Avukat Semîre Elî: Güney Kürdistan’da yasalar var ama uygulanmıyor

Avukat Semîra Elî, Federe Kürdistan’da yasaların uygulanmadığını, gazetecilerin korunmadığını ve gençlerin adaletsizlik nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını vurguladı.

HELÎN AHMED

Haber Merkezi - Federe Kürdistan’da hukukun üstünlüğünün zayıfladığına dikkat çeken Avukat Semîre Elî, siyasi iktidarın yasaların üzerinde konumlandığını belirtti. Dünyanın birçok yerinde adaletsizlik bulunsa da hukukun en azından metinler üzerinden uygulanabildiğini söyleyen Semîre Elî, bölgede ise yasaların kağıt üzerinde kaldığını ifade ederek, gazetecilerin korunmaması, gençlerin göç etmek zorunda kalması ve toplumda artan eşitsizlikler, sosyal adaletin tesis edilmesi için acil bir toplumsal bilinçlenmeye ihtiyaç olduğunu vurguladı.

20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü kapsamında ajansımıza konuşan Avukat Semîre Elî, Federe Kürdistan’da hukuk ve sosyal adaletin durumunu değerlendirdi.

‘Her alanda adaletsizlikler ortadan kaldırılmalıdır’

“Toplumsal eşitlik ve sosyal adalet, dünya genelinde tüm insanların görev ve haklar bakımından yasa karşısında eşit olması anlamına gelir” diyen Semîre Elî şöyle devam etti: “Aynı zamanda her alanda adaletsizliklerin kökten ortadan kaldırılması gerekir. Ancak insan hakları örgütleri ile gazetecilerin çalışmaları aracılığıyla kamuoyu baskısı oluşturulabilir ve bu baskı sayesinde adaletsizlikler azaltılabilir.

Her gün savaşlar ve saldırılar yoluyla toplumun bireylerine karşı adaletsizlik uygulanıyor. Bu durum, adaletin yerleşmediğini gösteriyor. Yaklaşık 20 yıldır bugün, hakların varlığına dikkat çekmek için ilan edilmiştir; ancak pratikte adalet sağlanmamaktadır. Veriler çoğu zaman örtük biçimde ortaya çıkmakta ve dünya genelinde 191 milyondan fazla insanın işsiz olduğunu, bir milyardan fazla insanın ise yoksulluk sınırının altında yaşadığını göstermektedir. Bu veriler, sosyal eşitlik ve adaletin dünya genelinde tesis edilmediğini ortaya koyuyor.

Yasalara ve haklara göre cinsiyet ayrımcılığı olmaması gerekir; ancak özellikle Ortadoğu’da kadınlar ile erkekler arasında adaletin sağlanmadığı görülüyor. Kapitalist devletlerde kadınlar bir meta gibi gösterilmekte, ticari reklamlar aracılığıyla modern biçimlerde sömürüye maruz bırakılmaktadır. Kadınlar dünya genelinde adaletsizlikle karşı karşıya kalırken, Kürdistan’ın farklı parçalarında da geleneksel yapılar yoluyla baskıya uğramaktadır. Reklamlar aracılığıyla kadın bedeni metalaştırılmaktadır. Kapitalist sistemin egemen olduğu ülkelerde yaşanan ve “Epstein Adası” olarak bilinen olayda görüldüğü üzere, eşit haklar ve insan hakları söylemlerine rağmen kadınlar erkeklerin kullanımına sunulan bir meta hâline getirilebilmekte; bu durum insanlık, adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Cinsiyet ayrımcılığı, dünyada adaletsizliğin ve eşitsizliğin temel nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Adaletsizlikler, toplumdan topluma biçim değiştirerek varlığını sürdürmektedir.”

‘Gençlerin göçü adaletsizlikten kaynaklanıyor’

Semîre Elî, aktivistlerin değişim süreçlerinde etkili bir rol oynamadıklarına da dikkat çekerek, “Aktivistlerin önemli bir kısmı eşitlik ve adaletin inşası için değil, şöhret ve maddi kazanç elde etmek için çaba harcıyor. Bazıları siyasi pozisyonlara ulaşmayı hedefliyor; siyasi ve ekonomik amaçlarına ulaştıktan sonra ise yurttaşların haklarını talep etmekten geri adım atıyor. İnsan hakları alanında faaliyet yürüten bazı aktivistlerin çalışmalarının, kamu yararından çok kişisel ün ve siyasi ya da maddi kazanımlarına hizmet ettiğine tanık olduk. Bireysel hakların öne çıkarılıp yurttaşların ortak haklarının geri plana itilmesi, bireyler arasındaki eşitlik ve adaletin ortadan kalkmasına yol açmaktadır.

Gençlerin kendi topraklarını terk ederek yurtdışına göç etmeleri ve yabancı ülkelerde mülteci konumuna düşmeleri de adalet ve eşitliğin yokluğundan kaynaklanıyor. Bir genç eğitimini tamamladığında, yetkililerin çocuklarından farklı muamele gördüğünü ve kendisine karşı adaletsizlik yapıldığını fark ediyor. Bu durum, ülkede istihdam olanaklarının sağlanmamasına ve iş kurma imkanlarının ortadan kalkmasına neden oluyor. Sonuç olarak gençler göç etmek zorunda kalıyor. Adaletsiz davranan kişiler hakkında yargılama yapılmazken, adalet talep eden gençler cezalandırılmakta ve mahkemeye çıkarılmakta. Oysa yasalar ve maddeler mahkemelerde yurttaşların hak ve eşitliğini güvence altına almak için vardır; ancak uygulamada mahkemelerde kararlar, hak ve eşitliği sağlamak amacıyla verilmemektedir.

Mahkeme kararları ve yasaların uygulanması yurttaşların yararına ve eşitliği gözeterek gerçekleşmemekte; aksine bir yetkilinin çocuğu söz konusu olduğunda kararlar değiştirilebilmektedir. Bölgedeki iktidar, eğitim sisteminin de işleyişini olumsuz etkiliyor. Bazı durumlarda yetkililerin çocukları yurtdışına geziye gittikleri için yıl sonu ya da dönem sonu sınavları ertelenmekte ve onların dönüşü beklenmektedir. Bu tablo, Kürdistan’da yasaların tarafsız olmadığını; hukukun iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda işletildiğini göstermektedir. Güney Kürdistan’da yolsuzluk yapan ve petrol gelirlerini kendi çıkarları için kullanan kişiler yargılanmazken, bu yolsuzlukları ortaya çıkaran bir gazeteci ya mahkemeye verilmekte ya da suikasta uğramaktadır.

Ben de Güney Kürdistan’da bulunduğum dönemde öğretmenlerin düzenlediği bir gösteriye katılarak kendi haklarımı ve zulme uğrayan yurttaşların haklarını talep ettim; ancak ‘yasaları ihlal etmek’ gerekçesiyle mahkemeye çıkarıldım” dedi.

‘İktidar hukukun üzerinde egemen olduğu için Ortadoğu’da eşitlik ve adalet ortadan kalkmıştır’

Sözlerinin devamında Kürt bireylerin bölgede hakları, eşitliği ve sorumlulukları konusunda yeterli bilince sahibi olmadığını da dile getiren Semîre Elî, yurttaşlar bilinçlenmedikçe her birey için hak ve sorumlulukların varlığından söz edilemeyeceğini belirterek, “Bölgede tüm sendikalar partileşmiştir; bu nedenle bilinçlendirme konusunda herhangi bir sendikaya güvenemiyoruz. Yurttaşların bilinçlenmesi için öz eğitim ve farkındalık şart.

Hakların elde edilmesinde birlik gereklidir. Nasıl ki Rojava Kürdistanı’nda yaşanan soykırım vakasında halk birlikte ve tek ses olarak sokaklara çıktıysa, haklarını talep etmek için de sokaklara çıkmalı ve birlikte mücadele etmelidir. Haklar mücadele ile talep edilerek kazanılır. Haklar ve sorumluluklar açısından bir genç ile bir ülke lideri aynı hak ve sorumluluklara sahiptir. Ancak bilinç eksikliği Güney Kürdistan’da eşitsizliklerin ve hak kayıplarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bireysel farkındalığın yetersizliği, toplumda bir tür sınıfsal ayrışmanın oluşmasına yol açtı” şeklinde konuştu.

‘Güney Kürdistan’da siyasi iktidar hukukun üzerinde egemendir’

Semîre Elî son olarak, “Her toplumda adaletsizlik vardır; ancak Güney Kürdistan’da siyasi iktidar hukukun üzerindedir. Dünyanın her yerinde adaletsizlik bulunsa da yasal metinler tüm insanlar için ayrım yapılmaksızın uygulanır. Güney Kürdistan’da ise yasal metinler vardır fakat uygulanmamaktadır.

Epstein adasında yaşanan olaylar, uzun yıllar çalışan bir kadın gazetecinin çabaları sayesinde ortaya çıkarıldı ve yargıya taşındı. Güney Kürdistan’da ise gazeteciler korunmuyor ve onları koruyacak yasalar bulunmuyor. Toplumsal adaletin sağlanabilmesi için bireyler kendilerini geliştirmeli, örgütlenmeler ve sendikalar siyasetten bağımsız hale gelmelidir. Ancak bu şekilde herkes eşitlik ve adalet çatısı altında yaşayabilir” ifadelerini kullandı.