Şengal’de yeni dönem ve entegrasyon süreci
Şengal’de YBŞ ve YJŞ’nin resmi sisteme entegrasyonu yeni bir kapı araladı. Bu tarihi adımın kalıcı barışa dönüşmesi, adalet, altyapı ve güvenli bir yaşamla mümkündür.
BÊRÎTAN HEYAM
Şengal’in tarihinde her zaman acı, katliam ve ölüm, direniş sayfaları ile birlikte yazıldı. Yüzyıllardır kadim bir tarihe, inanca ve kültüre ev sahipliği yapan bu kutsal topraklar, son fermanlarda en büyük zorluklarla yüz yüze kaldı. Ancak Êzidî halkı, çelikten iradesiyle her zaman direndi ve varlığını korumaya çalıştı.
Bugün zaman geçtikçe Şengal’in güvenlik, siyaset ve resmiyet boyutunda yeni bir aşamaya olan ihtiyacı daha da artıyor. Savunma güçlerinin (YBŞ ve YJŞ) Irak’ın resmi sistemine dahil edildiği 26 Ekim tarihli önemli gelişme, bu anlamda yeni bir dönemin kapısını araladı. Bu adım sadece askeri bir değişim değil, aynı zamanda Şengal’in kaderi ve bölge halkının meşru haklarının güvence altına alınması açısından tarihi bir aşamadır.
26 Ekim’de atılan adım
Êzidî halkına yönelik büyük saldırılar ve fermanların ardından, acil bir savunma gücü oluşturma ihtiyacı ortaya çıkmıştı. O dönemde özsavunma, daha büyük bir soykırımı engelleyen en büyük kalkan oldu. Ancak günümüz sürecinde, merkezi devlet çatısı altında yer alma çabası, Şengal’in güvenlik statüsünü resmi olarak garantilemek ve uzun süreli krizleri sonlandırmak adına önemli bir adım oldu.
26 Ekim entegrasyonu; ilgili tarafların sorunları diyalog ve uzlaşı yoluyla çözmeye çalıştığı yeni bir yaklaşımın göstergesidir. Bu durum, yerel güçlerin barışı korumak adına sorumlu adımlar attığını; kentin güvenliğini, kendi değerlerini koruyarak devletin resmi güvencesi altında sürdürmek istediğini ortaya koyuyor.
Adalet ve temel haklar olmadan güvenlik sağlanamaz
Bu askeri adım bölgenin denetimi, gerginliğin azaltılması ve huzurun sağlanması açısından önemli olsa da Şengal sakinleri ve toplum temsilcileri, güvenliğin sadece silah ve askeri noktalarla ölçülemeyeceğini her zaman dile getiriyor. Bu sürecin başarıya ulaşması ve halkın beklentilerine doğru bir yanıt olabilmesi için şu temel adımların atılması gerekmektedir:
- Kayıplar ve adalet: Fermanlar sırasında kaçırılan ve kaybettirilen kişilerin bulunması ve bu katliamların faillerinin yargılanması.
- Altyapı ve günlük yaşam: Yıkılan binaların yeniden inşası, okulların yapılması; Şengal’in tüm köy ve mahallelerine su ile elektrik imkanının sağlanması.
- Göçmenlerin geri dönüşü: Kürdistan Federal Bölgesi’ndeki kamplarda halen ağır koşullarda yaşayan binlerce göçmenin onurlu ve güvenli bir şekilde geri dönüşünün garantilenmesi.
Şengal’in geleceği: Kültürün, inancın ve halkın iradesinin korunması
Şengal bugün yeni bir aşamanın eşiğindedir. Bu kutsal toprakların kaderi; kültürün, inancın ve ana dilin korunmasına bağlıdır. 26 Ekim’de gerçekleşen entegrasyon, yerel iradenin yok edilmesi olarak değil; aksine Êzidî halkının siyasi, kültürel ve sosyal haklarının resmi bir çerçevede korunduğu ve güvenceye alındığı bir fırsat olarak görülmelidir.
Eğer Bağdat ve merkezi yönetim sözlerini yerine getirir, Şengal halkının iradesine saygı duyarsa, bu adım tüm Êzidîler için huzurlu, gelişkin ve özgür bir dönemin başlangıcı olabilir. Şengal, direniş tarihiyle onurlu bir yaşamı hak etmektedir ve barış için atılan her adım, güvenli bir geleceğe uzanan bir köprü olmalıdır.