‘Kadın hakları anayasal güvence altına alınmadan yeni Suriye kurulamaz’

Kuzey ve Doğu Suriye’de eşbaşkanlık ve demokratik adem-i merkeziyet temelinde inşa edilen kadın öncülüklü model, yeni Suriye’nin Anayasasına dair güçlü bir iddia ortaya koyuyor.

ESMA MUHAMMED

Qamişlo – Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’de son yıllarda şekillenen siyasal ve toplumsal deneyim, kadınların yalnızca kamusal alana katılımını değil, doğrudan karar süreçlerinin merkezine yerleşmesini esas alıyor. Kongra Star’ın örgütsel birikimi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlüğünü toplumsal kurtuluşun temeline yerleştiren paradigması doğrultusunda gelişen bu model; eş başkanlık sistemi, yerel öz yönetim ve demokratik çoğulculuk ilkeleriyle yeni bir yönetim anlayışı ortaya koyuyor.

Kadın temsilinin sembolik değil, yetki ve sorumlulukla donatılmış gerçek bir katılıma dayanması gerektiğini belirten kadın örgütleri, gelecekte hazırlanacak herhangi bir Suriye anayasasında kadın haklarının ve eş başkanlık ilkesinin yer almasını, demokratik bir devletin kuruluş şartı olarak değerlendiriyor. Bu çerçevede kadınların siyaset, yönetim ve toplumsal yaşamın tüm alanlarındaki etkin varlığı; yalnızca bir hak meselesi değil, Suriye’nin istikrarı ve yeniden inşası için stratejik bir zorunluluk olarak tanımlanıyor.

Rojava sisteminin yarattığı dönüşümün etkisi

Kongra Star Koordinasyonu üyesi Gulîstan Gulo, kadının Rojava Devrimi’nin başlangıcından itibaren Kuzey ve Doğu Suriye’deki siyasal ve toplumsal dönüşüm sürecinde en canlı ve etkili güç olduğunu belirtti. Kadınların varlığının geçici ya da sınırlı olmadığını, aksine tüm Kürdistan genelinde elli yılı aşkın bir mücadele birikimine dayandığını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Kürt kadını öncülük ve örgütlenme sahnesinin öncüsü oldu ve toplum ile iktidar arasındaki ilişkiyi, özgürlük ile sorumluluk arasındaki bağı yeniden tanımlayan yeni bir kolektif bilincin şekillenmesine katkı sundu. 2005 yılında Kongra Star’ın kuruluşu, kadın örgütlenmesi sürecinde dönüm noktası niteliğinde bir aşama oluşturdu; zira kadınların düşünsel ve siyasal olarak bilinçlenmesi için kapsayıcı bir çerçeveye dönüştü ve kamusal alana katılma kapasitelerini güçlendiren toplumsal destek ağlarının inşasına öncülük etti. Bu örgütsel yapı, kadının devrim anını değerlendirmesini sağladı; kadınlar haklarını talep ederek ve siyaset, yönetim ile savunma alanlarındaki yetkinliklerini ortaya koyarak meydanlara güven ve iradeyle çıktı.

Bu dönüşüm, Önder Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu ve kadın özgürlüğünü toplumsal kurtuluş projesinin merkezine yerleştiren düşünsel vizyondan bağımsız değildir. Toplumun özgürleşmesi kadının özgürleşmesiyle başlar; kadınları dışlayan her iktidar yapısı farklı biçimlerde de olsa istibdadı üretir. Demokratik ulus ve eş başkanlık felsefesi, kadını karar mekanizmalarının kıyısından merkezine, edilgen konumdan eylem ve etki öznesi konumuna taşımıştır.”

‘Kadının varlığı diyalog, denge ve ortak sorumluluk kültürünü pekiştirir’

“Rojava üniversitelerinde eğitim görmüş, projeyi çağdaş ve sorumlu bir perspektifle taşıyabilecek yeni bir genç kadın kuşağı ortaya çıkmıştır” diyen Gulîstan Gulo, “Rojava deneyiminin coğrafi sınırlarını aştığını ve özellikle adem-i merkeziyet taleplerinin arttığı, uzun yıllar iktidarı tekelleştiren ve kadını dışlayan merkezi sisteme alternatif arayışların yoğunlaştığı bir dönemde Suriye içinde geniş bir ilgi odağı haline geldi. Deneyim, kadınların karar alma mekanizmalarından dışlanmasının derin yapısal bozulmalara yol açtığını kanıtladı; çünkü tekçi erkek egemen zihniyet çatışmaları üretir ve hegemonya mantığını besler. Oysa kadının varlığı diyalog, denge ve ortak sorumluluk kültürünü pekiştirir” şeklinde konuştu.

Gulîstan Gulo, Kürt, Arap ve Süryani tüm bileşenlerden kadınların, rollerini marjinalleştiren ve kapasitelerini küçümseyen toplumsal ve kültürel sistemlerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Bu zorluklara derin bir düşünsel ve örgütsel devrimle karşılık verdiklerini; bu süreçte binlerce kadın şehit verdiklerini ve yeni bir toplumsal bilinç aşamasının temellerini attıklarını ifade etti.

‘Kürt kadını özgür kadının küresel bir sembolü haline geldi’

Gulîstan Gulo, ayrıca Kürt kadınının bugün özgür kadının küresel bir sembolü haline geldiğini; sergilediği direniş, kararlılık ve acıyı yaratıcı bir güce dönüştürme kapasitesi sayesinde bu konuma ulaştığını belirterek, “Kadın haklarının ve eş başkanlık ilkesinin gelecekte hazırlanacak herhangi bir Suriye anayasasına dahil edilmesi, dar bir kesimin talebi değil; çoğulcu demokratik bir sistemin kurulmasını güvence altına almak için ulusal bir zorunluluktur” diye vurguladı.

Kadının toplumun inşasında ikincil bir ortak olmadığını, aksine onun gerçek özü olduğunu; Suriye’nin istikrarı ve geleceğinin kadınların ne ölçüde güçlendirildiği ve karar alma süreçlerine tam katılımının sağlandığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Gulîstan Gulo, “Kadınlar deneyimlerini derinleştirmeye ve geliştirmeye devam ediyor; insan onurunun korunduğu ve hakların eşitlik ile adalet temelinde güvence altına alındığı bir geleceği inşa etmek amacıyla Suriye ve dünya kadınlarıyla seslerini birleştiriyor” ifadelerine yer verdi.

Gulîstan Gulo, modern ve demokratik bir Suriye’ye giden yolun mutlaka kadının güçlendirilmesinden ve yaşamın tüm alanlarında varlığının kurumsallaştırılmasından geçtiğini vurguladı; vatanın, değişimin öznesi ve özgürlük değerlerinin koruyucusu olarak öncülük eden kadınla birlikte yeni bir ruhla yeniden inşa edileceğini dile getirdi.

Farklı kimliklerin bilinç ve örgütlenmeyi büyüterek yakaladığı başarı

Suriye Süryani Birlik Partisi Eşbaşkanı Şemiram Denho ise Suriyeli kadınların hakların savunulmasında ve ulusal kimliğin korunmasında merkezi bir güç ve temel bir dayanak olduğunu, geçmişte olduğu gibi bugün de bu rolünü sürdürdüğünü vurguladı. Kadının siyaset, yönetim ve toplum alanlarındaki varlığının; kapsayıcı ve dışlayıcı olmayan bir demokrasinin yerleşmesi ve Suriye toplumunun tüm bileşenleri arasında gerçek ortaklığın sağlanması açısından temel bir unsur olduğunu belirtti.

Şemiram Denho, kadının Kürt, Arap ve Süryani tüm bileşenlerden katılımının kültürel, toplumsal ve siyasal çoğulculuğun korunmasını güvence altına aldığını; tüm bireylerin haklarını eşit biçimde koruduğunu; böylece adalet ve eşitlik temelinde çoğulcu bir Suriye’yi güçlendirdiğini ve Suriye halkının farklı bileşenleri arasında ortaklık ve barış içinde birlikte yaşama değerlerini pekiştirdiğini ifade etti.

Suriye kadınının uzun yıllar boyunca karşı karşıya kaldığı birikmiş toplumsal ve güvenlik baskılarına da dikkat çeken Şemiram Denho, kadınların tüm engel ve zorlukları azim ve kararlılıkla aştığını söyledi. Kadınların bunu; saflarını örgütleyerek, bilinç düzeylerini yükselterek, kolektif çalışmayı güçlendirerek ve yaşamın farklı alanlarında etkin varlıklarını sürdürme konusunda ısrar ederek başardığını hatırlatan Şemiram Denho, “Kadının varlığı artık yalnızca biçimsel değil; doğrudan gerçek yetkilerle, örgütlenme modeliyle ve doğru karar alma kapasitesiyle bağlantılı somut bir etkiye dönüşmüştür; sadece sembolik ya da şekli bir temsilden ibaret değildir” dedi.

Kadın haklarını güvence altına alan temel araçlar

Demokratik adem-i merkeziyet, öz yönetim ve adil yerel temsilin kadınların ve yerli bileşenlerin haklarını güvence altına alan temel araçlar olduğunu dile getiren Şemiram Denho; kadınların haklarını savunmalarını, kader belirleyici kararların oluşturulmasına etkin biçimde katılmalarını ve toplumsal politikaların uygulanmasını mümkün kıldığını; bunun da adaleti gerçekleştirdiğini, kültürel ve toplumsal çeşitliliği koruduğunu, ortak yaşamın sürdürülebilirliğini sağladığını ve her türlü dışlama ya da marjinalleştirme biçimini sınırlandırdığını belirtti.

Şemiram Denho, toplumsal baskı ve etkin halk katılımının kadın hakları ve tüm bileşenlerin hakları için birinci savunma hattını oluşturduğunu ifade ederek şöyle dedi: “Kadının müzakerelerde ve karar alma süreçlerinde gerçek temsiliyeti ve etkili katılımı, Suriye’nin istikrarının sağlanmasının, adaletin gerçekleştirilmesinin, eşitliğin güçlendirilmesinin ve devletin geleceğine dair açık bir vizyon çerçevesinde tüm bileşenlerin haklarının korunmasının temel güvencesidir.”

Adil ve çoğulcu bir Suriye için birlikte çalışma çağrısı

Kadınlara yönelik bir mesaj da veren Şemiram Denho şöyle devam etti: “Mesajım, tüm bileşenlerden her Suriyeli kadına: Karar alma süreçlerinde temel ve etkili bir ortak ol. Sesini ve hakkını koru, adil ve çoğulcu bir Suriye inşa etmek için birlikte çalış. Bugün üstlendiğin rol, yarın toplumunun geleceğini belirleyecektir. Kadının temel ve gerçek bir rolü olduğunda Suriye; çoğulcu, adil, kapsayıcı, tüm bileşenlerine saygı duyan, herkese eşit fırsatlar sunan, ortak yaşamı güçlendiren, toplumsal istikrarı, sosyal adaleti ve tüm yurttaşların haklarının korunmasını güvence altına alan bir devlet haline gelecektir.”

Şemiram Denho konuşmasının sonunda, kadının rolünün güçlendirilmesi ve desteklenmesinin geri dönülebilecek bir siyasi tercih olmadığını, aksine çoğulcu bir Suriye’nin inşasını, tüm Suriyelilerin kültürel kimliğinin korunmasını ve toplumsal ile siyasal istikrarın sağlanmasını güvence altına almak için stratejik bir ulusal zorunluluk olduğunu vurguladı. Bunun, güçlü, istikrarlı ve çeşitliliği esas alan; ortaklık ve gerçek yurttaşlık değerlerini yücelten bir Suriye için açık bir gelecek vizyonunu yansıttığını ifade etti.