Pirsûs’ta Rojava için barış çerağı yakıldı
Aleviler, Rojava ile dayanışma kapsamında Pirsûs’ta bir araya geldi. Açıklamada, Kobanê’deki kuşatma ve ambargoya karşı savaş politikalarına son verilmesi çağrısı yapıldı.
Haber Merkezi- Rojava’da süren kuşatma, savaş ve insani kriz karşısında yükselen tepkiler sürerken, Alevi toplumu barış ve dayanışma çağrısını Pirsûs’tan yükseltti. Demokratik Alevi Dernekleri öncülüğünde bir araya gelen Alevi Pirleri, Anaları ve yurttaşlar, Kobanê ve Rojava halklarıyla dayanışmak için çerağlar yakarak savaşa, kuşatmaya ve kadın düşmanı politikalara karşı güçlü bir barış mesajı verdi; “Lazkiye’den Rojava’ya yeni Kerbelalara hayır” sözleriyle yaşananların tarihsel bir kırılma anı olduğuna dikkat çekti.
Pirsûs’un Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan açıklamanın Kürtçesini DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, Türkçesini ise DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete okudu.
‘Mazlum halkların yanındayız’
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bugün Hızır felsefesinden aldığımız güçle, Urfa Suruç’ta bir araya gelerek Rojava’da ve Suriye genelinde süren savaşın yarattığı büyük insani yıkıma karşı sesimizi yükseltiyoruz. En ağır bedeli ödeyen kadınların, soğukta donarak yaşamını yitiren çocukların, yerinden edilen Kürt, Alevi, Dürzi, Ermeni, Arap, Süryani ve bu bölgedeki mazlum halkların yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.
Zulümat deryası el ele vererek insanlığın en kadim coğrafyasında mazlumlara zulmü reva görmektedir. Bugün Suriye coğrafyasında güçlenmeye çalışılan şeriatçı, dinci, tekçi, Selefi ve kadın düşmanı anlayışlar; yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü hedef almaktadır. Kadını yok sayan, iradesini bastıran, bedenini ve kimliğini denetim altına almak isteyen bu zihniyetin insanlıkla, inançla ve vicdanla, ahlakla ve kültürel İslam’la hiçbir bağı yoktur.
‘Kadınlar ezilen halkların umududur’
Rojava’da kadınların öncülüğünde filizlenen yaşam iradesi, yalnızca bir bölgenin değil, bütün Ortadoğu’nun hatta ezilen halkların umududur. Bu umudu hedef alan her saldırı, barışa ve birlikte yaşama yönelmiş bir saldırıdır. Bizler bu saldırılara karşı susmayacağız. Susmak bu katliama ortak olmaktır. Alevi Pirleri, Anaları ve yol erkanı bilincini taşıyan canlar olarak buradan açık bir barış çağrısı yapıyoruz: Savaş politikalarına son verilsin. Silahlar sussun, halklar konuşsun. Kadınların ve çocukların yaşamı pazarlık konusu yapılmasın. Barış; tek tipleştirme değil, çoğulculuktur. Barış; korku değil, özgürlüktür.
‘Somut adımlar atılmalı’
Barış; kadınların karanlığa teslim edilmediği bir yaşamdır. Barış bütün farklı toplumsal kesimlerin kendi inancını, kültürünü ve dilini yaşayabilmesidir. Toplumsal değerleri ile var olmasıdır. Barış toplumsallaşırsa bir anlam ifade eder. Bunun içinde toplumsal bir uzlaşıya ihtiyaç vardır. Ortak Vatan’da eşit ve Özgür Yurttaş olarak cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamamız için bir an önce toplumsal uzlaşının sağlanması barışın inşa edilmesi ve toplumsallaştırılması gerekiyor. Bunun içinde mutlaka somut adımların atılması gerekir.
‘İnsani yardımlar bir an önce yerine ulaştırılmalıdır’
Zulüm karşısında tarafsızlık yoktur. Yaşamdan yana olmak bir tercih değil, sorumluluktur. Bu sorumlulukla bir kez daha haykırıyoruz: Şeriata, savaşa ve kadın düşmanlığına karşı; yaşamdan, eşitlikten ve barıştan yanayız. Lazkiye’den Rojava’ya yeni Kerbelalara hayır diyoruz. Günlerdir yaşanan kuşatma sonucunda ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi için kapılar açılmalı, insani yardımlar bir an önce yerine ulaştırılmalıdır.”
‘Mazlum neredeyse yanında olacağız’
Açıklamanın ardından konuşan AKD Başkanı Seher Şengüllü Yazıcı, Suriye’de halkların dünyanın gözü önünde kanının aktığını ifade ederek şunları dile getirdi: “Her katliam, her soykırımın birinci mağduru kadınlar ve çocuklardır. Suriye’de mazlum halklar zulme uğruyor. Kadınlar kaçırılıp, köle pazarlarında satılıyor, tecavüze uğruyor. Dünyaya sesleniyorum; bu zulme göz yummayın artık. Biz Aleviler, devrimci bir duruş ve inançla zalim neredeyse karşısında, mazlum neredeyse yanında olmaya devam edeceğiz.”
‘Öncelikli adımlar atılmalı’
ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan da Suriye’de yaklaşık 13 yıldır tüm inançlara zulüm yaşatıldığını belirterek “Rojava’da Kürtler, Hıristiyanlar, Aleviler, Dürziler katlediliyor. Suriye’de yaşayan halkların can güvenliği yok. Suriye’de selefi çeteleri, kendileri gibi düşünmeyen sunileri de hedef alıyor. Barış, kardeşlik sadece ağızdan çıkan süslü cümlelerle olmaz. Bu ülkeyi yönetenler kardeş deyip bir taraftan bizleri avutuyor, bir taraftan donattığı katiller ile Alevileri, Kürtleri katlediyor. Bir an önce gerekli demokratik adımlar atılmalı” şeklinde konuştu.