Ateşkes ihlalleri Suriyelilerin birliğini tehdit ediyor
Suriye, hassas bir dönemden geçerken, şiddeti durdurma ve istikrarı sağlama çağrıları artıyor. Ancak saha gerçekleri bunun tam tersini yansıtıyor; birçok bölgede ilan edilen ateşkesler, tekrar eden ihlaller karşısında zayıf anlaşmalara dönüşüyor.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Süveyda Ulusal Çalışma Sosyal Komitesi üyesi Mi El-Germani, Süveyda’ya yapılan saldırıların ve sivillere yönelik katliamların yerel halkta derin bir şok etkisi yarattığını belirtiyor.
Olayların ardından ilan edilen ateşkes ve silah bırakma çağrılarına rağmen ihlaller devam etti; siviller öldü, yaralandı ve ağır maddi hasar meydana geldi, kimi zaman ağır silahlar kullanıldı.
Mi El-Germani, ateşkes ihlallerinin Suriye’deki farklı topluluklar arasındaki mesafeyi artırdığını ve sosyal dokuyu bozduğunu, korku ve güvensizlik yarattığını vurgulayarak, bu durumun bazı grupların ayrılıkçı taleplerini gündeme getirdiğini, ancak bunun bölünme isteğinden değil, korunma eksikliği ve hükümete duyulan güvensizlikten kaynaklandığını söylüyor.
Halep’te tekrarlanan ihlaller
Halep’in Şex Maqsud ve Eşrefiye mahallelerinde Nisan ayında mahalle meclisleri ile geçici yönetim arasında bir ateşkes imzalanmıştı. Ancak geçici yönetim anlaşmaya uymadı; ihlaller ve ailelerin evlerinden zorla çıkarılması tekrarlandı. Bu durum, anlaşmalara ilişkin aynı hataların sürdüğünü gösteriyor.
Mi El-Germani, yönetim yanlısı medyanın Suriye bileşenlerini sorumlu tutarak nefret ve bölünmeyi körüklediğini, gerçeklerin çarpıtıldığını belirterek, hükümetin tüm Suriyelileri eşit şekilde koruması gerektiğini, aksi takdirde devletin tek bir topluluğa hizmet ettiğinin ve ayrımcı davrandığının ortaya çıktığını vurguluyor.
Üçlü anlaşma ve artan güvensizlik
Mi El-Germani, Ürdün, Suriye ve ABD arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının sahada uygulanmadığını, ihlallerin çoğunlukla yerel topluluklara mal edildiğini ifade ediyor. Mi El-Germani, “İhlallerin her zaman azınlıklar tarafından mı yapıldığı sorusu akla geliyor; resmi makamların sorumluluğu göz ardı ediliyor ve güven krizi derinleşiyor” diyor.
Güven inşası için ciddi adımların, Süveyda ve Halep’in kontrolündeki güçlerin geri çekilmesiyle başlaması gerektiğini dile getiren Mi El-Germani, “İhlaller ve katliamlar tüm Suriyelileri etkiledi. Devletin tek bir gruba yönelik taraflı tutumu mevcut güven krizini pekiştirdi” ifadelerinde bulunuyor.
Yabancı unsurlar ve güvenlik sorunları
Mi El-Germani, güvenlik güçlerinde farklı uyruklardan ve radikal unsurlardan oluşan yabancı grupların bulunduğunu, bunun güvenlik boşluğuna yol açtığını ifade ederek, şunları söylüyor:
“Bu gruplar ateşkesi bozmanın ve istikrarı sarsmanın başlıca nedeni; devlet güvenliği sağlamakta yetersiz kalıyor.”
Mi El-Germani devamında, “Suriye halkı sadece güvenlik ve korunma talep ediyor; devletin bu iki temel hakkı sağlaması, ayrılık veya bölünme tartışmalarını sona erdirebilir” diyor.
Topluluklar arası dayanışma ve mezhepsel olmayan yaklaşım
Mi El-Germani, Kürtlere ve Suriye’nin sahil bölgelerine gösterilen dayanışmanın ortak tehlikeye karşı bir deneyim olduğunu, bu desteğin mezhepsel bir temele dayanmadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Süveyda halkı daha önce Sünni toplulukları desteklemiş, barışçıl gösterilere katılmış ve insani yardım sağlamış. Tüm Suriyeliler bir bütünün parçasıdır.”
Mevcut yönetimle nefret söylemi
Mi El-Germani nefret ve bölünme söyleminin mevcut yönetimle birlikte arttığını, bazı mezhepler arasında kışkırtıcı propaganda ve vahşetle katledilenlere yönelik alaycı tutumların görüldüğünü söylüyor.
Gerçek bir ülke inşası için kurumsal işleyiş ve ulusal ile uluslararası anlaşmalara saygının şart olduğunu vurgulayan Mi El-Germani, cihadist geçici yönetimin dini temelli bir devlet vizyonu güttüğünü ve bunun Suriye’nin toprak ve halk birliğini tehdit ettiğini belirtiyor.