Yoksulluk, baskı ve direniş Dizelabad’da kesişiyor

İran’da başlayan protestolar, Kirmanşah’ın yoksul Dizelabad mahallesinde saldırılarla karşılaştı. Halka doğrudan ateş açıldığı kentte, işsizlik, yapısal yoksulluk ve yıllardır süren baskı politikaları toplumsal öfkeyi yeniden sokağa taşıdı.

ŞİLAN SAQİZÎ

Haber Merkezi - İran’da yaşanan ayaklanma ani bir patlama değil, katman katman biriken yapısal başarısızlıkların, süreklileşmiş baskının, sistematik yoksulluğun ve gündelik aşağılanmaların doğurduğu öfkenin yansıması olarak tanımlanıyor. Ayaklanma, iktidar güçlerinin sandığının aksine yalnızca ekonomik krize verilen bir tepki değil; onlarca yıl süren baskı, ayrımcılık ve siyasal, toplumsal ve cinsiyet temelli dışlanma deneyimlerinden süzülen tarihsel bir bilincin tezahürü olarak gerçekleşiyor. Bu kez sokak yalnızca itiraz alanı değil; “var olma hakkının” geri alındığı bir mekan. Kadınlar, öğrenciler ve halkın tüm kesimleri derin bir bağ ve ortak bir itirazla devletin baskısı karşısında duruyor.

Hükümet krizi alışılmış baskı yöntemleri ile yönetmeye çalışırken bu tekrar eden tutum bir güç göstergesi değil aynı zamanda iktidarın derin krizinin de ifadesi. Son ayaklanmanın merkezlerinden biri olan Kirmanşah’ın yoksul Dizelabad mahallesinden gelen haberler krizi açıkça gözler önüne seriyor. Güvenlik güçleri, protestoculara doğrudan ateş açıyor. Bu çıplak şiddet; işsizlik, yoksulluk, ulusal-etnik ayrımcılık ve dışlanmışlık gibi kronik krizlerin zemininde gerçekleşiyor. Dizelabad birikmiş öfkenin ve süreklilik kazanan direnişin sembolü haline geliyor.

Dizelabad Hapishanesi

Dizelabad, yalnızca yoksul bir mahalle değil; aynı zamanda Kirmanşah’daki Dizelabad Hapishanesi nedeniyle siyasal baskının da simgesel merkezlerinden biri olarak biliniyor. Geçmiş on yıllarda çok sayıda Kürt siyasetçi, aktivist ve muhalif bu hapishanede tutuklandı, bazıları idam edildi. İran’ın en uzun süreli kadın siyasi tutuklusu olan ve “Jin, Jiyan, Azadî” felsefesinin sembol isimlerinden Zeynep Celaliyan da bir dönem bu hapishanede tutulmuştu.

Kitlesel itiraz

Son protestolar sırasında Dizelabad’daki esnaf, artan enflasyon, işsizlik ve ekonomik çöküşü protesto etmek amacıyla dükkanlarını kapattı. Ancak bu barışçıl eylemler, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı. Yaşananlar, Kirmanşah’da özellikle yoksul ve kenar mahallelerde biriken ekonomik ve toplumsal sorunların artık kitlesel bir itiraza dönüştüğünü gösteriyor.

Toplumsal baş kaldırı ilk değil

Kirmanşah, son on yılda neredeyse tüm ülke çapındaki protestolarda öne çıkan kentlerden biri oldu. 2017 protestolarında binlerce kişi yoksulluk ve işsizliğe karşı sokağa çıkmış, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu ülke genelinde en az 25 kişi hayatını kaybetmişti. Bu ölümlerin önemli bir kısmı Kirmanşah’da yaşandı. 2019 Kasım protestolarında da kentte ağır bir baskı uygulandı; çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. 2021–2022 dönemindeki “Jin, Jiyan, Azadî” ayaklanmasında da Kirmanşah mahalleleri çatışmalara sahne oldu.

Doğu Kürdistan’ın en büyük kenti olan Kirmanşah, uzun bir toplumsal mücadele geleneğine sahip olmasının yanı sıra, işsizlik oranı ülke ortalamasının sürekli üzerinde seyreden iller arasında yer alıyor. Dizelabad gibi mahallelerde yoğunlaşan yoksulluk, bağımlılık ve diğer sosyal sorunlar, kentteki hoşnutsuzluğu daha da derinleştiriyor. Son protestoların ardından güvenlik güçleri kent genelinde yoğun bir şekilde konuşlandırıldı. İnternet kesintileri, sivil giyimli güvenlik görevlilerinin artan varlığı, göz yaşartıcı gaz kullanımı ve doğrudan ateş açıldığına dair çok sayıda rapor kamuoyuna yansıdı. Buna rağmen protestolar ve esnaf grevleri özellikle kentin güney mahallelerinde devam ediyor.

Kilit unsur

Uzmanlara göre Dizelabad Hapishanesi, İran’ın batısında uygulanan baskı politikalarının kilit unsurlarından biri. Bu hapishane, siyasi tutukluların ağır suçlardan hükümlülerle bir arada tutulması yoluyla, sindirme ve gözdağı verme stratejisinin bir parçası olarak kullanılıyor. Bu uygulama, özellikle Kürt bölgelerinde siyasi faaliyetlerin bedelini yükseltmeyi amaçlıyor.

Kirmanşah’daki tablo, yalnızca ekonomik bir çöküşü değil, aynı zamanda sistematik ayrımcılığın ve güvenlikçi yönetim anlayışının toplumsal sonuçlarını da gözler önüne seriyor. Yüksek işsizlik, artan yoksulluk, sosyal sorunlar ve sert devlet müdahaleleri, kenti bir kez daha protestoların ön saflarına taşıyor. Tüm bu gelişmeler, Kirmanşah’ın yalnızca ülkenin “kenarında” değil, mevcut siyasal yapıya karşı gelişen toplumsal direnişin merkezlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.