‘Suriye’nin geleceğini halkın kendisi belirlemeli’
Cihatçı HTŞ’nin Suriye’de Alevi, Kürt, Êzidî ve Dürzilere yönelik saldırılarına dikkat çeken gazeteci Nilgün Mete, Suriye’nin geleceğinin dış müdahalelerle değil, halkın kendi iradesiyle belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
BINEVŞ STÊRK
Amed – Cihatçı HTŞ’ye bağlı çeteler, Suriye’de halklara yönelik saldırı ve katliamlarını sürdürmeye devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Humus başta olmak üzere Lazkiye ve Tartus kentlerine saldırılar düzenleyen HTŞ, Alevi toplumunu hedef almış; ardından Dürzilere yönelik katliamlar gerçekleştirmişti.
HTŞ, 6–11 Ocak tarihleri arasında ise Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine ağır silahlarla saldırdı. Bu saldırılar sırasında çok sayıda sivil katledildi, her iki mahallede yaşayan halk göçe zorlandı. Ayrıca çetelere bağlı grupların birçok sivili kaçırdığı bildirildi.
Gazeteci Nilgün Mete, Alevi, Kürt ve Dürzilere yönelik saldırıları ve bu saldırılarla Suriye geçici yönetiminin neyi amaçladığını değerlendirdi.
Ortadoğu’daki savaşların merkezinde Amerika ve İsrail’in “ihtiyaçları ve çıkarları” bulunduğunu ifade eden Nilgün Mete, bölge sınırlarının yeniden çizilmeye çalışıldığını ve bu nedenle Ortadoğu’nun sürekli bir savaş hali içinde olduğunu söyledi.
Bu bağlamda Suriye’de savaşın hiçbir dönem sona ermediğini vurgulayan Nilgün Mete, 2011 yılından itibaren dünyanın dört bir yanından Suriye’ye gelen çeteler tarafından çok sayıda katliam gerçekleştirildiğini belirtti. Nilgün Mete, bu saldırılarda özellikle Dürzilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve Êzidîlerin hedef alındığını hatırlattı.
‘Eli kanlı çeteler bakan yapıldı’
Esad'ın devrilmesi ve HTŞ çetelerinin göreve getirilmesiyle birlikte toplumun katliam riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten Nilgün Mete şöyle dedi: “Suriye'de başa gelen HTŞ cihatçı çetelerden oluşuyor. Colani de öyle, dünyada terörist olarak aranıyordu. Ayrıca burada bir de İsrail faktörü var. Çünkü İsrail'le Suriye ezeli düşmanlar. Esad tabii ki İran'a, Lübnan Hizbullah'ına yakın olunca, İsrail'in tepkisini çekiyordu. Ve tam 50 yıl sonra Suriye’de Esad'ın devrilmesi ile birlikte İsrail’e fırsat doğdu. Çünkü İsrail'in planları var, amacı var. Yani büyük İsrail olma gibi sınırlarını genişletme planı var.”
‘Alevi katliamlarına sessiz kalındı’
Alevilerin katledilmesine birçok kesimin sessiz kalışını eleştiren Nilgün Mete, Türkiye'deki kadın örgütlerinin de tepkisinin yetersiz olduğunu ifade etti. Nilgün Mete, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sadece Alevi örgütleri seslerini çıkarıyorlar. Dünyada bir örgütlenme örmeye çalışıyorlar. Yani Birleşmiş Milletler'in, Avrupa Parlamentosu'nun bu konuda sesini güçlü çıkarması gerekiyor. Çünkü Suriye'de bir insan hakkı ihlalleri yaşanıyor. İnsanlık suçu işleniyor. Soykırım işleniyor. İnsanlar vahşice katlediliyor. Orada anneleri, çocuklarının gözü önünde öldürüyorlar, kadınları kaçırıyorlar.
AKP hükümeti bu katliamları durdurabilirdi. Ama hiç kimse müdahale etmiyor. Meclis'te bazı vekiller, özellikle de Alevi vekiller bu katliamı dile getiriyorlar. DEM Parti içindeki bazı vekiller dile getiriyor. Suriye'deki tüm Alevilere yönelik katliamları sadece Alevi vekiller mi dile getirmeli? Sadece Alevi kadınlar mı dile getirmeli? Bence herkesin sorunu olmalı. Çünkü bu insanlık suçu. Türkiye'nin aydınları da sessiz. Bu kayıtsızlık aşılmak zorunda.”
‘İnsanlık suçu işlendi’
Suriye kıyılarında kadınlara karşı insanlık suçu işlendiğini ifade eden Nilgün Mete, “Suriye'de kadınların kaçırılması, tecavüze uğraması savaş suçu ve aynı zamanda bir insanlık suçu. Kadınlar yeniden barışı inşa ederler. Yeniden hayatı inşa ederler. Dolayısıyla da savaşlarda erkeklerin ilk hedefi kadınlar oluyor. Kadınları yok ederse orada hayatın yeniden dirileceğine inanmazlar. Kadınlar yok edilirse hayat dirilmez. Yaşam yeniden inşa edilmez. Dolayısıyla kadınları katlediyorlar. Kadınlara cinsel saldırıda bulunuyorlar” dedi.
‘Dünya bu vahşete ses çıkarmalı’
Dünya devletlerinin bu saldırılar karşısında ses çıkarması gerektiğini, ancak tepkilerin yetersiz olduğunu vurgulayan Nilgün Mete, “Vahşi kapitalizm her yere yayılmış. ABD ve İsrail birlikte hareket ediyorlar. Birbirlerine çıkarları doğrultusunda davranıyorlar. İstedikleri zaman savaş çıkarıyorlar. İstedikleri zaman ülkeleri paramparça ediyorlar. Ne için? ‘Demokrasi getireceğiz’ iddiasıyla, yalanıyla. Bu güçler, önce diktatörleri ülkelerin başına getiriyorlar. Onlarla iyi ilişkiler geliştiriyorlar. O diktatörler halka zalimlik yapıyor. Sonra da demokrasi getireceğiz diye bu ülkeler işgal ediliyor. Savaş çıkarılıyor. Hiç demokrasi getirir mi Amerika emperyalizmi?” diye belirtti.
‘AKP hükümetinin barışçıl bir politikası yok’
Türkiye’nin savaşlar karşısındaki tutumunu da eleştiren Nilgün Mete, “AKP hükümetinin barışçıl bir dış politikası yok. AKP, Suriye'de HTŞ’li çeteleri destekledi. Zaten Türkiye'de de AKP, Alevilerin demokratik haklarını tanımıyor. Alevileri dışlıyor, hiçbir taleplerini yerine getirmiyor. Dolayısıyla Suriye'de de HTŞ'li çetelerin Alevileri katletmesine ses çıkarmadı. AKP hükümeti yıllardır cihatçı çeteleri destekliyor” şeklinde konuştu.
‘Artık ses çıkarmak lazım’
Tüm toplumsal kesimlere katliamlara karşı duyarlılık çağrısı yapan Nilgün Mete, “Meclis’te siyasi partiler bu konuda AKP hükümetini zorlamalı. Milletvekilleri, özellikle kadın vekiller bu konuda çarpıcı eylemler yapabilirler. Aleviler gerçekten çok yalnız bırakılıyor. Buradan çağrı yapıyorum; kayıtsız kalmayın. Suriye'de yaşananlara duyarlılık gösterin. Çünkü çok acı çekiyoruz. Alevi toplumu çok acı çekiyor. Tüm toplumsal kesimler bu vahşete dur demeli” ifadelerini kullandı.
‘Kürt mahalleleri saldırı altında’
HTŞ’nin 6 Ocak’ta Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarında sivillerin katledildiğini ve yüzlerce kişinin göçe zorlandığını belirten Nilgün Mete, önceki göçleri de hatırlattı. Nilgün Mete şöyle dedi: “Suriye adeta bir yangın yeri. 13 yıl süren savaşta binlerce insan hayatını kaybetti. Daha çok çocuklar ve kadınlar kaybetti. Ve milyonlarca insan göç yollarında kendini buldu. Bu göçler sonucunda kötü yaşam koşullarında yaşamak sorunda kaldılar. Ucuz iş gücü oldular, şimdi yeni bir göç dalgası var. Halep’teki saldırı altında olan mahalleler Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı yerler. Orada siviller katlediliyor. Geçtiğimiz günlerde bir kadının cenazesinin apartmandan atıldığını gördük. Bu görüntülere, bu yaşananlara herkesin tepki göstermesi gerekiyor.”
‘Suriye’ye kurtaracak olan barışçıl görüşmelerdir’
“Suriye'yi kurtaracak olan barışçıl görüşmeler, diyalogdur” diyen Nilgün Mete, uluslararası güçlerin bu noktada sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.
Barış için Türkiye’ye büyük görevler düştüğünü belirten Nilgün Mete, “Suriye geçici yönetimi Amerika ve Türkiye’den bağımsız işler yapmıyor. Onların gözetiminde, onların desteğiyle yapıyor. Yapacağı her şeyi, yaptığı her şeyi bu ülkelerin, bu yönetimlerin denetiminde, kontrolünde yapıyor. Desteğini alarak yapıyor. O nedenle bu ülkeler diyalog için sorumluluk almalı” dedi.
‘10 Mart Mutabakatı’na uyulmuyor’
Colani (Ahmed eş-Şera) ve SDG komutanı Mazlum Abdi tarafından 10 Mart’ta Şam’da imzalanan ve 8 maddeden oluşan mutabakata işaret eden Nilgün Mete, “Suriye'de insanları bir arada tutacak tek şey barıştır. Örneğin 10 Mart Mutabakatı var ama bu mutabakata uyulmuyor. Geçici hükümet güçleri saldırırsa ortada ne mutabakat kalır, ne barış kalır. Şu anki anlayışla, şu anki geçici hükümet ile bir barışın sağlanmayacağı çok açık. Suriye'yi kurtaracak olan laik, demokratik bir yönetim. Bu radikal dinci örgütlerle, radikal dinci anlayışla, rejimle orada bir barışın kurulması söz konusu olamaz. Halkları bir arada tutacak olan demokrasidir” diye belirtti.
Suriye’de çatışmaların sona ermesi çağrısında bulunan Nilgün Mete, konuşmasını şöyle tamamladı: “Artık akan kanların durması gerekiyor. Emperyalizmden uzak durulması, Amerika ile İsrail'den demokrasi gelmez. Hiçbir ülkeye gelmeyecektir. Suriye’nin geleceğini halkın kendisi belirlemeli.”