Minbic’de savaşçıların mezarlıkları tehdit altında
Cihatçı Heyet Tahrir el-Şam, Minbic’de IŞİD’e karşı savaşan savaşçıların ailelerine, çocuklarının mezarlarının bilinmeyen toplu mezarlara taşıma tehdidinde bulundu.
SİLVA EL İBRAHİM
Haber Merkezi- Minbic’de cihatçı Heyet Tahrir El Şam, IŞİD’e karşı savaşan savaşçıların ailelerini çocuklarının mezarlarının toplu mezarlara taşınacağına dair tehdit ettiği öğrenildi.
Minbic’de şehit aileleri, Heyet Tahrir el-Şam cihatçıları tarafından kendilerine iletilen ve 10 gün içinde çocuklarının kemiklerini çıkarmalarını aksi takdirde mezarın tamamen kazılıp kemiklerin bilinmeyen toplu mezarlara gömüleceği yönündeki yazılı uyarıyı aldıktan sonra korku içinde yaşamaya başladı.

Yerel kaynaklara göre, uyarı, Suriye Demokratik Güçleri ve Minbic Askerî Meclisi savaşçılarının ailelerine ulaştı ve Kürt, Arap ve Türkmen bileşenlerinden şehitlerin bulunduğu “Şehitler Mezarlığı”nı kapsıyor.
Mezarlıkta, Rakka, Tabka ve Deyrizor’un IŞİD’den kurtarılması sırasında hayatını kaybeden yaklaşık 700 kişinin mezarı bulunuyor. Ayrıca bölgeye yönelik Türk devletinin saldırılarında yaşamını yitirenlerin cenazeleri de burada bulunuyor.
‘Bu hafıza ve onurun kazılmasıdır’
Daha önce mezarlar tahrip edilmiş ve taşları çalınmıştı; bugün ise tamamen ortadan kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya.

A.K, durumu “hafıza ve onurun kazınması” olarak tanımlarken “Bu sadece toprağın kazılması değil, hafıza ve onurun kazılmasıdır. Bölgenin istikrarı için en değerli varlıklarını feda eden aileler, bugün yaslarını bile yaşamalarına izin verilmeyerek yeniden yaralanıyor. Yaşadıkları yakınlarının kalıntılarını kendi elleriyle çıkaracaklar ya da bu kalıntılar sonsuza dek bilinmeyen bir toplu mezarda kaybolacak” dedi. A.K, ailelerin yakınlarının kalıntılarını çıkarmaya zorlanmasının, ölülerin saygı görmesini ve yakınlarının onları inançlarına göre gömme hakkını garanti eden Cenevre Sözleşmeleri de dahil olmak üzere uluslararası sözleşmelerin ihlali olduğunu vurguladı.
Minbic’de yaşananlar mezarlıklara yönelik saldırıların ilki değil. Halk, bu saldırıların bireysel ihlaller olmadığını, toplu hafızayı silmeyi ve çatışmayı kültürel ve insani bir soykırım boyutuna taşımayı amaçlayan sistematik bir politika olduğunu belirtiyor.