Halide Türkoğlu: Bu kirli yozlaşmış düzeniniz batsın

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, 6 Şubat depremleri, kayıp çocuklar, Epstein belgeleri ve Ortadoğu’da kadınlara yönelik hak ihlallerine dikkat çekerek kadın düşmanlığına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Amed- Türkiye ve bölge gündemindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, 6 Şubat depremlerinden kayıp çocuklara, Epstein belgelerinden Ortadoğu’da kadınlara yönelik hak ihlallerine kadar birçok başlıkta iktidara sert eleştiriler yöneltti. Amed’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Halide Türkoğlu, deprem sürecindeki cezasızlık politikalarına dikkat çekerek, “Deprem zamanı kaybolan çocukların akıbetini aydınlatmayan iktidarın sessizliğini kabul etmedik, etmeyeceğiz” dedi.

‘Yönetenlerin sorumluluğunu unutmayacağız’

Konuşmasının başında 6 Şubat depremlerine dikkat çeken Halide Türkoğlu, “Depremin bir felakete dönüşmesinde bu ülkeyi yönetenlerin sorumluluğunu unutmayacağız. Deprem bölgelerinde çocukların, kadınların hala elektriksiz, susuz ve barınma sorunun devam ettiği bir 3 yılı geride bıraktığımız gerçeğine rağmen, bu sorunları çözmek istemeyen iktidarın rantçı aklından vazgeçmediği de ortadadır. Depremle birlikte derinleşen yoksulluğun, eşitsizliğin kadınların ve çocukların her türlü hakkının görünmez kılındığı bu düzene karşı, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek zorundayız. Yıkılan binalarla 55 bine yakın insanın katledildiği gerçeği ile cezasızlık politikalarının gerçekliği bir utançtır. İnsanlığa karşı bir utançtır ki bu utanç bu iktidarın yargısında yok! Deprem zamanı kaybolan çocukların akıbetini aydınlatmayan iktidarın, kurumlarının sessizliğini kabul etmedik, etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Epstein belgeleri

Halide Türkoğlu, son günlerde ortaya çıkan Epstein belgelerine işaret ederek şunları dile getirdi:

“Bugün Epstein davası ve belgeleriyle tekrar gündeme gelen, kaybolan çocukların akıbeti insan ticareti ve çocuk istismarı, fuhuş ağı içinde devletleri yönetenlerin, siyasetçilerin, bilim insanlarının, sanatçıların ve istihbaratçıların nasıl rol aldığını gözler önüne sermiştir. Bugüne kadar kayıp çocuk verisi tutmayan iktidara, ‘kayıp çocuk yoktur’ diyerek bu işin içinden çıkamayacağını söylüyoruz. Devlet denetiminde olan yurtlardan ve çocuk yuvalarına kadar organizeli bir şekilde fuhuşa sürükleme, insan ticareti yokmuş gibi kimse davranamaz. Bana bir şey olmaz diyen zihniyetin arkasındaki güç tam da Epstein belgelerinde kendini kanıtlamıştır. Bu kirli yozlaşmış düzeniniz batsın! Bu çürümüş yozlaşmış zihniyet bugün Orta Doğu’yu savaş coğrafyasına çevirerek, sistemlerini ayakta tutmaktadır.”

Afganistan’dan Suriye’ye kadına yönelik saldırılar  

Halide Türkoğlu, Afganistan’daki mevcut yeni rejimin kadınlara savaş açan bir yerde durduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

“Kapitalist erkek egemen iktidarların jeopolitik çıkarları, arayışları, yeni enerji hatlarına ulaşma istekleri ve bunlar üzerinden kurdukları kirli ittifaklar aynı zamanda kadın düşmanı ittifaklardır. Özellikle Ortadoğu’yu bu çıkarlar üzerinden dizayn etme girişimleri erkek egemen ulus devlet anlayışıyla kadına yönelik şiddet, katliam ve baskıyı körükleme üzerinden şekillenmektedir. Nitekim Afganistan’dan, Suriye’ye bu güçlerin desteğiyle iktidara gelen rejimlerin kadınlara karşı işlediği suçlar tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştirilmektedir. Nasıl bir Orta Doğu yaratmak istediklerinin resmi bugün Afganistan’da Taliban rejimi ile ortaya konulmuştur.  Afganistan’da Taliban rejiminin yayınladığı yeni yargı yönetmeliği, aynı zamanda kadınlara savaş açan bir yönetmelik olmuştur. Kız çocuklarının okula gitmeleri yasaklanmıştır. Afganistan’da kadına yönelik şiddetin suç sayılmayacağı bir düzen yasallaştırılmıştır. Köleliğin yasallaştığı bu düzene karşı ‘Afganistanlı Kadınlar Yalnız Değildir’ diyerek dayanışmamızı büyüteceğiz. Ne Afganistan’da ne de başka bir yerde bu kölelik düzenine karşı sessiz kalmayacağız. Tüm dünya kadın örgütlerini ve hak örgütlerini faşist Taliban rejimine karşı Afganistanlı kadınlarla dayanışmaya çağırıyoruz.”

‘Açık çağrımızdır’

Taliban ve Molla rejiminin “Jin, Jiyan, Azadî” felsefesi karşısında yenileceğini vurgulayan Halide Türkoğlu, “İyi bilinsinki; Taliban rejimi de, Molla rejimi de Jin Jiyan Azadî felsefemiz karşısında yenilecektir. Bugün her türlü zulme, işkenceye, katliama rağmen yoksulluğa, işsizliğe ve sömürüye karşı İran’da sokaklara çıkan milyonlarca insana öncülük eden bu felsefedir. Jin Jiyan Azadî felsefesi etrafında kenetlenen kadınların inancı ile bu eylemler başarıya ulaşacaktır. İran’da ezilen halkların, kadınların sokaklara taşan ve dinmeyen öfkesi zulme karşıdır, eşitsizliğe karşıdır. Molla rejimi bir kez daha tarafını demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten yana değil, protestoları sindirmek için kadın düşmanı, faşist uygulamalardan yana koymuştur. İnsanlığa karşı suç işlemeye devam etmektedir. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansının yayınladığı verilere göre; 20 binin üzerinde insan bu protestolarda katledilmiştir. Protestolarda gözaltına alınan en az 150 kadın cezaevlerinde işkence ile açlıkla sindirilmek isteniyor. Tutsakların içme suyu dahi kısıtlanıyor. Tüm bu uygulamaların ve şiddetin artmasının temelinde Jin Jiyan Azadî felsefesinden duydukları korku vardır. İyi bilinsin ki İran’dan yükselen Jin Jiyan Azadî isyanı bizlerin de isyanıdır. Özgür ve eşit yaşam talebiyle mücadeleyi büyüten kadınların isyanıdır.  Baskıcı, otoriter rejim bu isyan karşısında daha fazla kalamaz İranlı halklar ve kadınların mücadelesi kazanacaktır. Açık çağrımızdır; İran’da rejimin yapması gereken demokratikleşmek ve kadınların haklarını iade etmektir. Aksi her durum kaosu beslemekten öteye geçmeyecektir. Bu topraklarda kaos yaratarak kadınların haklarının, kazanımlarının hedef alınmasına geçit vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

‘Kuzey ve Doğu Suriye modelini sonuna kadar savunacağız’

Suriye’de tekçi, cinsiyetçi ve mezhepçi bir model oluşturulmak istendiğine dikkat çeken Halide Türkoğlu, şunları dile getirdi: 

“Bundan 13 yıl önce IŞİD çetelerinin saldırılarına karşı topraklarını savunarak Rojava Kadın Devrimi’ni gerçekleştiren ve tüm dünya kadınlarına armağan eden Kuzey ve Doğu Suriye modelini sonuna kadar savunacağız. Afganistan’da, İran’da beslenen kadın düşmanlığı Suriye’de de devrededir. Baas rejiminin devrilmesiyle birlikte emperyal güçler tarafından yönetime getirilen HTŞ ve bağlı çeteler eliyle Suriye’de kendi istedikleri, tekçi, cinsiyetçi bir ulus devlet yaratılmak istendi. Suriye’nin dokusunu, demografisini ve çok kimlikli yapısını tekçilik üzerinden şekillendirmek için Lazkiye’de, Tarsus’ta, Süveyda’da Alevi ve Dürzi halklara, kadınlara yönelik katliamlar gerçekleştirildi. Kadınlara burka dağıtılması, hilafet çağrılarının yapılması, özerk yönetimin halkların güvenliği için geri çekildiği yerlerde IŞİD bayrağının dalgalandırılması, genelgelerle kadınların hangi saatlerde nasıl giyinecek ve makyaj yapacaklarına kadar fütursuzca saldırıların gerçekleştirilmesi, Suriye’de nasıl tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi bir model oluşturulmak istendiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.”

Kürt kadınların hedef alınması

Suriye’de gerçekleştirilen saldırılara karşı ses yükselten kadınların yargılanmasının ülkenin utancı olduğunu söyleyen Halide Türkoğlu, “6 Ocak’ta iki Kürt mahallesine yönelik gerçekleştirilen saldırılarla başlayan Rojava Kadın Devrimi’ni boğma girişimi günlerce sürmüştür. Bu süre içerisinde IŞİD çeteleri eliyle kadınlara, kadın bedenine yönelik ağır suçlar işlenmiştir. Direnişçi kadınların bedenleri binalardan atılırken, saç örükleri kesilerek kamuoyuna servis edilmiştir. Çeteler eliyle kadınlara, kadın bedenine işkence edilirken, kadınları katledip saçlarını kestikleri görüntüler kamuoyuna servis edilirken tek bir ses çıkarmayan iktidar ve kurumları; söz konusu katliamı protesto eden kadınları gözaltılarla, işten çıkarmalarla susturmak, sindirmek istiyor. Kocaeli’nde sağlık emekçisi İkra Avcı’nın dayanışma için saçlarını örerek çektiği videoyu Jin Jiyan Azadî şarkısıyla paylaşması bu ülkede suç unsuru olarak görülmüştür. Kars’ta 2 kadın aynı gerekçe ile evlerine baskın yapılıp gözaltına alınıyor. Ben buradan açık bir şekilde söylüyorum. Suriye’de Kürt kadınlara yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşı ses yükselten kadınların yargılanması bu ülkenin utancıdır. Kadına yönelik şiddet ve katliamlara yaklaşımdır” diye ifade etti.

Kürtlerin kesintisiz direnişi

Halide Türkoğlu, kadınlar öncülüğünde yükselen tepkiler ve protestoların saldırıların önüne geçtiğini dile getirerek, “Gelinen aşamada dünyanın dört bir tarafından özellikle kadınlar öncülüğünde yükselen tepkiler, protestolar saldırıların önüne geçmiştir.  Bu saldırıları durduran, başta Kürtler olmak üzere dünya halklarının mücadelesidir, Rojava’yı savunmadaki birliğidir. Kadın örgütlerinin, platformlarının, barış inisiyatiflerinin Rojava Kadın Devrimini savunmak için sınırlara yürüyerek ortaya koyduğu iradedir” diye kaydetti.

‘Mürşitpınar sınır kapısı derhal açılmalı’

Kobanê için hazırlanan yardım tırlarının Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçişinin engellenmesinin kabul edilebilir bir şey olmadığını ifade eden Halide Türkoğlu, Bu irade bugün de günlerdir kuşatma altında olan Kobani için ses yükseltiyor. Kuşatmanın kaldırılması, insani yardım koridorunun açılması için bizler bir kez daha yetkililere sesleniyoruz. Mürşitpınar sınır kapısı derhal açılmalıdır. Yardım tırları Kobani’ye ulaştırılmalıdır. Burada yaşanan insanlık suçuna karşı sessiz kalmayacağız. İyi bilinsin ki; bizler için Kobanê’nin ablukaya alınması sadece insanların yaşam hakkını ablukaya almak değildir. IŞİD’in bu kentte yenilmesinin intikamıdır bu abluka. Bu ablukayı yıkacak olan da bizlerin Rojava Devrimine, Kobani direnişine olan inancımız ve mücadelemiz olacaktır” diye aktardı.  

Abdullah Öcalan’ın çağrısı

Atılacak her adımın bölgede onurlu barışın önünü açmak üzerinden olması gerektiğini söyleyen Halide Türkoğlu, şöyle devam etti:

“Bugün yaşadığımız coğrafyada Sayın Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum süreci etrafında kenetlenen kadınların iradesi bunun göstergesidir. Bizler çağrının gereği olarak bulunduğumuz her yerde onurlu barıştaki ısrarımızı yineliyor ve bunun mücadelesini yürütüyoruz. Önemli eşiklerin aşıldığı çağrı ile birlikte gelinen aşamada somut adımlar atılmalıdır. Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalıdır. Atılacak her adım bu topraklarda onurlu barışın önünü açmak üzerinden olmalıdır. Kürt halkının, kadınların özgürlük ve eşitlik talebi üzerinden olmalıdır. Çünkü bizler şunu çok iyi biliyoruz ki, bu ülkede kadına yönelik şiddet ve katliamlarda ki artış savaş siyasetinden bağımsız değildir.”