İki kardeşin mücadelesi: Kadınların güvenliği ve adalet için

Aile Kanunu’nu uygulayan Mala Jin’da iki Arap kız kardeş, kadınların hak kaybına uğramaması için birlikte çalıştıklarını söyleyerek, “Kadın hareketine katılmamızla daha güçlü olduk. Buradayız ve tek bir amaç için mücadele ediyoruz” dedi.

SORGUL ŞÊXO

Til Temir – Rojava’da 2014’te çıkarılan Aile Kanunu ile birlikte kurumsallaşan Mala Jin (Mala Jin), kadınların haklarını korumak, şiddet ve ayrımcılığa karşı başvuru ve çözüm mekanizması oluşturmak amacıyla faaliyet yürütüyor. Mala Jin, haksızlığa uğrayan kadınların destek alabileceği bir merkez olarak toplumsal yaşamda önemli bir rol üstlenirken; Aile Kanunu ise çok eşlilik, çocuk yaşta evlilik, cinsel taciz ve tecavüz gibi uygulamalara karşı yaptırımlar getirerek kadın katliamlarını en ağır suçlar arasında tanımlıyor ve kadın-erkek eşitliğini güçlendirmeyi hedefliyor.

Rojava’da kadınlar sorunlarını korkmadan birbirleriyle paylaşıyor. Evde, sokakta ya da nerede olursa olsun şiddete maruz kalan kadınlar davalarını Mala Jin’a taşıyor ve yasa onlar için bir koruma aracı oluyor. Bölgede cihatçı HTŞ’nin çete saldırıları kadınların yaşamını doğrudan tehdit ediyor; kadınların satılması, fiziksel ve psikolojik şiddet, sağlık hakkından mahrum bırakılmaları ve karar mekanizmalarından uzaklaştırılmaları gibi senaryoları yeniden gündeme getiriyor.

Rojava’da YPJ, askeri alanda kadınları korurken, Aile Kanunu da kadın haklarını güvence altına alıyor.

Til Temir Mala Jin’da çalışan iki Arap kız kardeş, Kadın Kanunu’yla şiddete karşı kadınların haklarını nasıl koruduklarını anlattı.

İki kardeşin kadın hakları mücadelesi

Seeda El-Wecrî ve Meha El-Wercî, Cizîre Kantonu’nun Til Temir kentindeki Mala Jin’in üyeleri. 40 yaşındaki Seeda El-Wecrî üç kız ve bir erkek çocuk annesidir. Mala Jin’in kapısında silah ve ekipmanıyla nöbet tutarak kadınların korunması görevini yerine getiriyor. Mala Jin’i ziyaret edenleri kontrol ediyor ve ardından içeri alıyor. Seeda El-Wecrî, köyüne yönelik Türk devleti işgal saldırıları nedeniyle göç etmek zorunda kalmış ve Til Temir’de yaşamaya başlamış. Eşi koyun otlatırken savaş kalıntısı bir mayının patlaması sonucu yaralanmış.

‘Hayatımda ilk kez silah alıyorum’

Seeda El-Wercî, iki yıldır Mala Jin’in kapısında güvenliği sağladığını belirterek silah alma sürecini şöyle anlatıyor: “Hayatımda ilk kez silah alıyorum. Bir kadının silahlanması ve savunma yöntemlerini öğrenmesi benim için çok önemli.”

Seeda El-Wercî, bir gün silah alıp ailesini ve kendisini koruyacağını hiç düşünmediğini söylüyor ve neden silahlandığını şöyle açıklıyor: “Bölgemiz sürekli savaş içinde olduğu için meşru savunma hakkımızı kullanmak ve silah almak zorundayız.”

Silahlı kadınlar daha güzende

Seeda El-Wercî, silahlı ve silahsız kadınlar arasındaki farkı şöyle ifade ediyor: “Silahlı kadın, silahsız kadın gibi değildir. Silahlı olanlar daha güvendedir ve her türlü saldırıya karşı kendilerini koruyabilir. Evde silahsız olanlar hırsızlara ve saldırganlara karşı kendilerini nasıl koruyabilir? Kendimi savunabildiğimi hissettiğimde daha güçlü ve gururlu hissediyorum.”

‘Kanunu uygulayanları korumak bir sorumluluktur’

Seeda El-Wercî, içeride kadın davalarını çözen arkadaşlarını koruma sorumluluğunu şöyle anlatıyor: “Büyük bir sorumluluk ve derin bir yoldaşlıkla arkadaşlarımı koruyor ve kadınları kontrol ediyorum ki kadınlar zarar gelmesin. Çünkü Aile Kanunu’na karşı psikolojik saldırılar ve tehditler oluyor”

Seeda El-Wercî, güvenlik durumunun kötü olduğunu, bu nedenle daha dikkatli olduğunu ve şüpheli hareketleri yakından takip ettiğini söylüyor.

‘Silahı kutsal bir emanet olarak taşıyorum’

Seeda El-Wercî, kız kardeşinin içeride bir kadının hakkını ihlal eden bir erkeğe karşı adalet sağlamasını gördüğünde gurur duyduğunu söylüyor. Kadınların evin dışına çıkması çağrısında bulunarak şöyle diyor: “Dış dünya daha güzeldir. Bilgili ve bilinçli olsunlar. Silahı kutsal bir emanet olarak taşıyorum. Bundan sonra da bırakmam.”

Saldırılar kadınların varlığını tehdit ediyor

Kadın davalarıyla ilgilenen Meha El-Wercî, “QSD kontrolündeki bölgelerde şiddet gören kadınlara ulaşabiliyor ve davalarını çözebiliyorduk. Ama şimdi durum farklı; HTŞ’nin şiddet uyguladığı kadınlara ulaşamıyoruz” diyerek, savaş ortamında kadınların büyük bir tehlike altında yaşadığını ve uzun süreli şiddetle karşı karşıya kaldıklarını söylüyor.

‘Buradayız ve tek bir amaç için mücadele ediyoruz’

Meha El-Wercî, kadınların erkek egemen yönetim ve Şam yönetimi nedeniyle daha fazla şiddetle karşılaşacağını belirterek şöyle diyor: “Hükümet kadınların varlığını tanımıyor ve haklarını koruyacak yasalar çıkarmadı. Çok eşlilik ve çocuk yaşta evlilik artacak ve engellenemeyecek. Şeriat uygulamaları nedeniyle kadınlar geri plana itilecek ve rol alamayacak.”

Kız kardeşiyle birlikte mücadelesini şöyle özetliyor: “Kadın hareketine katılmamızla daha güçlü olduk. Buradayız ve tek bir amaç için mücadele ediyoruz.”