Raghad Shujaa: Sanat, deneyimlerimizi ifade edebileceğimiz güvenli alanlar sunuyor

Suriye’de kadın sanatçılar, etkileşimli tiyatro ve kolektif çalışmalarla deneyimlerini ifade ederken, tiyatrocu Raghad Shujaa, “Sanat duygularımızı ve deneyimlerimizi ifade edebileceğimiz güvenli alanlar sunuyor” dedi.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda- Ortadoğu toplumlarında hızla değişen sosyal ve kültürel yapılar arasında, sanat özellikle kadınlar ve onların günlük deneyimleriyle ilgili insan hakları sorunlarını ifade etmek için hayati bir alan haline geliyor. Suriye’deki kadın sanatçılar da, sanatı yalnızca estetik bir araç olarak değil, aynı zamanda diyalog yaratmak ve seslerini duyurmak için etkili bir araç olarak yeniden tanımlıyor.

Bu çerçevede Suriyeli tiyatrocu Raghad Shujaa, etkileşimli tiyatronun ve kadınların kolektif çalışmalarının önemine dikkat çekerek, bu çalışmaların resmi anlatılardan uzak bir şekilde tarihi anları belgelemek ve kadınlar için güvenli ifade alanları yaratmak açısından oynadığı rolü vurguladı.

Yüksek Dramatik Sanatlar Enstitüsü Tiyatro Çalışmaları Bölümü mezunu Raghad Shujaa, etkileşimli tiyatronun Suriye’deki kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Kültür ve eğitim kurumlarıyla iş birliği içinde düzenlenen atölyelere katıldığını dile getiren Raghad Shujaa, hem performans hem de etkileşimli senaryo yazımı tekniklerini öğrendiğini kaydetti. Öğrencilik yıllarında gazetecilik ve tiyatro eleştirisi yaparak yolculuğuna başladığını aktaran Raghad Shujaa, “Performanslara katıldım, gazeteler için eleştiriler yazdım ve daha sonra dijital medya platformlarına yöneldim. Bu süreçte etkileşimli tiyatronun sadece geçici bir deneyim olmadığını, aksine birincil mesleki tercihim olduğunu fark ettim. Toplumda gerçek bir değişim yaratabileceğime olan inancım nedeniyle, bu yaklaşımı mezuniyet projem olarak bile seçtim” ifadelerinde bulundu.

‘Kadınlar ötekileştirilmeye bir tepki olarak daha görünür oldu’

Raghad Shujaa, etkileşimli tiyatronun katılımcılara, büyük bir seyirci önünde performans sergilemenin getirdiği baskıdan uzak, duygularını ve deneyimlerini özgürce paylaşabilecekleri güvenli bir alan sunduğunu vurguladı. “Katılımcılar bu süreçte aktif rol alıyor ve metin ile sahneyi kullanarak kendilerini ifade edebiliyor” diyen Raghad Shujaa, kadınların sanattaki varlığının, ötekileştirilmeye bir tepki olarak giderek daha görünür ve önemli hale geldiğini kaydetti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü gibi bazı etkinliklerin yüzeysel kaldığını belirten Raghad Shujaa, çoğunlukla gerçek bir etki yaratmadan sadece sloganlar ve dijital medya paylaşımlarıyla sınırlı kaldığını söyledi. Raghad Shujaa, bu etkinliklerin gerçek amacının, sembolik kutlamalardan öte, özellikle istismara uğramış ve ötekileştirilmiş kadınların sorunlarını görünür kılmak olduğunu vurguladı.

‘Sanat cesur olmalı’

Hem televizyonda hem de dijital medya platformlarında sanat üzerindeki kısıtlamaların devam ettiğine dikkat dikkat çeken Raghad Shujaa, sözlerine şöyle devam etti:

“Bazı sanatçılar olumsuz tepkilerden korktukları için, önemine rağmen hassas konuları ele almaktan kaçınıyor. Resim, müzik ve tiyatro gibi diğer sanat dallarının bu konuda daha cesur olabileceğini düşünüyorum. Suriye’deki savaş kariyerime büyük bir engel teşkil etti ve beni Şam’ı terk etmeye, farklı bölgeler arasında gidip gelmeye zorladı. Bu durum mesleki istikrarımı etkiledi ve çok sayıda teklif almama rağmen, ülke içinde ve dışında önemli atölye çalışmalarına katılmamı engelledi. Sanatın zamanın bir ürünü olduğunu ve geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığını görüyorum. Sanatsal gelişmelerle aynı tempoda ilerleyebilmek için yeni deneyimlere açık olmak gerekiyor.”

Kadınların kolektif çalışmalarının gerekli olduğunu belirten Raghad Shujaa, “Ancak toplumun tamamını kapsamadığı sürece bu çalışmalar yetersiz kalıyor. Kadın sorunlarının, deneyimi açıklayan, acıların nedenlerini yorumlayan ve çözümler öneren kapsamlı ve insancıl bir şekilde sunulması gerektiğine inanıyorum. Özellikle kadınlar için düzenlenen sanat atölyeleri, duygularımızı ve deneyimlerimizi ifade edebileceğimiz güvenli alanlar sunuyor ve siyasi veya tarihi anlatılardan daha derinlemesine, otantik öyküler ve sahneler yaratmamıza imkan veriyor” diye ekledi.

Yaşadıkları zorlukları da aktaran Raghad Shujaa, “Artık sadece siyasi boyutla sınırlı kalmayan, sosyal, dini ve kültürel boyutlara da yayılan çok yönlü sansür karşısında hala hem sanatsal hem de sosyal düzeyde zorluklar yaşıyoruz. Bu sansür, güç, şiddet veya bireysel özgürlükler gibi hassas konuları ele almayı zorlaştırıyor, ancak aynı zamanda sanatın bir ifade ve direniş alanı olarak önemini de artırıyor” dedi.