Kürt kadınların tarihi Nermin Osman’ın ‘Guldana Jinê’ kitabında canlanıyor
Kürt tarihinde kadınlar, toplumsal ve silahlı mücadelede kritik roller üstlendi. Dağlardan şehre siyasi karar alma mekanizmalarına uzanan kadın mücadelesini “Guldana Jinê” kitabıyla ele alan Nermin Osman, kitabıyla kadın tarihini görünür kılıyor.
HÊVÎ SALAH
Silêmanî- Kürt tarihindeki toplumsal ayaklanmaların çoğunda, sessizliği bozan bir kadın sesi yer aldı. Geçen yüzyılın başında Hepse Xanî Neqîb’in ilk kadın derneğini kurarak Kürt kadınlar için siyasi bilincin temellerini atması, bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri olarak görülüyor. Bugün ise Nermin Osman, bu tarihin yaşayan tanıklarından biri olarak Kürt kadınların mücadelesindeki iniş çıkışları anlatıyor. Peşmerge saflarında yer alan ve aynı zamanda siyasi karar alma mekanizmalarında görev üstlenen Nermin Osman, Kürt kadınların evlerden dağlara, oradan da uluslararası platformlara uzanan mücadelesini değerlendiriyor.
Sayfalarda Kürt kadınların mücadelesi yer alıyor
Kadın hareketinin tarihini ele alan “Guldana Jinê” adlı çalışma, Federal Kürdistan’daki kadın mücadelesinin son yarım yüzyıldaki gelişimini ortaya koyuyor. Kitapta, kadınların yalnızca sosyal faaliyetlerde değil, aynı zamanda silahlı mücadelede ve örgütlenme süreçlerinde de aktif rol aldığı vurgulanıyor. Dağlardaki Peşmerge alanlarından şehirlerdeki karar alma merkezlerine kadar uzanan bu süreç, kadınların hem direniş hem de siyasi örgütlenme içinde etkili bir konuma geldiğini gösteriyor. Çalışma ayrıca Federal Kürdistan’daki kadın hareketinin yalnızca dış modellerin bir kopyası olmadığını, Kürt kadınların yaşadığı acılar ve toplumsal ihtiyaçlar temelinde şekillendiğini ortaya koyuyor.
Sözlü tarih çalışmasının ürünü
Yazar Nermin Osman, “Güldani Jin” adlı kitabının başarılı kadınların yaşam öykülerini anlattığını belirterek, bu hikayeleri doğrudan röportajlar aracılığıyla derleyerek bir tür sözlü tarih çalışması yürüttüğünü ifade etti. Bazı kadınların yurt dışında yaşadığını ve görüşmelerin bir bölümünü çevrimiçi olarak kaydettiğini söyleyen Nermin Osman, metinleri yazdıktan sonra yeniden gözden geçirip röportaj yaptığı kişilere gönderdiğini, böylece yayımlanmadan önce eklemek ya da çıkarmak istedikleri noktaları birlikte değerlendirdiklerini aktardı.
Kadınların tarihi anlatılıyor
Nermin Osman, bir buçuk aydır üzerinde çalıştığı bazı hikayelerin, görüşmeler için uygun zaman bulunamadığı için uzun sürdüğünü kaydetti. Nermin Osman’a göre kadınların tarihi, kamusal alanda görünür olan birkaç isim dışında çoğu zaman yeterince yazılmıyor. “Guldana Jinê” kitabının bu eksikliği gidermeyi amaçlayan bir özellik taşıdığını kaydeden Nermin Osman, “Bu bizim üçüncü kitabımız, ama bir tarih kitabı ve kadınların tarihi. Ana karakterin bir kadın olduğu, ancak eşi ve çocuklarından bahsettiği karma bir toplumun tarihi” dedi.
İlk kadın örgütü ve kadınların öncülüğü
1920 yılında Hepse Xanî Neqîb tarafından ilk kadın örgütü kuruldu. Ancak bundan önce İstanbul’da Kürt kadınları tarafından kurulmuş başka bir Kürt kadın örgütü de bulunuyordu. Hepse Xanî Neqîb’in kurduğu bu örgüt, belirli hedefler doğrultusunda faaliyet yürüttü. Öncelikli amaçlardan biri okuma yazma bilmezliği ortadan kaldırmak, kadınlar arasında kültürel bilinci yaymak ve kız çocukları için okullar açmaktı. Bu çalışmalar sayesinde toplumda saygı duyulan kadın öğretmenler yetiştirildi. Fatîme Mehyedîn gibi isimler bu sürecin önemli figürleri arasında yer aldı. Toplumun saygı duyduğu bu kadınlar, öğretmen olarak hem kız çocuklarının eğitimi için öncülük etti hem de kadınların kamusal alanda görünür olmasına katkı sağladı. Bu girişim yalnızca bir örgüt kurmakla sınırlı değildi. Kadın hareketinin başarılı olabilmesi için önce toplumda uygun bir zemin hazırlanması gerekiyordu. Bu nedenle Hepse Xanî Neqîb’in attığı adımlar, hem toplumu hem de sosyal ortamı bir kadın hareketinin gelişmesi için hazırlayan önemli ve bilinçli bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.
‘Kadın örgütleri toplumsal alanların içinde gelişti’
Nermin Osman, Kürt kadınlarının zamanla Peşmerge güçleri içindeki konumlarını güçlendirmeyi başardığını belirterek, “1946 yılında, Mahabad Cumhuriyeti döneminde bir kadın hareketi kuruldu. Ancak bu hareket daha sonra İran Demokrat Partisi ile birleşti. Bundan sonra kadın hareketi yavaş yavaş şekillenmeye başladı” diye belirtti. Nermin Osman’a göre Kürt toplumunda tarihsel olarak aşiret yapıları ve yerel yönetim biçimleri bulunuyordu ve bu yapılar çoğu zaman Kürtler tarafından yönetiliyordu. Bu nedenle kadın hareketi de bu toplumsal alanların içinde gelişti. Nermin Osman, bir dönem Kürdistan Ranjdaran Derneği’nin sol kanadında yer aldığını belirterek, örgütün birçok yöneticisinin ve üyesinin tutuklandığını, bazılarının idam edildiğini söyledi. Nermin Osman, “Amacımız toplumu bu fikre hazırlamaktı. Ancak yoğun gözetim altındaydık ve birçok arkadaşımız hapse girdi. Örneğin amcam ve eniştem birlikte idam edildi” diye konuştu.
Peşmerge güçlerine katıldı
Kendisi de öğretmenlik yaptığı dönemde baskıyla karşılaştığını anlatan Nermin Osman, kız ve erkek öğrencilere matematik dersi verdiğini ve öğrencilerin Irak Öğrenci Birliği toplantılarına katılmalarına izin vermediği gerekçesiyle birkaç kez sorgulandığını söyledi. “Son kez tutuklanıp serbest bırakıldığımda üzerimizde çok büyük bir baskı vardı. Bu nedenle 1979’da bu ülkede yaşamamaya karar verdik” diyen Nermin Osman, eşiyle birlikte dağlara giderek Peşmerge güçlerine katıldıklarını aktardı. Nermin Osman, başlangıçta köylülerin bu karara şaşırdığını ancak savaşın ve baskıların artmasıyla durumun değiştiğini ifade ederek, “Koşullar her geçen gün ağırlaştı ve bu süreç kadın Peşmergelerin sayısının giderek artmasına yol açtı” diye ekledi.
‘Kürt kadınlar özel bir konuma sahip oldular’
Nermin Osman, eski ve modern Kürt tarihinde kadınların rolünü ve önemini şöyle özetledi:
“Kürt kadınları toplumda oldukça güçlü bir konuma sahiptir. Birçok alanda sorumluluk üstlenmişlerdir ve köylerde bile ayrımcılığa uğramadan etkili roller almışlardır. Kadın hareketi ve resmi çalışmalar açısından, sosyal olarak her zaman özel bir konuma sahip olmuşlardır. Uzak Arap aşiret bölgelerinde bir kadının yüksek bir konuma sahip olması nadiren görülür, oysa Kürtler arasında bu bir gerçektir, ancak yine de Kürt tarih kitaplarında kadınların bu rolleri yeterince yer almaz. Silah taşımak ve mektup göndermek köy kadınlarının kutsal görevleriydi. Bu bölgelere gelen yabancı tarihçiler bile Kürt kadınlarının bu bölgelerde güçlü ve karar verici olduklarını belirtmişlerdir. Bu nedenle kadınlara duyulan saygı sadece anne olmalarından kaynaklanmaz, birçok sorumluluğu bir arada yürüterek yüksek bir konuma ulaşmışlardır.”
‘Kadınlar erkeklerden çok daha güçlüdür’
“Yazdıklarımın hiçbirini küçümsemek istemiyorum” diyen Nermin Osman, “Ama benim için en önemli şey, büyük acılar içinde hayatta kalmayı başarmış kadınlara duyduğum saygıdır. Bence kadınlar erkeklerden çok daha güçlüdür. Kürt kadınlarının tarihi öylesine direniş ve zaferle dolu ki, yüzlerce kadının öyküsü yazılabilir. Ağladım çünkü kendimi onların yaşadığı büyük acıların yerine koydum. Biz güçlü bir direniş geleneğine sahip bir milletiz, bu nedenle hala ayakta durabiliyoruz. Kürtlerin gücü bundan inşa edilecek” diyerek sözlerini noktaladı.