Mizgin Xelîl: Tüm kadınlar Suriye’nin geleceğini şekillendirmede aktif rol almalı
Suriye’de kadınların siyasi entegrasyon sürecindeki rollerinin göz ardı edilmesini hem adaletsiz hem de demokratik ilkelere aykırı bulduğunu vurgulayan Mizgin Xelîl, tüm kadınları Suriye’nin geleceğini şekillendirmede aktif rol almaya çağırdı.
SİLVA EL-İBRAHİM
Kobanê – 8 Mart, kadınların ötekileştirilme ve adaletsizliğe karşı mücadelesinin mirasını temsil ederken, siyasi, sosyal ve ekonomik haklarını yeniden dile getirme fırsatı sunuyor. On yıllarca süren direnişin ardından kadınlar, özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’de kadın devriminin yalnızca askeri arenayla sınırlı olmadığını, siyaset, hukuk, eğitim ve sivil topluma da uzandığını kanıtlayarak, demokratik toplumların inşasında vazgeçilmez ortaklar haline geldi. Ancak gerici güçlerin kadınların rolünü ötekileştirme ve karar alma süreçlerinden dışlama çabaları, yasal ve siyasi cephelerde önemli zorluklar yaratmaya devam ediyor.
Bu nedenle, kadın devriminin kazanımlarını pekiştirmek ve 8 Mart kutlamalarını bu kazanımları koruyan sürdürülebilir bir eyleme dönüştürmek elzem hale gelmiştir. 8 Mart, kadınların çalışma, onur ve eşitlik haklarını savunmak için verdikleri mücadele ve fedakarlıkların sembolüdür. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün küresel olarak tanınması, kadın hakları mücadelesi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Kökenleri 20. yüzyılın başlarında New York’taki tekstil işçilerinin daha iyi çalışma koşulları ve ücret taleplerine dayanır ve Birleşmiş Milletler 1977’de 8 Mart’ı resmi bir kadın hakları günü olarak kabul etmiştir.
‘Sakine Cansız’ın mücadelesi kadın hareketini yeniden canlandırdı’
Fırat Bölgesi Demokratik Özerk Yönetimi Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Mizgin Xelîl, 8 Mart’ın kadınlar için bir mücadele mirası olduğunu vurgulayarak, Ortadoğu ve Kürdistan’daki kadınları tebrik etti.
Mizgin Xelîl, “Fabrikalarda başlayan ve çeşitli alanlara yayılan direniş, adaletsizliğe ve inkara karşı bir devrimdi ve bu mücadele Uluslararası Kadınlar Günü’nü yarattı. Kadın mücadelesi dünden bugüne hiç durmadı. Rosa Luxemburg ve Clara Zetkin gibi feminist hareketin sembolleri, Ortadoğu ve dünyadaki kadınlara ilham veriyor ve onlar da bu ruhla mücadeleye devam ediyor” dedi.
Kürt kadınlara yönelik baskılara dikkat çeken Mizgin Xelîl, “Kadın özgürlük mücadelesinin öncü isimlerinden biri olan Sakine Cansız, Paris’te iki arkadaşıyla birlikte bir suikast sonucu katledildi. Sakine Cansız, kadınların rolünün dışlandığı bir toplumda adalet ve eşitliği sağlamaya çalışan bir isimdi. Onun ve diğer öncü kadınların mücadelesi, farklı geçmişlerden ve topluluklardan kadınların katılımıyla feminist hareketi yeniden canlandırdı ve 8 Mart’ın sembolik anlamını pekiştiren Rojava’daki kadın devriminin temelini oluşturdu” ifadelerinde bulundu.
‘Rojava Devrimi’nin öncüleri kadınlardı’
Her devrimin öncülerinin olduğunu vurgulayan Mizgin Xelîl, “Rojava Devrimi’nin öncüleri de kadınlardı. Kadınların mücadelesi yalnızca askeri alanla sınırlı kalmadı, siyasi, sosyal, diplomatik ve akademik alanları da kapsadı. Bu nedenle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anılması, sembolik etkinliklerle sınırlı kalmamalı, kadınların hakları tüm alanlarda güvence altına alınana kadar mücadelelerinin bir uzantısı olarak görülmelidir” diye belirtti.
‘Cihatçı güçler özgürlük alanlarını daralttı’
Suriye’nin son yıllarda yaşadığı siyasi ve askeri değişimlerle birlikte, kökenleri El-Nusra Cephesi’ne (eski El-Kaide’nin Suriye kolu) dayanan Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi radikal silahlı grupların ortaya çıktığını söyleyen Mizgin Xelîl, sözlerine şöyle devam etti:
“1980'lerin sonlarında Usame Bin Ladin tarafından kurulan El-Kaide, demokrasiyi ve çoğulculuğu reddeden ve katı bir dini yönetim ve toplum vizyonunu dayatan ulusötesi Selefi-cihatçı bir ideolojiyi benimsemesiyle bilinir. 14 yıldan fazla süren Suriye krizinin ardından Baas rejiminin düşmesiyle bu cihatçıların iktidara gelmesi ve bu ideolojik mirasın ülkenin bazı bölgelerine yayılmasıyla, kadın hakları da dahil olmak üzere tüm dini ve etnik grupların özgürlüğünü garanti altına alan demokratik bir devlet kurmayı arzulayan birçok Suriyelinin umutları suya düştü.
HTŞ cihatçıları, kontrolleri sırasında kamu özgürlüklerine ciddi kısıtlamalar getirmek, kadınları karar alma pozisyonlarından dışlamak ve Dürzi, Alevi ve Kürt gibi dini ve etnik gruplara karşı ihlallerde bulunmakla suçlandılar. Bu yaklaşım, tarihsel olarak kültürel ve dini çeşitliliğiyle bilinen bir toplumu etkiledi, bölünmeleri derinleştirdi ve devrimin başlangıcına eşlik eden özlemlere kıyasla özgürlük alanını daralttı.
Güncel dönüşümler ve çözüm yolu olarak diyaloğun benimsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Kadınların bugünkü gerçekliği, özellikle kurumlarda veya karar alma pozisyonlarında etkili bir rol tanımayan güçlerin yükselişiyle birlikte, önceki dönemlerde yaşadıkları zorluklara çok benziyor. Kadınlar için mevcut durum, Baas Partisi’nin kontrolü altındaki dönemden farklı değil, özellikle ciahtçı Heyet Tahrir el-Şam’ın yönetime gelmesiyle aynı dışlanmayı yaşıyorlar. Siyasi entegrasyon girişimlerinin gözlemlendiği bu aşama da, kadınları dışlama ve rollerini marjinalleştirme çabalarıyla birlikte geliyor.”
‘Kadınları Suriye’nin geleceğini şekillendirmede aktif rol almaya çağırıyorum’
Mizgin Xelîl, Suriye’de kadın haklarının korunması ve güçlendirilmesi için yeni mücadele yöntemlerinin benimsenmesinin önemine dikkat çekti. Mizgin Xelîl, “Kadınların varlığının açıkça hissedildiği, mücadele ve fedakarlık mirasına yakışır biçimde değer gördüğü, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı ve kadınlara karşı adaletsizliğin ortadan kaldırıldığı demokratik bir toplum inşa etmeliyiz. Bu ancak Suriye anayasasında kadınların siyasi, idari, sosyal, diplomatik ve askeri haklarını garanti altına alan yasal adımlarla mümkün olabilir” diye kaydetti.
Kadınların siyasi entegrasyon sürecindeki rollerinin göz ardı edilmesini hem “adaletsiz hem de demokratik ilkelere aykırı” bulduğunu vurgulayan Mizgin Xelîl, “Devrim yıllarında kadınların yaptığı fedakarlıklarla bağdaşmayan bu ihmalin önüne geçmeliyiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınları bu mücadeleye katılmaya ve Suriye’nin geleceğini şekillendirmede aktif rol almaya çağırıyorum” diyerek sözlerini noktaladı.