Efrîn'e dönüşte ilk talep: Güvenlik ve adalet

Türkiye'nin 2018'deki saldırılarının ardından zorunlu göçe maruz kalan Efrîn halkı, geri dönüş sürecinde güvenliğin sağlanmasını, mülk gasplarının son bulmasını ve hak ihlallerinin cezasız kalmamasını istiyor.

NEXEM ÇAÇAN

Qamişlo- Türkiye’nin Efrîn'e yönelik 2018 yılında gerçekleştirdiği saldırıların ardından zorunlu göçe maruz kalan binlerce kişi, yıllar sonra yeniden topraklarına dönmeye başladı. Ancak geri dönüş süreci, savaşın geride bıraktığı yıkım, güvenlik endişeleri ve mülkiyet sorunları nedeniyle zorlu koşullar altında ilerliyor.

Efrîn halkı, topraklarına geri dönme umudunu ve inancını her zaman güçlü bir şekilde korudu. Gittikleri her yerde mücadelelerini ve direnişlerini sürdürdüler. Kuşkusuz Efrîn meselesi yalnızca insani bir mesele değil, aynı zamanda güçlü siyasi bir konu oldu. Bu nedenle Efrîn halkının geri dönüş meselesi, siyasi ve diplomatik süreçlerle yakından bağlantılı.

Göç yıllarında Efrîn halkının yaşadığı acılar yalnızca evlerini, topraklarını ve geçim kaynaklarını kaybetmeleriyle sınırlı kalmadı; sivillere yönelik çok sayıda hak ihlali de yaşandı. Mülklerin gasp edilmesinden demografik yapının değiştirilmesine, tutuklama, kaçırma, baskı ve zor kullanmaya kadar birçok ihlal gerçekleşti. Bu durumdan en fazla etkilenen kesim ise kadınlar oldu. Hukuki ve insani korumadan yoksun kalan birçok kadın gözaltı, işkence, şiddet ve cinsel saldırı gibi ağır ihlallere maruz kaldı.

Tüm kayıplara rağmen toprağa bağlılıkta ısrar

Bölgedeki siyasi ve askeri gelişmeler ile sivillerin topraklarına dönüşünün önünü açan anlaşmaların hayata geçirilmesiyle dönüşler de yavaş yavaş Efrîn'e yönelmeye başladı. Bu manzara, yıllar süren zorunlu göçün ardından beraberinde büyük umutlar getirdi. Dönüşler devam ederken, tüm yıkım ve kayıplara rağmen bölge sakinleri topraklarını koruma ve yaşamlarını yeniden kurma konusundaki kararlılıklarını sürdürüyor.

Dönüş sevincine rağmen Efrîn halkı, gerçek huzurun ancak güvenli ve istikrarlı bir ortamın sağlanmasıyla mümkün olacağını vurguluyor. Sivillerin korunmasını garanti altına alan, haklarını güvenceye alan ve ihlallerin tekrarlanmasını önleyen bir ortam talep ediliyor. Ayrıca temel hizmetlerin sağlanması, gasp edilen mülklerin iadesi, kayıpların akıbetinin açıklığa kavuşturulması ve hak ihlallerinden sorumlu kişilerin hesap vermesi isteniyor. Bu adımların güvenli ve onurlu bir dönüşü sağlayacağı, yıllardır süren acıları sona erdireceği ve kentte umut ile huzurun hakim olduğu yeni bir dönemin kapısını aralayacağı belirtiliyor.

‘Şimdiye kadar 7 dönüş kafilesi geldi’

2018 yılında Efrîn'den zorla göç etmek zorunda kalan Sureya Mustafa, ajansımıza yaptığı açıklamada tek taleplerinin güvenli bir dönüş olduğunu söyledi. Aynı zamanda kendi topraklarında güven içinde yaşayabilmek ve yaşamlarını yeniden kurabilmek istediklerini ifade etti.

29 Mart'ta Suriye geçici yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında birçok maddeyi içeren bir anlaşma imzalandığını hatırlatan Sureya Mustafa şöyle konuştu:

“Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri göçmenlerin geri dönüşüydü. Yıllar sonra insanlar emek verdikleri ve büyüdükleri topraklara dönecek. İnsan bunu düşündüğünde büyük bir heyecan duyuyor. Artık bu bir hayal değil, gerçekten dönüyoruz. Şimdiye kadar Efrîn'e 7 dönüş kafilesi ulaştı. Ancak dönüşler hala devam ediyor.”

‘Çok sayıda zeytin ağacı kesildi’

Sureya Mustafa, Efrîn halkının dönüşten sonra karşılaştığı zorluklara dikkat çekerek, silahlı grupların bölgede büyük bir yıkıma neden olduğunu söyledi. Çok sayıda evin yıkıldığını ya da yakıldığını belirten Sureya Mustafa, en ağır yükü kadınların taşıdığına işaret ederek şunları dile getirdi:

“Bu süreçte en fazla zorluk yaşayan kadınlar oluyor. Çünkü ailenin ve yaşamın bütün sorumluluğu onların omuzlarında. Kadınlar toplumun temelidir. Bu yüzden toplumlarını ve değerlerini korumak, güvenli bir yaşam sürmek istiyorlar.”

Konuşmasının devamında silahlı grupların çok sayıda zeytin ağacını kestiğini belirten Sureya Mustafa şöyle dedi:

“Topraklarımızın, tarlalarımızın ve ağaçlarımızın tahrip edilmesi bizim için ne kadar ağır olsa da her şeyi yeniden kuracağız ve yeniden üreteceğiz. Bu ağaçlar için en fazla emek veren, yaşamını onlarla iç içe kuran kadınlardır. Elbette bunu yeniden başaracaklar. Ancak Efrîn halkının bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey güvenli ve huzurlu bir yaşamdır.”

Evler hala işgalcilerin elinde

Sureya Mustafa, geçici yönetiminin Efrîn halkına yaşam olanakları ve kalıcı bir barış sağlaması gerektiğini belirterek konuşmasına devam etti:

“Bugün Efrîn'i yöneten sistemin her şeyden önce güvenli ve huzurlu bir yaşam inşa etmesi gerekiyor. Suriye geçiş yönetimi, anlaşmada imzaladığı maddeleri hayata geçirmeli ve Efrîn halkının güvenliğini sağlamalıdır. Bugün hala bazı Efrînlilerin evleri gerçek sahiplerine teslim edilmiş değil."

Kadınların birliği ve hakların korunması çağrısı

Sureya Mustafa, Suriye geçici yönetimi toplumun güvenliğini sağlayacak koşulları oluşturması gerektiğini ifade ederek, toplumlar için en önemli unsurun güvenlik olduğunu söyledi.

Konuşmasının sonunda kadınların birlik olması gerektiğini vurgulayan Sureya Mustafa, kadınların güçlerini büyütmeleri ve hakları için mücadele etmeleri gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Efrîn'e dönen kadınlar işkence ve baskılarla karşılaşıyor, buna karşı da tepkilerini gösteriyorlar. Kadınların tek isteği huzurlu bir yaşamdır. Bölgedeki tüm kadınlara çağrımız birlik olmalarıdır. Özgür yaşayabilmek için birlikte mücadele etmeliyiz. Geçici yönetim, Efrîn'de kadınların rolünü açık biçimde tanımalı ve kadınların her alanda varlık göstermesinin önünü açmalıdır.”