İran’da halka karşı savaş ilanı: 29 kişi yaşamını yitirdi

İran’da süren protestolara dönük saldırılar sonucu bin 200’den fazla kişi gözaltında. 29 kişi hayatını kaybetti. Halka ateş açılırken yetkililerin açıklamaları müdahalelerin daha da sertleşeceğini gösteriyor.

Haber Merkezi- İran’da devam eden protestolar 9 günü geride bıraktı. Ülkede en az 88 şehirde 257 farklı noktada eylemlere devam ediliyor. İnsan hakları örgütleri, bugün sabah saatleri de dahil on gün içinde en az bin 203 kişinin gözaltına alındığını ve yine en az 29 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Ekonomik taleplerle başlayan protestolar, hızla siyasi ve insan hakları boyutları kazanarak üniversiteleri, pazar yerlerini ve şehir mahallelerini kapsadı. Bu süreçte, doğrudan ateş açma, göz yaşartıcı gaz, öğrenci yurtlarına baskın ve zorla “itiraf” videoları kaydetme gibi baskı araçları kullanıldı.

Hak savunucuları Malekşahi’de göstericilere karşı güvenlik güçlerinin doğrudan ateş açtığını bildirdi; en az dört vatandaşın yaşamını yitirdiği ve yaklaşık 30 kişinin yaralandığını aktardı. Yerel kaynaklar bazı cenazelerin isimlerini paylaşırken, dijital medyada ateş açılma anları ve cenaze törenlerinden görüntüler yayımlandı. Aileler ve yerel halkın tıbbi malzeme ve kan bağışı çağrıları yaptığını belirtilirken, bazı raporlar güvenlik güçlerinin cenaze törenlerini engellemeye çalıştığı ve katılımcıları gözaltına aldığı aktarıldı.

Hastaneye baskın ve gözaltı

Öte yandan güvenlik güçlerinin yaralıların tedavi gördüğü İmam Humeyni Hastanesi’ne baskın düzenleyip yaralıları gözaltına aldığı kaydedildi. Bu durum, yaralıların tedavi merkezlerine gitmekten korkmasına yol açtı. İnsan hakları örgütleri, hastanede gözaltına alınan bazı kişilerin isimlerini de paylaştı.

Kirmanşah’ta çatışmalar

Kirmaşah vilayetinde gösteriler devam ederken kimi bölgelerde yoğun çatışmalar yaşandı. Vilayetin çeşitli şehirlerinde onlarca Kürt vatandaşın, çocuklar ve öğrenciler dahil olmak üzere gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı. Ayrıca Kirmaşah çevresinde göstericilerin katledildiği ve yaralandığı da belirtildi; ancak internet kesintileri ve güvenlik ortamı nedeniyle her bir vakayı doğrulamak hala mümkün olamadı.

Çocuklar ve öğrenciler gözaltında

Kürdistan İnsan Hakları Ağı, İlam ve Kirmaşah’ta gözaltına alınanların isimlerini yayımlayarak çocuk ve öğrencilerin yoğunlukta olduğunu açıkladı. Gözaltı listesinde Malekşahi, İlam, Dehloran, Derahşehr, Senker, Serable ve diğer bölgelerden isimler yer aldı. Dijital medyada paylaşılan video ve fotoğraflar, Malekşahi’de doğrudan ateş ve silahlı çatışma anlarını gösteriyor; bazı görüntüler uluslararası medya tarafından doğrulandı.

Göstericilere yargı tehdidi

İran Yargı Başkanı Gholamhossein Mohseni Ejei “Ekonomik ve psikolojik güvenliği bozdukları” gerekçesiyle göstericilerle “kararlı bir şekilde” mücadele edileceğini açıkladı. Başkan “geçmişte hoşgörü gösterildiyse, bu sefer olmayacak” ifadelerini kullandı. Başkanın bu ifadeleri yargısal politikanın sertleşmesinin göstergesi olarak yorumladı; bazı analizciler ve protestocular bunu “adalete ateş açmak” ve sosyal tabana karşı “savaş ilanı” olarak nitelendirdi.

Yargı-güvenlik savaşı ilanı

Diğer yandan, Rojhilat Kürdistan kırılgan sosyal yapı, geçmiş etnik-siyasi gerilimler ve ekonomik zarar yoğunluğu nedeniyle hassas bir bölge olarak dikkat çekiyor. Ekonomik protestolar etnik ve yerel alanlara ulaştığında, güvenlik tepkisi yalnızca geçim kaynaklarını değil, kolektif kimliği de hedef alıyor. Her hastane baskını veya protesto cenazelerinin engellenmesi, sosyal harekete yeni sembolik bir enerji katıyor. Bu bağlamda, Yargı Başkanı’nın “hoşgörü olmayacak” sözleri, sadece yargı uyarısı değil, tüm adalet mekanizmasını caydırıcı bir araç olarak kullanma anlamına geliyor; analistler bunu, protestocu sosyal tabana karşı “yargı-güvenlik savaşı ilanı” olarak değerlendiriyor. Bugüne kadar yaşananlar, hem ekonomik ve siyasi taleplerin doruk noktasını hem de hükümetin yargı, kolluk ve medya araçlarını harekete geçirerek protestoyu kontrol altına alma stratejisini gösteriyor. Sivil toplum ve uluslararası gözlemciler, yaşamını yitiren ve gözaltına alınanların tam sayısının şeffaf olarak açıklanmasını, yaralılara koşulsuz tıbbi erişimin sağlanmasını ve insanların dayanışma ağlarını “bedensel ve etik olarak kırmayı” hedefleyen operasyonların derhal durdurulması çağrısında bulunuyor.