Gelenekten geleceğe: Cezayirli kadınlar güçlü bir ekonomik alan inşa ediyor
Yüzyıllık el emeğini yenilikçi tasarımlarla buluşturan Cezayirli kadınlar, hem kültürel mirası yaşatıyor hem de tekstil sektöründe yaratıcılıkları ve kadın emeğiyle güçlü bir ekonomik alan inşa ediyor.
RABİA HURAYS
Cezayir — Başkent Cezayir’in doğu yakasının en önemli merkezlerinden biri sayılan Bab Ezzouar’daki “Sidia Craft” dükkanına adım attığınız anda, farklı şekil ve renklerdeki yün yumakları dikkatinizi çekiyor; her bir raf, yünün ağırlığından neredeyse çökecek gibi duruyor.
Bir zamanlar kış aylarında büyükannelerin “yoldaşı” olan bu yumaklar, bugün dünyanın en güçlü markalarıyla rekabet eder hale geldi. Sergilenen pek çok kıyafet, örgü teknikleri ve motifleri bakımından hala eski tasarımlara sadık.
El sanatları tutkunları ve özgün tasarımlarla ilgilenenler için ideal bir durak olan bu dükkanın içinde, genç bir kadın parmaklarıyla renkli ve uzun yün ipleri geçiriyor; sonunda onları sıkı düğümlerle bağlıyor, ustalıkla bastırarak yan yana diziyor ve nihayetinde şık bir yün takım, el dokuması sepetler ya da yünden yapılmış oyuncaklar ortaya çıkarıyor.
El sanatlarına güçlü ve kolektif dönüş
Cezayirli genç bir kadın olan Esma Rızkullah, yirminci yaşlarının başında olduğunu ve yedi yaşından itibaren tığ ve şişle yün örmeyi öğrendiğini söylüyor. İlk olarak “telayık” adı verilen, tığ işi ya da başka yöntemlerle yapılan ve gelin dolabı raflarını süslemek için kullanılan sanatsal parçalar üzerinde çalışmış; ardından kısa bir süre sonra eğitimine yoğunlaştığı için bu zanaatten uzaklaşmış.
Ancak kendi ifadesiyle tutkusuna geri dönmüş: “Yün örgünün dünya genelinde giderek artan bir ilgi görmesiyle geri döndüm. Artık sadece geleneksel bir zanaat, kışlık bir hobi ya da halk mirası değil; sürdürülebilir bir moda ve yaratıcı bir gelir kaynağına dönüştü.” Resmi ya da özel eğitim kurumlarından bağımsız olarak, kendi kendine öğrenmeye, azme ve bilimsel bilgiye dayandığını belirtiyor.
Şunu da vurguluyor: “Çoğunlukla insanlar el işi yün ürünleri tek bir nedenle tercih ediyor; yüksek kaliteli ve çocuklar için alerji karşıtı iplikler kullanılıyor, kaşıntı yapmıyor. Hazır giyim üretiminde bu koşullara her zaman uyulmuyor.” Bu zanaatin güzel yanı ise “özgünlük, mahremiyet ve benzersizlik ilkesini gözetmesi; ölçülere ve tasarımlara saygı duyan seçenekler sunması. Bu, hazır giyimde pek bulunmuyor.”
Görüşmemize göre dikkat çeken bir diğer nokta da “annelerin yaptığı mesleklere kadınların topluca dönüşü.” Ayrıca kadınlara bireysel ya da örgütlü bir grup içinde meslek edinme fırsatı sunan eğitim atölyeleri düzenleniyor. Birçok kadın eğitim masraflarını karşılamak için bu alanda çalışıyor; bazıları ise ailelerinin temel gelir kaynağını oluşturuyor.
Kadınlar geleneksel tekstil sektöründe güçlü
Dükkanın sunduğu eğitim kursları sayesinde, Esma Rızkullah “birçok kadının geleneksel sanayi alanında yeni projeler hayata geçirdiğini ve doğrudan istihdam yaratılmasına katkı sağladığını” ifade ediyor.
Örgü, nakış ve tığ işi dokumaların ithal ve hazır giyimle rekabet edebilmesinin nedenlerinden biri olarak da sosyal medya araçlarının yükselişini gösteriyor. “Facebook, Instagram ve Twitter gibi platformlarda ilgi çekici içerikler paylaşarak ürünlerin etkili biçimde pazarlanması mümkün hale geldi; eskiden bu, müşterinin dükkana gelip ürünleri görmesiyle sınırlıydı.”
Cezayirli kadınlar, geleneksel tekstil sektörünün temel direği olarak kabul ediliyor; rolü yalnızca örgüyle sınırlı değil, halı ve geleneksel kıyafetlerin dokunmasında da etkin. Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı’nın 2025 yılı sonu itibarıyla sunduğu önceki verilere göre, Cezayir’de bu sektörde kayıtlı 470 bin zanaatkarın yaklaşık 150 bini kadın zanaatkardan oluşuyor.