Psikolog Menetullah Mecdi: Mısır’da eğitimde denge sağlanmalı

Mısır’da eğitim sistemindeki sorunlara dikkat çeken Menetullah Mecdi, öğrencilerin psikolojik ve eğitimsel ihtiyaçlarının karşılanması için sınav baskısında denge sağlanması ve okullarda destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirtti.

ASMAA FATHI

Kahire – Eğitim sürecinin karşı karşıya olduğu sorunlar yalnızca eğitim müfredatı veya sınav yöntemleriyle sınırlı kalmıyor. Bu sorunlar, öğrencinin eğitim aldığı ortamı da kapsıyor. Sınıflardaki öğrenci yoğunluğundan temel araç ve gereçlerin bulunabilirliğine, öğrenci ile öğretmen ve okul yönetimi arasındaki ilişkinin niteliğinden eğitim kurumunun öğrencilerin karşılaşabileceği sorunlarla başa çıkma ve destek ile yardım almak için açık yollar sağlama kapasitesine kadar uzanıyor.

Eğitimin kalitesi, öğrencinin günlük derslerini aldığı ortamdan bağımsız ele alınamaz. Kalabalık bir sınıf, bazı temel araçların eksikliği veya bir sorun yaşandığında yönetime ve öğretmenlere ulaşmanın zor olması, öğrencinin eğitim kurumu içinde dikkatini toplama, bilgiyi kavrama ve kendini güvende hissetme kapasitesini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilecek faktörler arasında yer alıyor.

Öğrencinin ihtiyaçları eğitim kurumu içinde karşılanmalı

Psikolog Menetullah Mecdi, eğitim kurumlarının temelde öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını, ancak bazı ayrıntıların yeterli ilgiyi görmeyebildiğini belirtti. Altyapıyla ilgili sorunların yalnızca binayla sınırlı olmadığını kaydeden Menetullah Mecdi, öğrencilerin ihtiyaç duyduğu oturma alanları, sandalyeler, tahtalar ve diğer donanımlar gibi temel araçları da kapsadığını dile getirdi.

Menetullah Mecdi, sorun yaşandığında öğretmenler ve okul yönetimiyle iletişim kurmanın kolay olmasının yanı sıra bazı kurumlarda yaşanan aşırı yoğunluğun da sorunlar arasında bulunduğunu ifade etti. Öğrenci sayısına uygun, güvenli, geniş ve elverişli bir alanın sağlanmasının önemine dikkat çeken Menetullah Mecdi, bunun mümkün olan en iyi dikkat ve eğitim düzeyine ulaşılmasına olanak sağlayacağını vurguladı. Menetullah Mecdi, öğrencinin ihtiyaçlarının eğitim kurumu içinde karşılanmasının, öğrencinin kurum dışında alternatifler aramak zorunda kalmasını da azaltabileceğini söyledi.

Öğrencilerin maddi sorunların yanı sıra zamanla birikerek öğrenmeyle olan ilişkilerini etkileyebilen çeşitli baskılarla da karşı karşıya kaldığını aktaran Menetullah Mecdi, “Sınavlar, başarısızlık korkusu, ödevlerin fazlalığı ve neyin istendiğinin açık olmaması, öğrencinin eğitimi öğrenme ve bilgi edinme alanı olarak görmek yerine sürekli bir kaygı kaynağı olarak değerlendirmesine yol açabilir. Öğrencinin görünürde sakin olması veya derslerinde başarılı olması, mutlaka psikolojik açıdan iyi durumda olduğu anlamına gelmez. Sürekli baskı, zaman içinde öğrencinin öğrenmeye olan ilgisini kaybetmesine veya ilerleyen aşamalarda etkileri görülebilecek kriz ve rahatsızlıklar yaşamasına yol açabilir” şeklinde konuştu.

‘Gerekli olan dengeyi sağlamaktır’

Öğrencinin öğrenmeye olan ilgisini kaybetmesine rağmen eğitimine devam edebileceğine dikkat çeken Menetullah Mecdi, “Özellikle büyük bir çaba gösterip beklediği puanı alamadığında öğrenci verdiği emeğin karşılığını alamadığını düşünebilir. Bu nedenle gerekli olan dengeyi sağlamaktır. Öğrenciye aşırı baskı yapılmamalı, ancak yönlendirmesiz de bırakılmamalı ve eğitimsel ya da psikolojik bir sorunla karşılaştığında nasıl yardım isteyeceği öğretilmelidir. Değerlendirme kendi başına iyi bir fikirdir çünkü öğrencinin ders çalışması ve hazırlıklı olması gerektiğinin farkında olmasını sağlar. Ancak sınavların çok sık tekrarlanması öğrenci ve aile üzerinde ek bir yük oluşturabilir” diye ekledi.

Ders çalışma ve değerlendirme arasında uygun zaman aralıklarının bulunması gerektiğini belirten Menetullah Mecdi, sözlerine şöyle devam etti:

“Değerlendirmeden tamamen vazgeçilmemeli, ancak eğitim süreci de kesintisiz bir sınavlar dizisine dönüşmemeli. Öğrencinin sürekli yeni bir sınava hazırlık halinde olduğu bir durum ortaya çıkmamalı. Değerlendirme ile ders çalışma arasında denge sağlanmalı. Eğitim sürecinin karmaşıklaşmasıyla birlikte ailelerin yaşamının bir parçası haline gelen yeni alanlar da ortaya çıktı. Bunların başında sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarındaki anne grupları geliyor. Bu gruplar çoğu zaman dersler, ödevler, sınavlar ve öğretmenlerle ilgili bilgilerin paylaşılması için temel bir araca dönüştü. Olumlu yönleri var; annelerin çocuklarıyla ilgili ayrıntıları takip etmelerine ve öğrencilerin karşılaştığı sorunların niteliğini öğrenmelerine yardımcı oluyor. Ancak bu gruplar eğitim amaçlarının dışına çıkarak kişisel ayrıntılara girebiliyor veya anlaşmazlıklar ve sorunların yaşandığı bir alana dönüşebiliyor.”

Teknolojiye bağımlılığın tamamen bir bağımlılığa dönüşmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulunan Menetullah Mecdi, dijital araçlardan yararlanmanın artık doğal hale geldiğini ancak teknolojinin eğitim sürecinin tek temeli olmaması gerektiğini söyledi. Menetullah Mecdi, “Doğrudan eğitim ile çevrim içi eğitim bir arada kullanılmalı, yalnızca ders anlatımları veya dijital içeriklerle yetinilmemeli. Öğrenciler kitapları ve kütüphaneleri kullanmaya, farklı kaynaklarda araştırma yapmaya teşvik edilmeli. Küçük yaştan itibaren bilgi edinmek için yalnızca yapay zeka araçlarına güvenmeye alıştırılmamalılar. Öğretmenlerin eğitilmesi de temel unsurlardan biridir. Öğretmen hem öğrettiği konuya hakim olmalı hem de bunu öğrencilere uygun bir şekilde aktarabilmeli. Öğretmenin rolü sınıfın önünde durup bilgi vermekle sınırlı olmamalı, eğitim alanında gerçek bir yeterliliğe sahip olmalıdır” sözlerine vurgu yaptı.

Öğrencinin psikolojik farkındalık kazanması

Öğrencilerin psikolojik farkındalık kazanmaları ve daha güçlü bir psikolojik dayanıklılık geliştirmeleri için oturumlar veya eğitimler düzenlenmesini öneren Menetullah Mecdi, öğrencinin gelişiminin yalnızca ders çalışmakla sağlanamayacağının altını çizdi. Menetullah Mecdi, “Dersin yanı sıra dinlenmeye, oyun oynamaya ve eğlenmeye de zaman ayrılmalı. Eğitim kurumlarının performansı sürekli takip edilmeli, eğitim planlarının iyi bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilmeli ve kurum içindeki farklı düzeyler takip edilmeli. Böylece gelişimin yalnızca yazılı planlarda kalmayıp uygulamaya dönüşmesi sağlanabilir. Eğitimin iyileştirilmesi, sistemin tüm unsurlarının ortak sorumluluğudur. Öğrenci, aile, öğretmen, müfredat ve teknoloji birbirini etkiliyor. Öncelik, okulun öğrencinin eğitimsel ve psikolojik ihtiyaçlarının büyük bölümünü karşılaması ve ihtiyaç duyulduğunda yardım talep etmek için açık mekanizmaların bulunmasını sağlamak olmalı” diyerek sözlerini tamamladı.