Mühendislik ile sanat arasındaki ilişkiyi kullanarak eserler yapıyor

Şehir planlama mühendisi ve ressam Şem Ebubekir, çizgi ve renkleri kadınların sesi, kültürel hafıza ve Kürt kimliğinin ifadesi olarak tuvale taşıyor.

HEVÎ SELAH

Silêmanî - Silêmanî’de yaşayan şehir planlama mühendisi ve ressam Şem Ebubekir, mühendislik ile sanatı aynı potada buluşturan kadınlardan biri. Çocukluk yıllarında başlayan resim tutkusunu akademik eğitimle besleyen Şem Ebubekir, çizgi ve renkleri yalnızca estetik bir araç olarak değil, kadınların toplumsal sorunlarını, kültürel belleği ve Kürt kimliğini anlatan güçlü bir dil olarak kullanıyor. Onun için başarı, yalnızca mesleki bir unvan değil; üretmek, dönüştürmek ve iz bırakmak anlamına geliyor.

‘Çocukluğumdan beri resme karşı büyük bir tutkum vardı’

Şem Ebubekir, şehir planlama mühendisi ve ressam, çocukluğundan beri resme ilgi ve tutku duyduğunu söylüyor. Çocukken sürekli evlerinin bahçesine çıkıp orada oturarak resim yaptığını, anaokulu döneminde duvarlara asılan resimlerin çoğunun kendi çizimleri olduğunu anlatıyor. Eğitim yoğunluğu nedeniyle bir süre sanattan uzak kalsa da, Duhok Üniversitesi’nde şehir planlama mühendisliği okurken tanıştığı değerli akademisyen ve sanatçılar sayesinde yeniden sanat dünyasına adım atmış. Silêmanî’ye döndükten sonra hem mühendislik diplomasını almış hem de sanatı akademik olarak sürdürme isteğiyle güzel sanatlar alanında eğitim görmüş.

Ailesinde de sanatla ilgilenen bireyler olduğunu belirten Şem Ebubekir, teyzesinin akademik olmasa da resim yaptığını, kardeşlerinin müzik ve el sanatlarıyla uğraştığını, hatta yeğenlerinin bile sanata yatkın olduğunu ifade ediyor.

Babasıyla ilgili bir anısını paylaşarak, “Babam her zaman ‘sanatla yolu kesişmeyen insanın içinde yarım kalan bir şey vardır’ derdi” diyor. Ona göre bazı duygular kelimelerle ifade edilemez ve ancak sanat yoluyla dışa vurulabilir. Bu nedenle ailesinin desteğiyle hem mesleklerini sürdürdüklerini hem de sanattan kopmadıklarını vurguluyor.

‘Annemle pazara gittiğimde tek hayalim bir dergi ya da çocuk hikayesi almaktı’

Çocukluğunda çok sessiz bir çocuk olduğunu söyleyen Şem Ebubekir, ilkokula başlar başlamaz kitap okumaya yöneldiğini, yaşıtları gibi oyuncak almak yerine dergi ve hikaye kitapları istediğini anlatıyor. Zamanının büyük bölümünü okumaya ve resim yapmaya ayırması, onun içine kapanık ama üretken bir çocuk olmasına neden olmuş. İlk çizimlerinin anaokulu dönemine ait olduğunu ve bazılarının hâlâ arşivinde saklı olduğunu söyleyen sanatçı, o dönemde yaptığı resimlerin hayal gücüyle şekillendiğini, renkleri karıştırarak özgün denemeler yaptığını belirtiyor. İlk sanatsal yazısını “Pepûle” dergisinde yayımlaması ise sanat yolculuğunun başlangıcı olmuş.

Sanat yolculuğunun başında farklı tarz ve ekolleri denediğini belirten Şem Ebubekir, zamanla kendini daha çok soyut, bellek, kadın ve kültür temaları üzerinde yoğunlaşırken bulduğunu söylüyor. Özellikle Süleymaniye’nin eski mekânları, nostalji ve kadınların el emeği (dokuma gibi) çalışmalarını sanatına taşıdığını ifade ediyor.

Kürt kültüründe kadınların el sanatlarındaki rolüne dikkat çeken Şem Ebubekir, doğanın ve mekânların belleğimizi nasıl şekillendirdiğini resimleriyle anlatmaya çalıştığını, bu nedenle çalışmalarının Kürt kimliği ve kültürel izler taşımasını önemsediğini vurguluyor.

‘Kürt kadınları arasında dokuma önemli bir sanattı’

Geçmişte bir eve girildiğinde, o evin kadınının el emeğinin hemen fark edildiğini söyleyen Şem Ebubekir, dokuma ve el işlerinin Kürt kadınları için hem zorunluluk hem de sanatsal ifade biçimi olduğunu anlatıyor. Kürt kültürünün renk ve güzellik açısından çok zengin olduğunu, Kürdistan’ın dört parçasında da güçlü kadın sanatçıların bulunduğunu belirtiyor.

‘Sanatsal farkındalık toplumda oldukça zayıf’

Şem Ebubekir’e göre bölgede sanatsal bilinç yeterince gelişmiş değil. Sanatın yalnızca sergi salonlarıyla sınırlı kalmaması, kamusal alanlara da taşınması gerektiğini savunuyor. Sanatın insanlara psikolojik bir rahatlama sunduğunu, bu nedenle toplumun her kesimiyle buluşturulmasının önemli olduğunu ifade ediyor.

‘Başûr’da sanatçı, sanatıyla geçimini sağlamakta zorlanıyor’

Çoğu eserini satmakta zorlandığını dile getiren Şem Ebubekir, duygusal bağ kurduğu tabloları satmayı tercih etmediğini söylüyor. Genel olarak Güney Kürdistan’da sanatçıların büyük çoğunluğunun yalnızca sanat gelirleriyle geçinemediğini, bu nedenle başka işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor.

Ailesinin desteğinin kendisi için çok önemli olduğunu vurgulayan Şem Ebubekir, pek çok kadının ailevi ve toplumsal baskılar nedeniyle sanatsal üretimini sürdüremediğine dikkat çekiyor. Buna rağmen hem sanatla uğraşıp hem ailesini yöneten kadınların varlığını gururla dile getiriyor. Ayrıca çevre, geri dönüşüm sanatı ve kadına yönelik şiddetle mücadele alanlarında da çalıştığını, Kürdistan genelinde çok sayıda eğitim verdiğini ve 40’tan fazla sertifikaya sahip olduğunu belirtiyor.

Sözlerini, Kürt kadınlarıyla duyduğu gururu dile getirerek tamamlayan Şem Ebubekir, kadınların her alanda güçlü olduğunu ve sanat yoluyla kimliklerini görünür kılmalarının büyük önem taşıdığını vurguluyor.