KJK: Yürüyen bir süreç yok, süreç donmuş ve tıkanmıştır

KJK, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşmelerin durdurulmasının süreci tıkadığını belirterek, “Önder Apo’nun statüsünü ve fiziki özgürlüğünü sağlayarak başarma görevimiz var” açıklaması yaptı.

Haber Merkezi – KJK Koordinasyonu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumu ve devam eden sürece ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’de yürüyen bir çözüm sürecinin kalmadığı savunularak, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, görüşmelerin yeniden başlatılması ve “başmüzakereci” rolünün tanınması çağrısı yapıldı.

KJK Koordinasyonu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumu ve sürece ilişkin yazılı açıklama yaptı.

KJK Koordinasyonu açıklamasında şunlar belirtildi:

“Ortadoğu’da, Kürdistan’da ve Türkiye’de çok yoğun ve çalkantılı bir süreç yaşanmaktadır. 21. yüzyılda Ortadoğu halklarının ve kadınlarının kaderini belirleyecek nitelikte bir zamanı yaşıyoruz. Adeta bir yangın yerine, her karışı mayınlı bir araziye dönen Ortadoğu’da doğru kararlar vermek ve doğru adımlar atmak, devletlerin de halkların da en temel ihtiyacı durumundadır. Dış emperyal güçlerin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek istediği bir dönemde, bu coğrafyanın halklarının ve yönetim güçlerinin tarihi ittifaklar geliştirmede tarihi kararlaşmalara ulaşması her şeyden önemli hale gelmiştir. Kim tarihin sosyolojisini doğru okuyup doğru ittifakları geliştirirse bu dönemin kazananı olacaktır.

Bu realite Kürt halkı açısından geçerli olduğu gibi, Türkiye halkları açısından daha da fazla geçerli bir realitedir. Mevcut durumda 2024 Ekim ayından itibaren Rêber Apo, birbirinden kopma ve düşmanlık düzeyine gelen Kürt-Türk ilişkisini barış ve kardeşlik düzlemine taşımak için bir süreç başlatmıştır. Başlatılan bu süreç bir buçuk yılı aşmış, bu bir buçuk yıl içinde Rêber Apo ve özgürlük hareketimiz tarihi adımlar atmıştır. Devlet ve iktidar açısından ise söylemin ötesine taşacak tek adım, eleştirilerle birlikte oluşturulan Meclis komisyonu olmuştur. Komisyon yazdığı raporu Meclis’e sunmuş, ancak aylardır atılması gereken hukuki adımlar ve yasalarla ilgili herhangi bir adım atılmamıştır. Bu konuda Önder Apo kolaylaştırıcı ve çözümleyici birçok formül öne sürmüş, özellikle de başmüzakereci ve siyaseten icracı olarak süreçte rol oynayabileceğini belirtmiştir. Ancak tam da bu aşamaya gelinmişken görüşmeler durmuştur.

Yürüyen bir süreç yoktur

Türkiye Cumhuriyeti’nin geçtiğimiz yüz yılı Kürt inkârı ve imhasına göre şekillenmiştir. Kürdün kimliksizliği bir statü, bir siyaset ve yaşam biçimi açığa çıkarmıştır. Cumhuriyetin bu denli tekçi, faşist ve anti-demokratik karakteri ile anayasa sistemi de kaynağını buradan almaktadır. Şimdi tam da Önder Apo bu durumu aşmanın adımlarını atıp politikasını yürütürken, çözüm somutlaşacakken Önder Apo ile görüşmelerin kesilmesi çok tehlikeli bir yaklaşım olmaktadır.

27 Mart’tan bu yana hiçbir görüşme yapılmadığı, Önder Apo’nun durumuna ve görüşlerine dair hiçbir bilgi alınamadığı halde Türkiye siyasetinde bir statü ve koordinatörlük gündemi oluşturulmuştur. AKP iktidarı ısrarla bu sürecin tıkanmadığını, başarıyla yürüdüğünü söylemektedir. Ancak gerçekçi yaklaşıldığında görülmektedir ki yürüyen bir süreç yoktur; süreç donmuş ve tıkanmıştır.

Başmüzakerecimiz olan Önder Apo ile görüşmeler olmadan, kendi statüsüne ve sürecin gelişimine ilişkin herhangi bir müdahilliği gerçekleşmeden bu sürecin yürüdüğünden nasıl bahsedilebilir? AKP iktidarı ne geçen yüz yıllık Kürt statüsüzlüğünü ve sorununu çözmek istiyor ne de mevcut bölgesel siyasi konjonktürde bir savaşın gelişmesini istiyor. Bu nedenle de alabildiğine süreci yaymanın, oyalamanın, mücadele gücünü zayıflatmanın ve tasfiye etmenin politikasını yürütüyor.

Bu nedenle tam da somutlaşılması gereken aşamada Önder Apo ile görüşmeler kesiliyor, tek taraflı ve gerçeği yansıtmayan açıklamalar yapılıyor. Diğer yandan da bölgedeki gelişmelere bakılıp ona göre kararlar verilmeye çalışılıyor. Kuşkusuz bu çok tehlikeli ve yanlış bir politikadır.

Yangın yerine ve mayınlı araziye dönüşen Ortadoğu coğrafyasında Kürtlerle ittifak konusunda stratejik karar vermek ve bu konuda samimi adımlar atmak hem Türkiye’de hem de Ortadoğu’da çok tarihi gelişmelere yol açacaktır. Bunun için de Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü hedefleyecek biçimde başmüzakereci ve siyaseten icracı kimliğini tanımlayan ve tanıyan bir politika yürütülmek zorundadır.

Önder Apo Kürt halkının temsilcisi ve önderidir. Onun statüsünün tanınması elbette Kürt halkının da statüsünün tanınması anlamına gelir. Bu bizim için tartışmasız bir hakikattir. Bundan bir adım bile geriye atılması mümkün değildir.

Ağır tecrit koşullarını kabul etmiyoruz

Sürecin önemli bir aşamasına gelinmişken Önder Apo’ya ağır tecrit koşullarının dayatılmasını asla kabul etmiyoruz. Bu, çözümsüzlüğü derinleştirip kışkırtmak anlamına gelir. Bu, yüz yıldır Kürde dayatılan statüsüzlüğün ve soykırımın devamı anlamına gelir. Bunun barışla, kardeşlikle ve demokrasiyle hiçbir ilgisinin olmadığı açıktır.

Derhal bu duruma son verilmeli, süreci tıkayan ve tehlikeli yollara sürükleyen politikalardan vazgeçilmelidir. Bu doğrultuda derhal Önder Apo ile görüşmeler başlatılmalı, siyaset yürütüp çözümü geliştirmesinin koşulları sağlanmalı, statüsü demokratik temelde resmileştirilip netleştirilmelidir.

Statüsüzlüğe mahkûm eden yaklaşımları kabul etmiyoruz

KJK olarak iktidarın ve norm dışı güçlerin oyalayıcı ve çürütücü politikalarını, statüsüzlüğe mahkûm eden yaklaşımlarını asla kabul etmiyoruz. Bunda ısrarın çözümsüzlüğe ve giderek şiddete yol açacağını bir kez daha vurguluyor ve uyarıyoruz.

Yurtsever halkımızın, kadınların, anaların, genç kadınların ve çözümden yana olan tüm demokratik, sosyalist, feminist ve ekolojist kesimlerin asıl çözüm gücü olarak tavrını ortaya koyması belirleyici önemdedir. Çözümü ve barışı geliştirecek özne halklar ve kadınlardır.

Bu sürecin tehlikelerini ve arka planını daha doğru okuyarak sürece katılma, Önder Apo’nun statüsünü ve fiziki özgürlüğünü sağlayarak başarma görevimiz vardır. Çok riskli ve tehlikeli bir dönemden geçiyoruz. Herkesi bu süreci duyarlı bir biçimde okumaya, dayatılan tecridi ve çözümsüzlüğü parçalamaya, demokratik tavrı ve etkili eylemleri geliştirmeye çağırıyoruz.

Önder Apo etrafında kenetlenelim, onun özgürlüğü ve statüsü etrafında mücadele gücümüzü birleştirelim ve kazanalım.”