İran’da sağlık sistemi alarm veriyor: 30 bin pratisyen hekim mesleği bıraktı

Ekonomik kriz ve belirsizlik, İran’da sağlık sistemini derinden sarsıyor. En az 30 bin pratisyen hekimin hekimliği terk ettiği, 2 binden fazla uzmanlık kontenjanının boş kaldığı ülkede, insan gücü kaybı sağlık hizmetlerinin geleceğini tehdit ediyor.

Haber Merkezi- İran’da ülke genelindeki protestolar devam ederken sağlık sisteminde derin bir krizle karşı karşıya. İran Tabipler Birliği Başkanı’nın açıklamasına göre, en az 30 bin pratisyen hekim hekimliği bıraktı. Ayrıca 2 binden fazla uzmanlık asistanlığı kontenjanı boş kaldı. Bu tablo, ekonomik istikrarsızlığın sağlık sektöründeki insan gücünü çökerttiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

İran Tabipler Birliği Başkanı, ekonomik belirsizlik ve hekimler için net bir gelecek perspektifinin olmaması nedeniyle en az 30 bin pratisyen hekimin hekimliği terk ederek tıp dışı işlere yöneldiğini açıkladı. Bu değerlendirme, hekimlerin sağlık sisteminde kalma ve uzmanlık eğitimine devam etme motivasyonunun ciddi biçimde düştüğünü ortaya koyan bağımsız raporlarla da örtüşüyor. Uzmanlara göre düşük ücret ve tarifeler, geçim sıkıntısı ve iş güvencesi eksikliği bu durumun başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Kriz daha da derinleşti

Aynı zamanda bu yılki uzmanlık sınavında, temel tıp branşlarındaki 5 bin 400 kontenjandan 2 bin 69’u boş kaldı. Anestezi ve acil tıp gibi ön saflarda yer alan bazı branşlarda ise kontenjanların felaket boyutunda sıfır doluluk gösterdiği bildirildi. Yüksek enflasyon, alım gücünün düşmesi, döviz kurlarındaki artış, hekimler gibi görece yüksek gelirli kesimler için dahi ekonomik motivasyonun azalması ve destekleyici bütçelerin kısılması bu krizi daha da derinleştirdi.

İran’da pratisyen hekimler, muayenehane giderleri ve yüksek yaşam maliyetleriyle kıyaslandığında gerçek gelirleri çok düşük kalan ücretlerle karşı karşıya. Bu nedenle birçok hekim ya tıp dışı işlere yöneliyor ya da ülkeyi terk ediyor.

Sağlık sektöründeki bu insan gücü krizi, ülke genelindeki protestolarla eş zamanlı yaşanıyor ve uzmanlaşmış orta sınıfın önemli bir bölümünü sistemin dışına itiyor. Bu durum, kamusal hoşnutsuzluğun ve devletin hizmet sunan kurumlarına duyulan güven kaybının yapısal nedenlerinden biri olarak görülüyor.

Krizin temel unsurlarından biri

İran’daki toplumsal gelişmelerde ekonomik istikrarsızlık ve üretken istihdam perspektifinin yokluğu; eğitim alanındaki beyin göçünden sağlık sektöründeki görev bırakmalara kadar farklı biçimlerde kendini gösteriyor. Bu süreç, genellikle sivil toplumda ve protesto hareketlerinde aktif rol alan kesimleri de doğrudan etkiliyor. Hekim krizinin, yükseköğretime yapılan yatırım ile bunun toplumsal ve ekonomik getirisinin olmaması arasındaki çelişkiyi açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor. Gençler ve aileleri tarafından yıllar süren eğitimle biriken bu sermaye, bugün hekimliğin bırakılması ya da ülke dışına göç olarak yeniden üretiliyor. Bağımsız ve mesleki uzmanlar, sağlık sigortası ödeme altyapısının ve tıbbi tarifelerin işlevsizliğinin krizin temel unsurlarından biri olduğunu vurguluyor. Kimi uzmanlar, yabancı hekim ithalinin açığı kapatamayacağını, aksine çalışma koşullarının cazip olmaması nedeniyle hizmet kalitesini daha da düşürebileceğini belirtiyor.

Daha derin krizler yaşanabilir

Meslek örgütlerine göre, özellikle kırsal bölgelerde aile hekimlerinin alacaklarının ödenmemesi ve sigorta kurumlarının uzun süreli borçları, hekimlerde güvensizlik ve motivasyon kaybını artırıyor; bu bölgelerde hekim tutmanın her zaman ciddi bir sorun olduğu hatırlatılıyor. Hekimlerin mesleği bırakması, uzmanlık kapasitesinin düşmesi ve kalan sağlık çalışanlarının iş yükünün artması; genel ve uzman hekimlere erişimin azalması, acil ve hayati branşlarda hizmet kalitesinin düşmesi gibi daha derin krizlere yol açabilir. Bu durum, zaten ağır olan ekonomik ve toplumsal koşulları daha da kötüleştirme riski taşıyor.

Bağımsız tıp çevreleri, sağlık sisteminin çöküşünü önlemek için ücret ve tarife sisteminin iyileştirilmesi, hekimlerin ekonomik ve mesleki güvenliğinin sağlanması, sevk zinciri ve aile hekimliği sisteminin tam uygulanması ve uzmanların ülkede kalmasını teşvik edecek mali ve mesleki motivasyonların oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, hekimlerin sistemden çıkışının süreceği uyarısında bulunuluyor.