Dêrazorlu kadınlardan Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’deki saldırılara tepki

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de kadınlara yönelik saldırıları “ahlaki yenilgi ve insani değerlerden yoksunluk” olarak nitelendiren Dêrazorlu kadınlar, sorumluların hesap vermesi ve sivillerin korunması çağrısında bulundu.

ZEYNEB XELÎF

Dêrazor – Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde Türk devleti destekli Suriye geçici hükümeti bünyesindeki cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) çeteleri tarafından sivillere ve savaşçılara yönelik ağır ihlaller yaşanıyor. Mahallelere dönük saldırılarda özellikle kadın savaşçıların esir alınması, işkence ve kötü muameleye maruz bırakılması ve katledilmesi, kamuoyunda büyük tepki topluyor. Ajansımıza konuşan Dêrazorlu kadınlar, uluslararası sözleşmelerin hiçe sayıldığını belirtti.

‘Bu saldırılar en sert baskı dönemlerinde bile görülmedi’

Kadınlardan Farah Al-Ali, bu tür saldırıların önceki rejimin en sert baskı dönemlerinde bile görülmediğini belirterek, kadınların yakalandıktan sonra katledilmesinin hiçbir şekilde bir zafer ya da askeri başarı olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Farah Al-Ali, “Bu, ancak ahlaki bir yenilginin ve tüm insani değerlerden yoksunluğun kanıtı olabilir. Özellikle bazı kadınlar kendilerini ve bölgelerini savunmak için silah taşırken kaderleriyle yüzleşti” dedi.

‘Kadınları hedef alan hiçbir güç meşru meşru olamaz’

İhlalleri gerçekleştiren tarafların Türk devletiyle bağlantılı olduğunu ve kendilerini Suriye ordusunu temsil eden güçler ya da oluşumlar gibi göstermeye çalıştığını ifade eden Farah Al-Ali, bu yapıların ne Dêrazor halkını ne de Suriye gençliğini temsil ettiğini vurguladı. Tutsaklara şiddet uygulayan ve kadınları hedef alan hiçbir gücün meşruiyetinin olamayacağını belirten Farah Al-Ali, İslam adının bu suçları meşrulaştırmak için kullanılmasının dinin açıkça istismar edilmesi olduğunu söyledi.

“Tutsaklara bu şekilde davranmak hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu durum tüm Suriye toplumu için gerçek bir tehlikedir” diyen Farah Al-Ali, Dêrazor halkının bu uygulamaları kesin biçimde reddettiğini ve mağdurlarla dayanışma içinde olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

‘Halkın yaşam hakkı ihlal ediliyor’

Kadınlardan Nadia Al-Mudahi ise özellikle dondurucu soğukların yaşandığı bir dönemde bombalama, katliam ve sivillerin zorla yerinden edilmesi gibi saldırıların halkın yaşam ve güvenlik hakkının açık ihlali olduğunu belirtti. Yerleşim yerlerini hedef alan saldırıları kınayan Nadia Al-Mudahi, bu saldırıların sivil halkı doğrudan hedef aldığını ifade etti. Halkın tek talebinin kendi bölgelerinde güvenlik ve istikrar içinde yaşamak olduğunu dile getiren Nadia Al-Mudahi, sivillerin şiddet ya da çatışma istemediğinin altını çizdi.

‘Tüm hukuk ve evrensel normlar ihlal ediliyor’

Saldırıların masum insanların, özellikle de çocukların katledilmesine ve çok sayıda ailenin evlerinden zorla çıkarılmasına yol açtığını belirten Nadia Al-Mudahi, yerleşim alanlarının hedef alınmasının tüm insancıl hukuk ve evrensel normların açık ihlali olduğunu söyledi. Nadia Al-Mudahi, “Dêrazor halkı olarak bu ihlalleri kınıyoruz. Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê halkının yanındayız ve onlarla dayanışma içindeyiz” dedi.

‘Saldırılar derhal durdurulmalı’

Her iki mahalledeki halkın direnişine daha güçlü bir dayanışma gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Nadia Al-Mudahi, masum sivilleri katleden ve yerinden edenlerin hesap vermesi, cezasızlığa izin verilmemesi çağrısında bulundu. Nadia Al-Mudahi, “Suriye’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasını, daha fazla acı ve can kaybına yol açan bu saldırıların derhal durdurulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.