Kadın örgütlenmesine adanmış 33 yıllık emek

Kürdistan Kadınlar Birliği Koye Şubesi’nde 33 yıl boyunca kadınlar için mücadele yürüten Çimen Refiq Ebdulkerîm, çalışmaları nedeniyle birçok kez tehdit edildiğini ve kadınların maruz kaldığı şiddete karşı dayanışmayı güçlendirmeye çalıştıklarını belirtti

ŞİLÊR KOYÎ

Koye - Çimen Refiq Ebdulkerîm, çocukluk yıllarından itibaren ailesinin yaşadığı sürgünler nedeniyle eğitimini Koye, Basra ve Kelar’da sürdürdü. Lise beşinci sınıfa kadar okuyan Çimen Refiq Ebdulkerîm, evliliği nedeniyle öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. 1991 yılında kadın örgütlenmesi çalışmalarına başlayan Çimen Refiq Ebdulkerîm, Ağustos 2026’ya kadar Kürdistan Kadınlar Birliği Koye Şubesi sorumlusu olarak görev yaptı.

‘Çocukluğumdan itibaren hayatım zordu’

0Çimen Refiq Ebdulkerîm, çocukluk yıllarından itibaren ailesinin yaşadığı sürgünler nedeniyle eğitimini farklı kentlerde sürdürmek zorunda kaldı. Yaşamındaki zorlukları anlatan Çimen Refiq Ebdulkerîm, “Kürt yurtseveri bir ailede büyüdük. Çocukluğumdan itibaren hayatım zordu. Her yıl farklı bir yerde eğitim gördüm. Babam sürgün edildiği için bizi Irak’ın Basra vilayetine götürdüler. O dönem ilkokul ikinci sınıftaydım. Daha sonra Kifrî kentine gittik. Birkaç yıl sonra Koye’ye geri döndük ve eğitimime burada devam ettim” dedi.

‘O dönemde evlenen kadınların okula gitmesine izin verilmiyordu’

Babasının din görevlisi olduğunu kaydeden Çimen Refiq Ebdulkerîm, “Babam din görevlisiydi ve devrime destek verdiği için yeniden sürgün edildi. Bu kez bizi Güney Irak’taki Rümeyse kentine gönderdiler. Daha sonra tekrar Koye’ye döndük. Lise beşinci sınıfa kadar okudum, ancak evlendiğim için okuldan ayrılmak zorunda kaldım. O dönemde evlenen kadınların okula gitmesine izin verilmiyordu. Yalnızca akşamları eğitimlerine devam edebiliyorlardı. Bu koşullar benim için zordu ve eğitimimi sürdürmem mümkün olmadı. Oysa öğrenimimi tamamlamayı çok istiyordum. Şimdi altı çocuk annesiyim ve hepsi eğitimlerini tamamladı” diye belirtti.

Çalışmalarını anlatan Çimen Refiq Ebdulkerîm, “Yaptığımız bütün çalışmaları birkaç görüşmede anlatmak mümkün değil. Burada yaşamımın ve çalışmalarımın bir bölümünden söz edeceğim. Mayıs 1991’de Xatû Silê Osman benimle iletişime geçti. Kendisi, ayaklanma döneminde kadın mücadelesini dağlardan kentlere taşıyan ilk kadındı. Bana Kürdistan Kadınlar Birliği Koye Şubesi sorumlusu olarak çalışmamı teklif etti, ben de kabul ettim. Daha sonra Koye’de projeler hayata geçirildiğinde projelerin sorumluluğunu bana verdiler. 3 Aralık 1993’te resmen kadın örgütünde çalışmaya başladım. Ağustos 2026’ya kadar çalışmalarımı sürdürdüm ve sonrasında görevimden ayrıldım” ifadelerinde bulundu.

Enfal’in yaralarını sarmaya çalıştı

Enfal sürecini ve yaşanan zorlukları anlatan Çimen Refiq Ebdulkerîm, sözlerine şöyle devam etti:

“O dönem koşullar çok zordu. Özellikle Enfal’de yakınlarını kaybedenlerin ve şehit ailelerinin durumu çok kötüydü. Evleri darmadağın olmuştu, çocuklarının yiyecek hiçbir şeyi yoktu. Biz de örgütlerle birlikte yaşam koşullarını iyileştirmek için çaba gösterdik. Bu kapsamda dikiş kursları, mesleki eğitimler ile 460 Enfal mağduru ve yoksul kadınlar için hayvancılık projeleri düzenledik. Amaç, kendi gelirlerini elde etmelerini sağlamaktı. Kursların sonunda onlara dikiş makineleri veriyorduk. En önemli kurslarımızdan biri de okuma-yazma bilmeyen kadınlara yönelik açtığımız kurstu. Çünkü bu kadınların çoğu eğitimden mahrum bırakılmıştı. O dönemin koşulları çok kötüydü. Kiminin eşi tutuklanmıştı, kiminin ise bütün çocukları gözaltına alınmıştı. Enfal felaketi çok büyüktü ve kadınlara büyük zarar vermişti. Biz de o dönemde yabancı örgütlerle birlikte bu kurslar aracılığıyla kadınlara destek olmaya ve az da olsa bir iş sahibi olmalarını sağlamaya çalıştık.”

Enfal sürecinde kadına yönelik şiddetin artış gösterdiğine dikkat çeken Çimen Refiq Ebdulkerîm, “Çok sayıda kadın katlediliyordu veya intihara sürükleniyordu. Yakıcı madde sonucu birçok şüpheli kadın ölümü yaşandı. Bir kadın sevdiği biriyle evlenmek istediğinde onu katlediyorlardı. Genç bir kadının eşi şehit olduğunda ya da Enfal’de kaybedildiğinde yeniden evlenmesi gerekiyordu. Aksi takdirde eşinin ailesi çocuğunu elinden alıyordu. Kadına, ‘git yeniden evlen’ diyorlardı” sözlerine yer verdi.

Tanık olduğu trajik hikayeleri unutamadığını belirten Çimen Refiq Ebdulkerîm, “Eşi Enfal’de kaybedilen genç bir kadın vardı ve bir çocuğu bulunuyordu. Eşinin ailesi, kadının yeniden evlenmesini ve çocuğunun kendilerinde kalmasını istiyordu. Kadın yanıma gelerek, ‘Ne olur, çocuğumu benden ayırmayın’ diye yalvarıyordu. Çocuk da annesine, ‘Ne olur anne, beni bırakma’ diyordu. İkimiz de ağlamaya başlıyorduk. Çok acı bir durumdu. Ben de yaşananların önüne geçemiyordum. O dönem henüz çalışmaya yeni başlamıştım ve yaşananlar çok ağırdı. Sonunda çocuğu kadının elinden aldılar ve ne yazık ki kadını da yeniden evlendirdiler. Hiçbir şey yapamıyorduk” şeklinde konuştu.

Örgütlü çalışmanın geçmişi ile bugünü arasındaki farklılıklara ve karşılaştığı engellere değinen Çimen Refiq Ebdulkerîm, 1990’lı yıllarda çalışmanın bugünkü koşullara kıyasla çok daha zor olduğunu belirtti. O dönemde ekonomik ambargo ve ağır toplumsal koşullar nedeniyle kadınların daha fazla şiddete maruz kaldığını ifade eden Çimen Refiq Ebdulkerîm, sorunları barışçıl yollarla çözmeye çalıştıklarını, Toplumsal İşler Bölümü’nde çalışan Qumrî Hemêd ile birlikte kadınları bir araya getirdiklerini ve kadınların her zaman barış yanlısı olduğunu kaydetti.

‘Hedefimize ulaşmak için hala yapmamız gereken çok şey var’

Çalışma hayatı boyunca birçok kez tehdit edildiğini aktaran Çimen Refiq Ebdulkerîm, Kadınlar Birliği’nin merkezine silahlı kişilerin geldiğini, evine giderek ya da çalışma sırasında kendisini tehdit ettiklerini, ancak her defasında bu tehditlerden kurtulmayı başardığını söyledi. Çimen Refiq Ebdulkerîm, kadına yönelik şiddet olaylarında kadınlara erkeklerin kendilerine nasıl şiddet uygulayabildiğini sorduğunda kadınların “Ne yapabiliriz ki?” yanıtını verdiğini kaydetti.

Çimen Refiq Ebdulkerîm, konuşmasının sonunda bütün örgütlerden kadınlara hizmet etmelerini ve kadınları ileriye taşımalarını isteyerek, “Çünkü hedefimize ulaşmak için hala yapmamız gereken çok şey var. Gücüm yettiği sürece çalışmaya devam edeceğim. Kadınlara da şunu söylüyorum: Yapabildiğiniz sürece çalışın, iyi işler yapın ve çevrenizdeki herkese karşı iyi olun” diyerek sözlerini tamamladı.