Iraklı Juman, Mezopotamya medeniyetini dijital medyayla dünyaya tanıtıyor
Mezopotamya uygarlığını dijital platformlar aracılığıyla yeni kuşaklara tanıtan Juman Al-Samarrai, antik eser restorasyonunu “medeniyet için bir ilaç” olarak tanımlayarak, “Kültürel mirasın korunması toplumsal bilinç ve doğru bilgiyle mümkün” dedi.
RAJA HAMİD RASHİD
Irak – Iraklı Juman Al-Samarrai, antik eser restorasyonu ve Mezopotamya kültürel içeriği üretimi alanında öne çıkan isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. Akademik çalışmalarını modern dijital içerikle birleştiren Juman Al-Samarrai, Mezopotamya medeniyeti, Irak antik eserleri ve tarihi kostümlerin tanıtımına kendini adadığını belirtiyor.
Diş hekimliğini bırakıp arkeolojiye yöneldi
Bu alana yönelişini anlatan Juman Al-Samarrai, diş hekimliği eğitimini bırakarak Arkeoloji Fakültesi’ne geçiş yaptığını, bu kararın tarih ve medeniyetlere duyduğu derin ilgiden kaynaklandığını söyledi. Antik eser restorasyonunun kendisi için yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda “medeniyet için bir ilaç” anlamına geldiğini ifade eden Juman Al-Samarrai, hasar görmüş bir eserin yeniden ayağa kaldırılmasının yalnızca bir objeyi değil, bir halkın hafızasını da yeniden canlandırmak anlamı taşıdığını vurguladı.
Juman Al-Samarrai, restorasyon sürecinin saha çalışmalarıyla başlayıp laboratuvar ortamında titiz bir bilimsel çalışmayla devam ettiğini anlattı. Kimyasallar, özel ekipmanlar ve bazıları oldukça riskli bilimsel tekniklerin kullanıldığını belirten Juman Al-Samarrai, uzmanların eserlerdeki tuzları temizleme, hasarı onarma, yapıyı güçlendirme ve çökme riskine karşı koruma çalışmaları yürüttüğünü söyledi. Bu alanın hassas bilimsel bilgi, yüksek el becerisi, sabır, güçlü muhakeme yeteneği ve sanatsal bir bakış açısı gerektirdiğini de sözlerine ekledi.
Restorasyon sahaları ve laboratuvarlarda çalışan tek kadın olmanın zorlukları
Karşılaştığı zorluklara da değinen Juman Al-Samarrai, özellikle restorasyon sahalarında veya laboratuvarlarda çalışan tek kadın olduğu dönemlerde birçok engelle karşılaştığını söyledi. Bu alanın yalnızca yüksek hassasiyet ve ciddi fiziksel emek gerektirmediğini, aynı zamanda sağlığı etkileyebilecek kimyasallarla çalışmayı da içerdiğini belirten Juman Al-Samarrai, restorasyon sürecindeki en büyük zorluklardan birinin eserlerin zarar görme ihtimaline karşı duyulan sürekli kaygı olduğunu ifade etti. Herhangi bir keskin aletin ya da uygun olmayan bir malzemenin geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceğini söyleyen Juman Al-Samarrai, bir restoratörün arkeolojik eseri adeta ruhunun bir parçası gibi koruduğunu vurguladı.
Amaç toplumun kültürel hafızasını geleceğe taşımak
Juman Al-Samarrai, bireysel zorlukların yanı sıra Irak’ın kültürel mirasını tehdit eden daha geniş sorunlara da dikkat çekti. İklim değişikliği, ihmal, arkeolojik alanlara yönelik müdahaleler ile savaş ve çatışmaların yıkıcı etkilerinin tarihi mirasa büyük zarar verdiğini belirten Juman Al-Samarrai, bu nedenle koruma ve restorasyon çalışmalarının yalnızca geçmişi muhafaza etmek değil, aynı zamanda toplumun kültürel hafızasını geleceğe taşımak açısından da hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Dijital içerik üretimine yönelmesinin nedenlerine de değinen Juman Al-Samarrai, dijital iletişim çağında insanlara ulaşmanın en hızlı ve doğrudan yolunun dijital platformlar olduğunu düşündüğü için bu alanı seçtiğini söyledi. Irak’ın kültürel mirasını ve Mezopotamya uygarlığını daha geniş kitlelere tanıtmayı amaçladığını belirten Juman Al-Samarrai, bu doğrultuda kültürel ve Mezopotamya temalı içerikleri dijital mecralar aracılığıyla paylaşmaya başladığını ifade etti.
Tarihi açık, anlaşılır ve modern bir bilimsel bakış açısıyla aktarmak istiyor
Mezopotamya uygarlığını tanıtmak amacıyla konferanslar düzenlediğini, görsel içerikler ürettiğini ve saha gezileri gerçekleştirdiğini kaydeden Juman Al-Samarrai, özellikle gençlerden yoğun ilgi görmenin kendisini mutlu ettiğini söyledi. Bilgilerin modern ve erişilebilir yöntemlerle sunulması halinde gençlerin kökleri ve kültürel kimlikleri hakkında daha fazla bilgi edinmeye istekli olduğunu vurgulayan Juman Al-Samarrai, dijital içeriğin kültürel farkındalığı artırmada önemli bir araç olduğunu dile getirdi.
Juman Al-Samarrai, Mezopotamya tarihinin tüm yönleriyle yeniden ilgi görmeyi hak ettiğini belirterek, bu uygarlığın dünyaya bilim, hukuk, bilgi ve edebiyatın temellerini kazandırdığını vurguladı. Günümüzde ihtiyaç duyulan şeyin yüzeysel yaklaşımlardan ve yanlış bilgilerden uzaklaşılarak tarihin açık, anlaşılır ve modern bir bilimsel bakış açısıyla aktarılması olduğunu ifade eden Juman Al-Samarrai, “Medeniyetimiz sadece geçmişe ait bir miras değil, bugüne kadar dünyayı etkilemeyi sürdüren bir uygarlık temelidir” dedi.
İçerik üreticisi kimliğiyle moda, kadınlar, krallar, bilim, edebiyat ve şiir gibi alanlarda Mezopotamya’nın yaratıcı yönlerini öne çıkaran konular seçmeye özen gösterdiğini belirten Juman Al-Samarrai, çalışmalarında güvenilir akademik kaynaklardan yararlandığını söyledi. Özellikle deneyimli arkeologların kitaplarına ve yabancı kaynaklara dayandığını, bu bilgileri halkın daha kolay anlayabilmesi için sadeleştirip aktardığını kaydeden Juman Al-Samarrai, kültürel içeriğin aynı anda hem doğru hem de ilgi çekici olması gerektiğine inandığını dile getirdi.
‘Eski Mezopotamya estetiğini çağdaş zevkle birleştirmekten keyif alıyorum’
Juman Al-Samarrai, tarihi Mezopotamya modasına ilişkin çalışmalarını şu sözlerle anlattı:
“Sümer, Babil ve Asur medeniyetlerindeki moda ve süslemeleri anlamak için çivi yazılı metinleri, heykelleri, arkeolojik buluntuları ve bu alana ilişkin özel kaynakları detaylı biçimde inceliyorum. Her dönemin kendine özgü kıyafet anlayışı, renkleri ve motifleri var. Bunları birbirinden bilimsel bir hassasiyetle ayırmaya büyük özen gösteriyorum. Eski Mezopotamya estetiğini çağdaş zevkle birleştirmekten keyif alıyorum. Kadim Irak medeniyetinden ilham alan semboller ve görsel bir dil taşıyan abayalar ve kıyafetler tasarlıyorum.
Amacım bu giysileri günlük yaşamın ve modern kimliğin bir parçası haline getirmek. Özgünlük ile çağdaş güzelliğin bir arada var olabileceğine inanıyorum. Bunun hem tarihi kaynaklara hakim olmayı hem de günümüz estetik anlayışını ve bunu halka nasıl sunacağını bilmeyi gerektiriyor. Antik eserlerin korunması yalnızca fiziksel korumayla değil, toplumsal bilinç oluşturmakla başlıyor. Vatandaşların bu mirası uzak tarihi alanlar olarak değil, kimliklerinin bir parçası olarak görmesi gerekiyor. Bunun için kültürel medyanın desteklenmesi ve gençlerin miras projelerine dahil edilmesi büyük önem taşıyor.”
Akademik kurumlarla yeni medya arasındaki belirgin uçuruma da dikkat çeken Juman Al-Samarrai, “Bazı içerik üreticileri daha fazla etkileşim ve hızlı yayılım amacıyla yanlış arkeolojik ve tarihi bilgiler paylaşabiliyor. Akademik kurumlar ise bunu tarihsel bilinç açısından ciddi bir tehdit olarak görüyor” dedi. Tarihi bilginin doğru kaynaklara dayanmasının önemini vurgulayan Juman Al-Samarrai, kültürel içerik üretiminde doğruluk ile erişilebilirlik arasında bir denge kurulması gerektiğini ifade etti.
Mezopotamya uygarlığını çağdaş bir biçimde sunmayı hedefliyor
Gelecek projelerine ilişkin bilgi veren Juman Al-Samarrai, Mezopotamya uygarlığını dijital çağın olanaklarıyla daha modern ve çağdaş bir biçimde sunmayı hedeflediğini söyledi. “Yapay zeka teknolojilerine dayanan çeşitli projeler üzerinde çalışıyorum. Bunlardan biri de Irak tarihini özgünlüğünü koruyarak modern teknolojiyle yeniden anlatmayı amaçlayan ‘Ur’dan Bir Ses’ adlı kültürel program projesi” diyen Juman Al-Samarrai, bu çalışmayla tarihsel mirası farklı bir görsel ve entelektüel dille yeni kuşaklara ulaştırmayı amaçladığını belirtti.
Genç Iraklı kadınlara da mesaj veren Juman Al-Samarrai, miras, arkeoloji ve kültürel içerik üretimi alanına ilgi duyan kadınların bu alanda başarılı olabileceklerine inandığını söyledi. “Iraklı kadınlar, sahip oldukları kültürel farkındalık ve medeniyet birikimi sayesinde bu alanda önemli başarılar elde edebilir” diyen Juman Al-Samarrai, bu yolun yalnızca teknik bilgi değil, kültür, okuma alışkanlığı ve güçlü bir aidiyet duygusu gerektirdiğini ifade etti.
Juman Al-Samarrai, “Ülkelerinin antik eserlerini seven ve onları koruyan insanlar, kimlikleri ve tarihleriyle gerçek bir bağ kurmuş kişilerdir” diyerek, daha fazla genç kadının bu alana yönelmesini umut ettiğini belirtti. Irak tarihine yakışır, özgün ve doğru kültürel içeriklerin üretilmesinin önemine dikkat çeken Juman Al-Samarrai, genç kuşakların geçmişle bağ kurmasının geleceği inşa etmek açısından da büyük değer taşıdığını vurguladı.
Mezopotamya medeniyetinin taşıdığı tarihsel değerin daha fazla önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Juman Al-Samarrai, Irak’ın dünyada sahip olduğu kültürel konumun aynı ciddiyetle değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Sözlerinin sonunda, “Irak, paha biçilemez kültürel ve insani hazinelere sahip” diyen Juman Al-Samarrai, antik eserlerin en az doğal kaynaklar kadar değerli olduğuna dikkat çekerek, “Antik eserlerimizin altın ve petrol kadar kıymetli olduğunu anladığımızda, mirası korumanın bir lüks değil, büyük bir ulusal ve insani sorumluluk olduğunu da kavrayacağız” dedi.