Kayıp yakınları üç kentte adalet talebini yineledi
Kayıp yakınları ve İHD, Amed, Êlih ve Colemêrg’de düzenledikleri haftalık eylemlerde gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sordu. Eylemlerde, cezasızlık politikalarına son verilmesi ve sorumluların yargılanması çağrısı yapıldı.
Haber Merkezi – İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, Türkiye’nin farklı kentlerinde sürdürdükleri haftalık eylemlerle gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sormaya devam ediyor. Amed, Êlih, Colemêrg’de yapılan eylemlerde, yıllardır aydınlatılmayan dosyalar hatırlatılarak hakikat ve adalet talebi bir kez daha dile getirildi.
Amed’de 891’inci hafta
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemi 891’inci haftada da sürdü. Amed’in Rêzan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirilen eyleme çok sayıda kişi ve kayıp yakını katıldı. Faili meçhul şekilde katledilen ve kaybedilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde bu hafta, 10 Eylül 1996’da Piran (Dicle) ilçesindeki evinin bahçesinde Özel Harekât Timleri tarafından katledilen Hatice Atalay’ın hikayesi okundu.
Cezasızlık eleştirisi
Hatice Atalay’ın hikayesini İHD Amed Şube yöneticisi Eylem Kaya okudu. Eylem Kaya, aradan geçen uzun yıllara rağmen maddi gerçeğin ortaya çıkarılmadığını ve sorumluların hesap vermediğini belirtti.
Eylem Kaya, “10 Eylül 1996 tarihinde, saat 22.00 ile 23.00 arasında Hatice Atalay, eşi ve komşuları Hatice Akkoç ile birlikte, eve yaklaşık bir kilometre mesafede bulunan ve Dicle Emniyet Müdürlüğü’nün karşısında yer alan sebze bahçelerini sulamaya gider. Sulama sırası gelen aileler, Emniyet Müdürlüğü’ne bir gün önceden bilgi vermekteydi. Atalay ailesi de öncesinde bu durum hakkında Emniyet’i bilgilendirir. Hatice Atalay bahçeyi sulamaya başladıktan bir süre sonra, Emniyet Müdürlüğü’nün arka kısmında bulunan Ziyaret Tepesi’nde sürekli olarak konumlanan Özel Harekât Timleri tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açılır” dedi.
Yaralı halde saatlerce bekletildi
Hikayenin devamında Eylem Kaya şu ifadelere yer verdi: “İlk taramanın ardından bir el silah sesi duyulur, ardından tekrar seri şekilde ateş edilir. O sırada Hatice Atalay’ın eşi, Emniyet’e doğru feryat ederek silah sıkmamalarını söyleyip koşar. Ancak orada bulunan bir polis, kendisine hakaret ederek ‘Seni de öldüreceğiz’ diye bağırır. Hatice Atalay’ın yaralandığını ve onu hastaneye yetiştirmek istediğini eşi o esnada polislere bildirir. Ancak Emniyet mensupları, sabah saat 06.00’ya kadar onları orada bekletir. Hatice Atalay, olay yerinde kan kaybı nedeniyle hayatını kaybeder. Daha sonra olay yerine Cumhuriyet savcısı ve doktor getirilir. Hastanedeki işlemler tamamlandıktan sonra cenaze aileye teslim edilir.
Dosya sonuçsuz bırakıldı
Yürütülen soruşturma kapsamında Emniyet yetkilileri, olay yerinde herhangi bir mermi çekirdeği veya kovan bulunmadığını, bu nedenle olayla kurumsal bir ilgilerinin olmadığını beyan eder. Bu değerlendirmeler doğrultusunda Cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek dosya kapatılır. Olay tarihinden itibaren aradan geçen süreye rağmen etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmemiş; delillerin toplanması ve sorumluların tespiti yönünde gerekli işlemler yerine getirilmemiştir. Bu nedenle dosya, bugüne kadar faili meçhul olarak kalmıştır.
Adalet talebimiz sürecek
Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz Bu olay ve sonrasında yürütülen sürecin bütünü değerlendirildiğinde, devletin yaşam hakkı ihlali karşısında etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütme yükümlülüğünü açıkça yerine getirmediği görülmektedir. Yaşam hakkına yönelik bu ağır ihlal karşısında sorumluların tespit edilmemesi, delillerin gereği gibi toplanmaması ve dosyanın kapatılması, cezasızlık pratiğinin somut örneklerindendir. Yetkili makamlara, aradan geçen süreye rağmen, maddi gerçeği ortaya çıkarma ve sorumluları cezalandırma yükümlülüğünü hatırlatıyor, Hatice Atalay için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğimizi tekrarlıyoruz.”
Açıklama, oturma eylemi ile son buldu.
Êlih’te kayıp Mehmet Mungan’ın akıbeti soruldu
Êlih’te ise İHD ve kayıp yakınlarının eylemi 727’nci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde sürdü. Bu haftaki eylemde, 18 Mart 1998’de Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Mungan’ın akıbeti soruldu.
Mehmet Mungan’ın hikayesini İHD yöneticisi Reşit Çetinkaya okudu. Reşit Çetinkaya, 2009’da başlayan Ergenekon yargılamalarının ardından Mehmet Mungan’ın ailesinin Şırnak Barosu’na başvurduğunu ve bazı askerlerin olayda sorumlu olabileceğini bildirdiğini söyledi. Baro tarafından yapılan suç duyurusuna rağmen bugüne kadar herhangi bir gelişme sağlanamadığını belirtti.
‘Gerçeklerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz’
Reşit Çetinkaya, yıllardır iktidarlara suçluların ortaya çıkarılması ve yargılanması çağrısında bulunduklarını belirterek, karanlıkta kalan olayların aydınlatılmasını ve hukukun işletilmesini talep ettiklerini söyledi.
Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.
Colemêrg’de 217’nci hafta
İHD ve kayıp yakınlarının Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde düzenlediği eylem ise 217’nci haftasında sürdü. Sanat Sokağı’nda yapılan eylemde gözaltında kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı ve “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartı açıldı.
Bu haftaki eylemde de 10 Eylül 1996’da katledilen Hatice Atalay’ın failleri soruldu. Açıklamayı İHD Colemêrg Şubesi Eşbaşkanı Sibel Çapraz okudu.