kaydetti.

ZOUHOUR MECHERGUI

Tunus- Tunus’taki feminist hareket, düşünce ile eylemi birleştiren yapısı, güçlü örgütlenme geleneği ve uzun soluklu mücadelesiyle ülkede eşitlik ve adalete dayalı ilerici bir toplumsal modelin inşasında belirleyici bir rol oynadı. Bağımsızlık sonrası sınırlı bir çerçevede başlayan bu hareket, zamanla üniversitelerden sendikalara, sokaklardan yasal mücadele alanına uzanan çok katmanlı bir yapıya dönüştü. Teorik üretim ile saha aktivizmini birlikte yürüten feministler, hem kadınların gündelik yaşamda karşılaştığı eşitsizliklere karşı mücadele etti hem de Tunus’un demokratik dönüşüm süreçlerinde etkin bir özne haline geldi. Ocak Devrimi’nden günümüze uzanan bu birikim, feminist hareketi yalnızca kadın haklarının savunucusu değil, aynı zamanda toplumsal değişimin kalıcı aktörlerinden biri konumuna taşıdı.

‘Feminist hareketin kapsamı genişledi’

İnsan hakları ve feminist aktivist Zeineb Charni, Tunus feminist hareketinin başarısının sırrını, ülkenin oluşturduğu güçlü ikili yapıya bağlayarak, kararlılığın hareketin dayanıklılığı ve farklılığının temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Zeineb Charni, “Bağımsızlık sonrası Tunus’ta feminist hareket başlangıçta sadece kadın sorunlarıyla ilgilenen tek bir örgütle, Kadınlar Birliği ile sınırlıydı. Ancak siyasi bilincin artması, üniversitelerde eleştirel hareketlerin doğması ve 1972’deki öğrenci ile işçi hareketlerinin hem öğrenci hem de işçi birliklerinde yarattığı dönüşümlerle feminist hareketin kapsamı kademeli olarak genişledi” dedi.

‘Amaç eşitliğin sağlanması’

Zeineb Charni, özellikle o dönemde Tahar Haddad’ın kulübü çerçevesinde kadınların karşılaştığı özel sorunları ele alan dinamiklerin, iç gözleme dayalı yeni bir feminist vizyonun oluşmasına katkıda bulunduğunu belirtti. Şahsen deneyimlediği bu dönemi, kadınların yaşadığı gerçekliği analiz etme ve baskı biçimlerini anlama süreci olarak tanımlayan Zeineb Charni, aynı zamanda daha geniş sosyo-politik çerçevede eşitlik ve adalet ilkelerine dayalı alternatif bir toplumsal modeli incelemeye çalıştığını ifade etti.

Zeineb Charni, amaçlarının yaşamın her alanında cinsiyetler arasında eşitliğin sağlandığı bir toplumsal model geliştirmek olduğunu vurguladı. Zeineb Charni, bu dönemi, Tunus’taki ilk feminist gazete olan “Nisaa”nın yayınlanmasına tanık olması nedeniyle feminist hareketin tarihinde kritik bir dönem olarak değerlendirdi. Farklı yönelimlere sahip feminist akımlar arasında entelektüel anlaşmazlıklarında ortaya çıktığını kaydeden Zeineb Charni, bazı akımların alternatif bir toplumsal vizyon için feminist özelliklere odaklandığını, bazılarının ise feminist benliği dönüştürmeye yoğunlaştığını söyledi. Zeineb Charni, “Bu süreç, feminist tartışmayı zenginleştirdi ve Tunus’taki kadın çoğulculuğu güçlendirdi” dedi.

‘Önemli çalışmaların temeli atıldı’

Zeineb Charni, sözlerine şöyle devam etti:

“Tunus feminist hareketinin ikinci aşaması, özellikle 1989’da kurulan derneklerle birlikte eleştirel yüzleşmenin ortaya çıkması ve muhalif feminist hareketin netleşmesiyle karakterize edildi. Bu dönem, başlangıçta yapılandırılmamış, aktivizm ve teoriyi birleştiren çalışmaların ürünü olurken, zamanla organize edilerek daha objektif bir çerçevede bütünleşti. Yasal olarak, bu süreç başta Tunus Demokratik Kadınlar Derneği ve Araştırma ve Geliştirme için Kadınlar Derneği olmak üzere çeşitli derneklerin kurulmasına yol açtı. Bu dönüşüm, feminist çalışmalara süreklilik kazandırdı ve hareketin, organize saha eylemlerinin yanı sıra kadın sorunlarını resmi çalışmalar aracılığıyla ele almasını sağladı. Tunus’taki feminist hareket, düşünce ve eylemi birleştirerek hem entelektüel hem de aktivist bir çizgi izledi. Hareket, teorik yazılar ve araştırmalar üretmenin yanı sıra, marjinalleştirilmiş kadınları desteklemek ve şiddete maruz kalan kadınların sesini duyurmak gibi önemli sosyal çalışmaların da temelini attı.”

‘Devrimin şekillenmesine katkı sağlandı’

Tunus feminist hareketinin aynı zamanda büyük insani meselelerle ilgilendiğini kaydeden Zeineb Charni, “Hareket, Irak Savaşı, İsrail’in Sabra ve Şatila’daki katliamları ve Filistin halkına yönelik şiddete karşı sosyal eylemlere katıldı. Bu yaklaşım, kadın haklarını savunan hareketin kadınların özgün deneyimlerini dikkate alırken toplumu dönüştürmeyi ve adil bir temele oturtmayı amaçladığını gösteriyor. Feminist hareketler, Tunus içinde ve dışında insan hakları ile işçi hareketleriyle iç içe geçti. 14 Ocak Devrimi sırasında önemli rol oynayan hareket, Gafsa maden havzasındaki protestolar ve halk ayaklanmalarına katılımıyla devrimin şekillenmesine katkı sağladı. Bu deneyimler, hareketin Tunus’taki toplumsal dönüşüm sürecinde sürekli varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor” diye belirtti.

‘Hareket toplumsal değişime damgasını vurdu’

Tunus’taki feminist hareketin bölgedeki ve Afrika’daki benzerlerine kıyasla en güçlü ve ilerici hareketlerden biri olarak öne çıktığını dile getiren Zeineb Charni, şöyle konuştu:

“Hareket, tarih boyunca çeşitli dönemlerde toplumsal değişime damgasını vurdu ve Tunus toplumunun önemli olaylarında aktif rol aldı. Feminist hareket, kadınların kazanımlarını yok etmeye ve toplumu kadınların daha önce hiç yaşamadığı koşullara geri döndürmeye çalışan ‘gerici akımlara’ karşı devrim sürecine katıldı ve kadınların marjinalleşmesini önledi. Hareket, yasaları değiştirmek ve yasal girişimlerde bulunmak için hem rejim ve resmi kurumlarla diyalog kurmayı hem de daha geniş sosyal özgürleşme hareketlerine katılmayı bir araya getiren ikili bir yaklaşım benimsiyor.

Kadın hakları savunucuları, cinsiyete duyarlı metinler hazırladı. Bu metinler, taban hareketleri ve saha tartışmalarından doğduktan sonra, feminist örgütler ve sivil toplum bileşenleri arasındaki ağlar aracılığıyla Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) gibi üst düzey kurumlara iletildi. Bu süreç, kadın hareketinin kapalı ve örgütsüz bir yapıdan, entelektüel ve pratik olarak yapılandırılmış, toplumu dönüştürmeyi amaçlayan organize bir harekete dönüşmesini gösteriyor.”

‘Feminist hareketin gücü arttı’

Tunus feminist hareketinin karşılaştığı zorluklara ve saldırılara rağmen örgütlenmesini ve başarısını sürdürmeyi başardığına dikkat çeken Zeineb Charni, “Aktivistler, kadınların meşru ve yasal bir varlığa sahip olmasının önemini erken fark etti. Bu farkındalık, uzun vadeli aktivizmin görünür olması ve toplum içinde aktif rol alması gerektiğini benimseyen feminist hareketin entelektüel olgunluğu ve siyasi bilincini yansıtıyor. Ayrıca hareketin üyeleri, Marksistlerden liberallere, komünistlerden sendikacılara kadar farklı sosyal ve siyasi geçmişlere sahip olmasına rağmen, kadın haklarını kazanmanın temel aracı olarak yasal eylemin önemini kavrayarak feminist hareketin gücünü artırdı” diye kaydetti.

‘Somut değişimler sağlandı’

Zeineb Charni, Tunus’taki kadın kurumlarının, özellikle 1989’da kurulan Tunus Demokratik Kadınlar Derneği’nin, kadın haklarını ve kadınları şiddet ile dışlanmadan koruyan yasaların uygulanmasını güvence altına alma konusunda kritik rol oynadığını belirtti. Bu hakların uzun mücadeleler sonucu elde edildiğine dikkat çeken Zeineb Charni, kurumların resmi kurumlar üzerindeki etkisi sayesinde toplumsal uyum korunurken, aile ve toplum yaşamında somut değişimlerin sağlandığını kaydetti.

Zeineb Charni, sözlerinin sonunda şu ifadelerde bulundu:

“Reformlar, farklı ideolojik geçmişlere rağmen aktivistler için ortak bir ufuk oluşturan normatif bir siyasi vizyonu koruyacak şekilde ve kademeli bir yaklaşımla, doğrudan ve taktiksel yöntemlerle gerçekleştirildi. Adalet, eşitlik ve iş bölümü ilkelerinde birleştiler. Bu ikilik, aktivistlerin benzersiz özellikleri ve farklılıklarıyla birlikte kadınların varlığını sürdürmesini kolaylaştırıyor ve Tunus’taki feminist hareketin gücünü belirledi. Gücün, başarının ve istikrarın sırrı reform ve sürekli dönüşümün birleşiminde yatıyor. Bu da nihayetinde Tunus feminist hareketinin hedeflediği normatif modelin kurulmasına yol açıyor.”