Şadiye Manap: Kadın yazmadığı sürece kendi tarihi olmayacaktır
Edebiyatta Kürt kadınlarının rolüne vurgu yapan yazar Şadiye Manap, “Kadın kendi tarihini, hikayesini yazmalıdır. Kadın bilmelidir ki kendisi yazmadığı müddetçe tarihi olmayacaktır” dedi.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan - Kürt toplumunda sözlü edebiyatın temelini kadınlar oluşturuyor. Anlatılarla aynı zamanda bir mirası doğal yollarla koruyan Kürt kadınlar, Kürt edebiyatında da önemli bir yerde duruyor. Kadınlar, artık sadece kitaplarda baş karakter olarak özne olmanın ötesine geçerek, kendi hikayelerini yazıyorlar.
Toplum baskısı ve kendilerine biçilen roller nedeniyle yıllarca edebiyatın arka planında durmak zorunda kalan Kürt kadını, bugün yazılı edebiyatta daha görünür olmanın mücadelesini veriyor.
Kendi deneyimlerini, hafızalarını ve direniş hikayelerini kaleme alan kadın yazarlar, erkek egemen edebiyat anlayışına karşı yeni bir anlatı inşa ederken, Kürtçenin ve kadınların görünürlüğü için de önemli bir mücadele yürütüyor.
1992 yılında gözaltına alınıp tutuklanan Şadiye Manap, 30 yıllık tutsaklığında birçok yazı ve şiir kaleme aldı ve cezaevinden tahliye olduktan sonra “Av Jî Dinivîse / Su Da Yazıyor” kitabını çıkardı.
Yazar Şadiye Manap, edebiyatta Kürt kadınların rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Edebiyatta kadının rolü belirgindir’
Edebiyat tarihinde ve güncel edebiyatta Kürt kadınının önemli bir noktada olduğunu ifade eden Şadiye Manap, “Örneğin Kürt dengbêjliğini önce kadınlar işlemiştir. Edûlê ve başka kadınlar söylemiştir. Esasen dengbêjliği kadınlar geliştirmişlerdir. Fakat zamanla erkeğe geçmiştir. Yine edebiyatta Dewrêş û Edûlê’den Mem û Zîn’e, Siyabend û Xecê’ye kadar destanlara, stranlara baktığımızda kadının rolü edebiyatta oldukça belirgindir. Kürt aile yapısında kadının rolü nasılsa edebiyatta da öyle temel bir rolü vardır” dedi.
Şadiye Manap, edebiyat tarihinde kadının edebi ve toplumsal bir özne olduğuna değinerek sadece doğal, biçimsel veya yüzeysel bir araç olarak ele alınmadığını kadının toplumsal, kültürel, edebi bir rolü olduğunu ve toplumda kalıcı bir yer edindiğini kaydetti.
‘Erkeğin iktidarlaşmasıyla edebiyatın rengi değişiyor’
Şadiye Manap, “Özellikle konu toplumsal bir sorun veya bunun çözümü olduğunda kadının rolü daha belirgin hale geliyor. Fakat ne kadar günümüze doğru gelinirse bu durum o kadar tersine dönüyor. Edebiyatta kadının kalemi, sözü ve eylemi erkeğe geçiyor. Erkeğin iktidarıyla beraber edebiyatın da rengi adım adım değişiyor. Ama günümüz için bir şeyler söyleyecek olursak bir noktaya kadar Kürt kadını edebiyatı geliştiriyor. Bugün ise özgürlük mücadelesi paralelinde gelişiyor. Özgürlük mücadelesi öyle bir zemin sunuyor ki, Kürt kadınının kendi özgürlüğünü ifade etme, kendi özgürlüğünün rengini, özgürlük ve toplumu inşa etme iddiasını edebiyatta da kurup dile getiriyor” diye belirtti.
‘Hala eksikliğimiz var’
Kadınların edebiyatta daha fazla yer alması gerektiğini söyleyen Şadiye Manap, “Ancak benim kanaatime göre Kürt kadınları olarak bu konularda çok eksiğimiz var. Biz farkında değiliz ama her birimizin hikayesi, sözü yazılmadan, işlenmeden kadının edebiyatı ortaya çıkmaz. Örneğin erkek ne kadar kadını yazarsa yazsın o kadın edebiyatı olmuyor. Evet gelişmeler var ama eksiklikler de var. Amerika yerlilerinin, ‘Aslan yazmayı öğrenene kadar bütün hikayeler avcıyı över’ diye bir sözü var. Bu yüzden kadın kendi tarihini, hikayesini yazmalıdır. Hem herkes kendi tarihini yazmalıdır hem de kadın bilmelidir ki kendisi yazmadığı müddetçe kendi tarihi olmayacaktır” şeklinde konuştu.
Teorik bir tarihten bahsetmediğini vurgulayan Şadiye Manap, edebiyatın tarih konusunda çok önemli bir rol oynadığını belirterek, edebiyat olmazsa teorik bir tarihin toplumu anlatamayacağını ifade etti.
Kürt kadın yazarların son zamanlarda artış göstermiş olmasına rağmen hala hak ettiği görünürlüğü kazanmadığını ifade eden Şadiye Manap sebeplerini şu şekilde açıkladı: “Birincisi biz kadınlar olarak kendimizi tam geliştirememişiz. Bir dengbêji geleneği, hikaye anlatıcılığı geleneği var ama biz kadınlar olarak kendimizi henüz çok iyi eğitememişiz, tam yetiştirememişiz. İkincisi, yazmamız çok önemlidir, yazmamızın ne kadar önemli olduğunu anlayamamışız. Üçüncüsü diyebilirim ki kendini eğitmiş kadınlar olmakla beraber bazen kendimize tam güvenemiyoruz, bunun yaratıcısı olduğumuza inanmıyoruz. Bunun için de diyorum ki edebiyatın yaratıcılığı, gelişimi, tarih yazımının zihniyeti ve cinsiyet anlayışı paralel ilerliyor. Bu konuda niceliksel bir eksiklik var. “
30 yıl cezaevinde kaldığına dikkat çeken Şadiye Manap, “Toplumsal yazdığımız zaman bireysel, devrimci ve edebi gücümüzü de katıp daha yaratıcı bir edebiyatçılık geliştirebiliriz. Kurumlarımız da örgütlerimiz de bu konuya öncelik vermelidir” sözlerini kaydetti.
Şadiye Manap kimdir?
1968 yılında Riha'nın Curnê Reş (Hilvan) ilçesine bağlı Xuşxuşkê Köyü'nde dünyaya gelen Şadiye Manap, uzun yıllar Serêkaniyê ve Dîlok'ta (Antep) yaşadı.
Riha’da (Urfa) 1 Aralık 1992’de gözaltına alınan ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan Şadiye Manap’a, “Örgüt üyesi olmak” maddesinden müebbet hapis cezası verildi. Tutuklandığında henüz 24 yaşında olan Şadiye Manap, sırasıyla Urfa, Midyat ve son olarak da Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde kaldı. Yaklaşık 30 yıl 8 ay cezaevinde kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuştu.
Şadiye Manap'ın Aryen Yayınevi tarafından Nisan ayında yayımlanan Av Jî Dinivîse adlı şiir kitabı, 135 sayfadan oluşuyor. Kitapta özgürlük, yoldaşlık ve yaşanmışlıklara dair şiirler yer alıyor.