Cezayir’de kadın katliamına karşı aktivistler bir araya geldi
Babası tarafından katledilen Asmaa Oumayma’nın ardından Cezayir’de kadın örgütleri ve aktivistler bir araya gelerek, hem genç kadını andı hem de artan kadın katliamları ve aile içi şiddete dikkat çekti.
NECVA RAHİM
Cezayir - Cezayir’de Asmaa Oumayma’nın babası tarafından katledilmesi ülkede büyük tepki yarattı. Kadın örgütleri ve aktivistler, bu olayın ardından düzenledikleri etkinlikte hem Asmaa Oumayma’yı andı hem de ülkede giderek görünür hale gelen kadın katliamları ve aile içi şiddet sorununu tartışmaya açtı.
Laha Vakfı, Asmaa Oumayma anısına bir anma düzenledi. Anmaya, çeşitli kadın dernekleri ve aktivistler katıldı.
“Cezayir’de Kadın Cinayetleri: Şiddete Karşı Bir Çığlık ve Adalet İçin Bir Ses” başlığıyla düzenlenen buluşmada, şiddet suçlarının tekrar etmesini önlemek için gerekli toplumsal ve hukuki bağlam da tartışıldı.
Cezayirli Feministler Girişimi Üyesi Gazeteci Kenza Khater, yaptığı konuşmada Cezayir’deki kadın katliamlarına dikkat çekerek olgunun artmasına katkıda bulunan toplumsal ve hukuki nedenleri değerlendirdi. Kenza Khater, kadınlar için sosyal koruma mekanizmalarının yetersizliği ve güvenlik eksikliğinin başlıca etkenler arasında yer aldığını belirtti.
Kadınlar en yakınları tarafından katlediliyor
Kenza Khater konuşmasında şu soruyu gündeme getirdi: “Asmaa’dan önce kaç kadın sesini duyurmaya çalıştı? Ve ondan sonra kaç kadın aynı kaderi yaşayabilir?”
Kenza Khater, kadın katliamlarının çoğunun ev içi mekanlarda işlendiğine dikkat çekerek, bunun önemli bir çelişkiyi ortaya koyduğunu söyledi.
Son istatistiklere göre kadın katliamlarının yaklaşık yüzde 71’i kapalı alanlarda gerçekleşiyor. Bu durum, kadınların çoğunlukla yabancılar tarafından katledildiği yönündeki yaygın algıyla çelişiyor. Asmaa Oumayma’nın evinde katledilmesi de bunun açık bir örneği olarak gösterildi.
Kenza Khater, ayrıca kurumların aile içi şiddet vakalarına müdahaledeki yetersizliğine de değindi. Paylaşılan bilgilere göre Asmaa, maruz kaldığı ağır şiddeti daha önce bildirmişti; ancak buna rağmen katliam engellenemedi. Kenza Khater, bu durumun koruma mekanizmalarının zayıflığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Toplumsal damgalanma korkusu
Kenza Khater, toplumda şiddetin normalleştirilmesine ve bu konudaki sessizliğe de dikkat çekti. Kenza Khater, “Kadınları Öldürmeye Hayır Girişimi” tarafından belgelenen birçok vakada toplumun çoğu zaman mağdurların çığlıklarını duyduğu veya uğradıkları şiddeti bildiği halde, sosyal damgalanma korkusu ve sessizlik nedeniyle gerçek bir müdahalede bulunulmadığını belirtti.
Kenza Khater’a göre kadın katliamları aniden ortaya çıkan olaylar değil; genellikle tehditler ve sözlü şiddetle başlayan, ardından fiziksel saldırılar ve tekrar eden şiddetle devam eden uzun bir sürecin son halkası.
Asmaa Oumayma’nın durumuna ilişkin tanıklıklar da genç kadının babası tarafından sürekli fiziksel şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor.
Yıllarca süren şiddet döngüsü
Hukukçu Yakout Benrouigui ise Asmaa Oumayma’nın evini ziyaret ettiğini ve halen aile bireyleriyle doğrudan iletişim halinde olduğunu anlattı. Ailenin, katliamın işlendiği gün yaşananlara dair ayrıntıları paylaştığını belirten Yakout Benrouigui, ailenin hem ev içinde hem de Asmaa’nın yaşadığı mahallede ciddi bir psikolojik ve sosyal kriz yaşadığını söyledi. Yakout Benrouigui ayrıca Asmaa’nın annesinin de aile içindeki sürekli çatışmaları yatıştırmaya çalıştığında şiddete maruz kaldığını belirterek, yıllarca süren bu şiddet döngüsünün sonunda trajik bir katliamla sonuçlandığını ifade etti.