Tunus’ta gazeteciler baskı ve dijital şiddetle karşı karşıya
Tunus’ta basın özgürlüğünün gerilemesiyle birlikte gazetecilere yönelik baskı ve dijital taciz artarken, Cihan El-Levâtî ekonomik ve mesleki sorunların da derinleştiğini belirterek, gazetecilere birlik çağrısında bulundu.
Tunus – Tunus, devrim sonrası yıllarda medya alanındaki canlılığı sıralamalarda üst sıralarda yer alırken, basın özgürlüğü endeksindeki sıralaması hızla gerileyerek 180 ülke arasında 137. sıraya düştü. Böylelikle ülke basın sıralamasında “zor” durumda olan ülkeler kategorisinde yer aldı.
Konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulunan Tunus Ulusal Gazeteciler Sendikası Yürütme Kurulu üyesi Cihan El-Levâtî, gazetecilerin hedef alınması, ekonomik ve sosyal krizlerin derinleşmesi ve dijital tacizin yaygınlaşması nedeniyle Tunus basınının “gerçek bir gerileme” yaşadığını söyledi.
Basına darbe: 54 sayılı kararname
54 sayılı kararnamenin ülkedeki “tüm özgür seslere yönelik bir darbe” olduğuna dikkat çeken Cihan El-Levâtî, söz konusu kararnamenin çok sayıda gazeteci ve Tunus vatandaşının tutuklanmasına ve gözaltına alınmasına yol açtığını söyledi. Cihan El-Levâtî, “Son dönemde bu kararname kapsamında sevk edilen gençlerin sayısının ne kadar fazla olduğunu gördük” dedi.
Gazetecilerin mesleklerini yürütürken 115 sayılı kararnameyle güvence altına alındığını söyleyen Cihan El-Levâtî, bu kararnamenin bilgiye erişim hakkını koruyan özel bir yasal düzenleme olduğunu vurguladı. Gazetecilerin kanunların üzerinde olmadığını kaydeden Cihan El-Levâtî, ancak yetkilileri sorgulama ve anayasal bilgi edinme hakkını savunma görevlerini yerine getirirken 115 sayılı kararname kapsamında hukuki korumadan yararlanmaları gerektiğini ifade etti.
Cihan El-Levâtî, Tunus mahkemeleri karşısında gazetecilerin durumunun belirsizliğini koruduğuna dikkat çekerek, gazetecilerin 54 sayılı kararname veya Bin Ali döneminden kalan eski İletişim Yasası kapsamında yargılandığını dile getirdi. Gazeteciler Sendikası’nın ise gazetecilik mesleğini düzenleyen özel yasanın uygulanması ve davalarda esas alınması gereken hukuki çerçeveyi oluşturması gerektiğini savunduğunu aktaran Cihan El-Levâtî, bugün Tunus’ta basının durumunun “kötüden daha kötüye gittiğini” belirterek, gazetecilerin ekonomik ve sosyal koşullarının da ciddi bir kriz içinde olduğunu sözlerine ekledi.
‘Risklerle çevirili bir alana dönüştü’
Özel medya ve dernek medyasında reklam ve ilan alanında bir ekonomik kriz yaşandığını, ücretler konusunda da sorunların bulunduğunu kaydeden Cihan El-Levâtî, sözlerine şöyle devam etti:
“Son on yılda medya alanına yatırım yapmaya alışkın iş insanlarının bu alandan büyük ölçüde uzaklaştığını görüyoruz. Çünkü bu alan artık risklerle çevrili hale geldi. Kamu medyasında ise gazetecileri ve özgür sesleri hedef alan baskı ve tacizler bulunuyor. Medya kuruluşlarının bağımsızlığını korumak için içeride mücadele devam ediyor. Birbirini izleyen hükümetler, atamalar ve yayın politikaları üzerindeki kontrol yoluyla kamu medyasını kendi denetimleri altına almaya çalışıyor.”
Kadın gazetecilerin maruz kaldığı baskılara dikkat çeken Cihan El-Levâtî, “Özgürlükler ve dijital şiddet konusunda da durum daha az tehlikeli değil. Gazeteci kadın ve erkekler sürekli taciz ve bazı durumlarda tehdide kadar varabilen uygulamalara maruz kalıyor. Özellikle toplumsal cinsiyete dayalı saldırılar öne çıkıyor. Gazeteci kadınlar, özellikle muhalif olanlar, dijital medya platformlarında sürekli taciz ve kışkırtma kampanyalarıyla karşı karşıya kalıyor. Yalnızca görüşlerini ve tutumlarını özgürce ifade ettikleri için sözlü ve cinsel şiddet de dahil olmak üzere farklı biçimlerde saldırıya uğruyorlar” dedi.
Sendikalara birlik çağrısı
Cihan El-Levâtî, “Psikolojik ve mesleki atmosfer açısından sendikanın gazetecilerle yaptığı görüşmelerde, bazı gazeteciler arasında yaygın olan korku ve öz sansürün her zaman gündeme geldiğini görüyoruz. Korkunun insani bir duygu olduğunu ve bunu çok iyi anlıyoruz. Bu nedenle sendika üyelerine her zaman tek bir ses olmaları çağrısında bulunuyor” şeklinde konuştu.
Cihan El-Levâtî, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gazeteci kadın ve erkeklerin kamu ve özel medyadaki temel rolü eleştiri ve hesap sormaktır. Bunlar gazetecilik çalışmasının özünü oluşturuyor. Zorluklarla yüzleşmenin yolu saflarımızı birleştirmek ve meslek etiğimizi savunmak için sesimizi yükseltmektir. Özgür düşünceleri ve gerçek bir güç olarak görevini yerine getiren bağımsız medya asla durdurulamaz.”