İran’da protestolar ‘ekmek ve özgürlük’ için büyüyor

Son günlerde İran’da ekonomik sıkıntılar ve özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı düzenlenen protestolar hızla yayılıyor. Öğrenciler, pazar çalışanları ve halkın ortak talepleri, hükümetin baskı politikalarını aşan eşsiz bir hareketi ortaya çıkardı.

ŞİLAN SAQİZÎ

Haber Merkezi- İran’da son günlerde ekonomik sıkıntılar ve özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı duyulan öfkeyle başlayan protestolar yaygınlaşıyor.

İran’daki protestolar sadece geçici bir memnuniyetsizlik veya siyasi öfke değil; aynı zamanda benzeri görülmemiş bir “sınıflar arası yakınlaşma” durumunu da gözler önüne seriyor. Gösterileri yönlendiren gruplar ile siyasi talepleri olan halktan çeşitli kesimler arasında ilan edilmemiş bir bağ oluştu. Bu durum, öğrenciler, piyasa çalışanları ve çeşitli vatandaş gruplarının ortak bir protesto hareketine katılmasının yolunu açıyor ve güvenlik güçleri için doğrudan bir meydan okuma oluşturuyor.

Önceki ayaklanmalarda alt sınıfın talepleri genellikle ekonomik, orta sınıfın talepleri ise siyasi ve sivil haklar eksenindeydi. Ancak son protestolarda bu sınırlar ortadan kalktı. Artık yaşananlar iki paralel protesto türü değil, sınıflar arası bir birlik ve pratik bir yakınlaşma olarak görülüyor. Bu durum, baskı ve devlet politikalarının köklü şekilde sorgulanmasına yol açtı.

Protestolar üç temel eksende öne çıktı:

*Üniversite- ideolojik ve politik bir motor olarak eleştirici düşüncelerin, sosyal aşırılıkların ve protesto anlatısının şekillendiği yer.

*Pazar- ekonomik ve lojistik bir damar olarak günlük ekonomiyi grev ve kapanışlarla ciddi şekilde etkiledi.

*Sokak- canlı bir kitle alanı olarak gösteri ve toplumsal iradenin merkezi.

Bu üç eksen protestolarda yoğun ama temkinli bir şekilde temsil edildi. Üniversite ideolojik ve politik eleştiriyi, pazar yaşam krizini, sokak ise toplumsal değişim iradesini simgeliyor. Bu üç eksenin birleşmesi, İran’daki protestoların artık tek bir sosyal sınıfa veya belirli bir soruna indirgenemeyeceğini, toplumsal sınıflar arası bir sosyal projeye dönüştüğünü gösteriyor.

Neden bu yakınlaşma önemli?

Geçmişte ekonomik protestolar genellikle siyasi çatışmaların dışında kalıyordu. Siyasi protestolar ise sınırlı şekilde orta sınıf desteğiyle yürütülüyordu. Şimdi ise açlık çeken kesimler ve sivil özgürlüklerle ilgilenen orta sınıf aynı alanda birleşti. “Ekmek fiyatlarının artışı” artık yalnızca ekonomik bir sorun değil, sosyal ve siyasi sistemin yetersizliğinin bir simgesi haline geldi. “Yargısal ve siyasi adaletsizlik” artık elit bir mesele değil, günlük yaşamı etkileyen bir sorun olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda, ekmek ve özgürlük artık ayrı talepler değil, ortak bir krizin iki yüzü.

Hükümet neden bu yakınlaşmadan korkuyor?

Devletin güvenlik birimleri ve medya, bu tür protestolardan açıkça korktuğunu gösteriyor. Bunun iki temel nedeni var: protestoların sınıflar arası doğası ve çok eksenli karakteri. Farklı sınıflar – işçiler, öğrenciler, pazar çalışanları, memurlar – ortak bir taleple birleştiğinde, tek bir sınıfı bastırmak etkisiz hale geliyor. Üç eksenli yapı ise herhangi bir güvenlik önlemiyle diğer eksenleri tetikleyerek protestoların şiddetini artırıyor. Öğrencileri bastırmak ayrı, pazar grevlerini bastırmak ayrı, sokaktaki gösterileri kontrol etmek ayrı bir meseleyken, bu üç eksen birbiriyle iç içe geçtiğinde bir tarafın baskısı diğer taraf için bir işaret oluyor ve halkın öfkesini genişletiyor.

Önceki protestolarla karşılaştırma

Geçmiş yıllardaki protestolarda ekonomik gösteriler, örneğin 2017 ve 2019’daki ekmek protestoları, kısa sürede toplum karşıtı hareketlerin eksenlerinden biri haline geldi. Öğrenci ve sivil protestolar ise genellikle insan hakları ve siyasi haklar çerçevesinde sınıflandırılıyordu ve ayrı ayrı yönetilebiliyordu.

Ancak son protestolar farklı. Geleneksel sınırlar ortadan kalktı ve protesto söylemi benzeri görülmemiş şekilde genişledi. Artık halk hareketlerini sadece ekonomik veya siyasi olarak sınıflandırmak mümkün değil; ekonomik politikalar, özgürlüklerin kısıtlanması, yoksul kesimlere yönelik baskı ve yaygın yolsuzluklar da protestonun gündemine dahil oldu.

Geleceğe siyasi ve söylemsel etkiler

Sınıflar arası bu yakınlaşmanın devamı, İran’daki sosyal ve siyasi taleplerin yeniden tanımlanmasına yol açabilir, siyasi ve güvenlik sisteminin meşruiyetini zayıflatabilir, sosyal söylemleri ve sivil katılımı yeniden şekillendirebilir. Yeni protesto ağları, yüksek örgütlenme ve sınıflar arası dayanışma kapasitesi geliştirebilir.

Sonuç olarak, İran’daki son protestolar sadece sosyal bir tepki değil; sınıflar arası bir birleşmenin ve toplumsal taleplerin yeniden tanımlandığı bir dönüm noktası oldu. Artık ekmek ve özgürlük, ayrı talepler değil, ortak bir sosyal ve siyasi krizin iki yüzü olarak görülüyor. Bu birlik, İran’daki toplumsal protestoların olgunluğunu ve artık basit biçimlere ayrıştırılamayacağını gösteriyor.