Tabu ve gelenekler kadınların regl hijyeni haklarına engel oluyor

Dünya genelinde hâlâ yaklaşık 500 milyon kadın ve kız çocuğu regl ürünlerine ve uygun hijyen koşullarına erişemiyor. Yoksulluk, toplumsal tabular ve köklü ayrımcılık; sağlık, eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki engelleri büyütmeye devam ediyor.

LAVA KURDE

Haber Merkezi - 28 Mayıs, kadın sağlığı ve regl hijyenine dikkat çekmek açısından dünya çapında önemli bir gün olarak kabul ediliyor. Bu tarih, Dünya Kadın Sağlığı Eylem Günü ile Regl Hijyeni Günü’nü bir araya getiriyor. Her iki gün de kadın bedeni etrafında şekillenen yanlış algılara ve tabulara karşı mücadele ederken, beden bütünlüğü ve güvenli sağlık hizmetlerine erişim gibi temel insan haklarını savunuyor.

Uluslararası Kadın Sağlığı Eylem Günü, 1987 yılında Dünya Kadınların Üreme Hakları Ağı (WGNRR) tarafından başlatıldı. Bu gün, cinsel sağlık ve üreme haklarına dikkat çekiyor. Aktivistler, kadın sağlığının yalnızca annelikle sınırlandırılamayacağını vurguluyor; güvenli ve yasal kürtaj hakkı, doğum kontrol yöntemlerine erişim, kapsamlı cinsel eğitim ve cinsel şiddetten korunma gibi konuların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Aktivistler ayrıca hükümetlere çağrıda bulunarak üreme sağlığı haklarının korunmasını, gerici politikalara karşı mücadele edilmesini ve kaliteli sağlık hizmetlerinin herkes için temel bir hak olarak görülmesini talep ediyor.

Regl Hijyeni Günü ise 2014 yılında WASH United tarafından başlatıldı. Bu gün, regl etrafındaki toplumsal tabuları yıkmayı ve regl hijyeninin önemine dikkat çekmeyi amaçlıyor. Regl ürünlerine, temiz suya ve hijyen altyapısına erişimin artırılması hedefleniyor. Böylece regl döneminin kız çocuklarının eğitimini ya da kadınların ekonomik hayata katılımını engellememesi amaçlanıyor. 28 Mayıs tarihinin seçilmesinin nedeni ise regl döngüsünün ortalama 28 gün sürmesi.

Kültür ve gelenekler kadınlara regl konusunda utanç öğretiyor

Regl ve üreme sağlığı etrafındaki utanç duygusu; köklü kültürel tabular, “kirli” olma algısı ve yanlış eğitim anlayışından kaynaklanıyor. Pek çok toplumda kadın bedeninin doğal süreçleri gizlenmesi ya da utanılması gereken durumlar gibi görülüyor. Bu yaklaşım, kadınların üreme sağlığı sorunlarında tıbbi destek almalarını geciktirebiliyor.

Birçok kültürde regl kanı “kirli” ya da toplumsal olarak “pislik kaynağı” şeklinde değerlendiriliyor. Bazı toplumlarda kadınlar regl döneminde günlük yaşamdan uzaklaştırılıyor, ayrı alanlarda uyumaya zorlanıyor ya da sosyal ve dini etkinliklerden dışlanıyor.

Bu sistematik ayrımcılık, kadın biyolojisinin eksik olduğu yönündeki düşünceleri beslemeye devam ediyor. Kadınlar regl belirtilerini gizlemek zorunda hissediyor. Ayrıca birçok genç kız, ilk regl deneyiminden önce regl konusunda hiçbir resmi eğitim almıyor. Bu durum korku, kaygı ve kafa karışıklığı yaratıyor.

Uzmanlara göre bu koşullar, kadınların regl hijyenini sağlıklı şekilde yönetmesini zorlaştırıyor ve üreme yolu enfeksiyonları ile idrar yolu hastalıkları riskini artırıyor.

Üreme sağlığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki engeller sürüyor

Dünya hâlâ regl hijyeni konusunda eşitliği sağlayabilmiş değil. Yaklaşık 500 milyon kadın ve kız çocuğu regl ürünlerine, temiz suya ve uygun hijyen alanlarına erişemiyor. Yoksulluk ve kökleşmiş ayrımcılık; sağlık, eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki sorunları derinleştiriyor.

Gerçek anlamda regl hijyenine erişim; regl gören herkesin bu süreci güvenli, özel ve sağlıklı biçimde yönetebilmesi anlamına geliyor.

Bugünkü küresel tablo ise ciddi eksiklikleri ortaya koyuyor:

*Yetersiz altyapı: UNICEF verilerine göre dünyadaki her üç okuldan yalnızca birinde kız öğrenciler için regl atık kutuları bulunuyor. Sahra Altı Afrika’da ise bu oran her 10 okuldan yalnızca biri seviyesinde.

*Regl ürünlerine erişim sorunu: Gelişmekte olan bölgelerde milyonlarca kişi hijyen ürünlerini satın alamadığı için eski kumaş parçaları gibi sağlıksız alternatiflere yöneliyor.

*Eğitim eksikliği: Dünya genelinde okulların yalnızca yaklaşık yüzde 39’u regl sağlığı ve ergenlik eğitimi veriyor. Bu nedenle birçok genç kız ilk regl deneyimini hazırlıksız ve korku içinde yaşıyor.

*Ayrımcılık ve politik sorunlar: Regl tabuları dünya genelinde kadınların eğitimden ve iş yaşamından dışlanmasına neden oluyor. Bazı ülkeler regl ürünlerinden alınan vergileri kaldırmış ya da ücretsiz ürün desteği sağlamış olsa da vergi eşitsizlikleri ve politika eksiklikleri hâlâ sürüyor.

Kadınlar regl etrafındaki utanç kültürünü nasıl aşabilir?

Uzmanlara göre “regl utancını” aşmanın yolu, regl dönemini gizlenmesi gereken bir durum değil; doğal ve sağlıklı bir biyolojik süreç olarak kabul etmekten geçiyor.

Kadınlar bu tabuları; regl hakkında açık konuşarak, doğru eğitim alarak, bedenleriyle barışık bir yaklaşım geliştirerek ve regl dönemlerinde öz bakım uygulamalarına önem vererek kırabilir.

Ayrıca kadınların regl döneminde dinlenme ihtiyacı duymaları, ağrı kesici kullanmaları ya da fiziksel sınırlar koymaları nedeniyle kendilerini suçlu hissetmemeleri gerektiği vurgulanıyor.