Amed’deki sivil toplum örgütleri: Halep’te insanlığa karşı suç işleniyor
Cihatçı HTŞ’nin Halep’teki Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldırılarının amacının bölgede kadın öncülüğünde gelişen alternatif yaşam modelini çökertmek olduğunu belirten kadınlar, uluslararası güçlerin sessizliğine tepki gösterdi.
ARJÎN DİLEK ÖNCEL
Amed - Cihatçı Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Halep’e bağlı Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallerine dönük saldırıları sürüyor. Saldırılarda en az 13 sivil yaşamını yitirdi, 64 kişi yaralandı. 6 Ocak’tan bu yana devam eden saldırılara karşı Kürdistan’ın birçok noktasında halk sokaklara çıkarak, “Rojava halkının yanındayız” mesajını verdi.
Amed’deki sivil toplum örgütleri HTŞ’nin saldırılarına son verilmesi çağrısı yaptı.
Rosa Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen, Rojava’nın; demokratik konfederalizm ile kadın özgürlükçü bir modelin merkezi olduğuna dikkat çekti. HTŞ’nin varlığının başta kadınlar olmak üzere bölgede tüm toplum için tehlikeler barındırdığını ifade eden Suzan İşbilen, “HTŞ, katı ve köktenci bir şeriat anlayışını benimserken, hedef aldığı veya tehdit ettiği bölgelerdeki bu ‘kadın merkezli’ düzeni ideolojik bir tehdit olarak görmektedir. HTŞ’nin kadına yaklaşımı; kadını kamusal alandan silen, katı kısıtlamalar ve hareket engelleri getiren bir düzene dayanmaktadır” dedi.
‘Kürtlerin barış çabalarını boşa düşürmek istiyorlar’
Suzan İşbilen, “Rojava Devrimi’ne kadınların öncülük etmesi; başta devrimci kadınlar olmak üzere dünya genelindeki demokrat, sol ve sosyalist tüm kesimler için hem bir umut hem de büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Savaşların son bulması ve barışın konuşulması için büyük bir emek harcayan Kürt tarafının çabalarını boşa düşürmek, çözüm arayışlarını sekteye uğratmak ve yeni bir çatışma süreci başlatmak hedeflenmektedir” diye belirtti.
‘Kadınlar alanlarda olmalı’
“Kuşkusuz HTŞ’nin bu hamlesinin temel amacı, bölgede kadın öncülüğünde gelişen alternatif yaşam modelini çökertmektir” diyen Suzan İşbilen, saldırıları durdurmak için toplumsal bir tepkiye ihtiyaç olduğunu belirtti.
Tüm kadın örgütlerine çağrı yapan Suzan İşbilen, “Kadın dayanışmasına en çok ihtiyaç duyulan dönemden geçiyoruz. Kadınlar bir bütün olarak seslerini yükseltmeli ve saldırılara karşı alanlarda olmalıdır” dedi.
‘Siviller hedef alınıyor, savaş suçu işleniyor’
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eşbaşkanı Zeynep Karayılan da, Suriye geçici yönetimi Savunma Bakanlığı'nın Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerini “meşru askeri hedef” ilan etmesinin ardından sivillerin hedef alındığını ifade etti.
Kadınların, çocukların hedef alınarak vurulduğunu ve yaşam alanlarının bombalandığını belirten Zeynep Karayılan, “Bu durum, uluslararası insancıl hukuka göre açıkça savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliği taşır. Cenevre Sözleşmeleri sivillerin korunmasını mutlak bir yükümlülük olarak tanımlar. Buna rağmen dünyanın gözü önünde siviller katlediliyor ve bu saldırılar cezasız bırakılıyor” tepkisinde bulundu.
‘Bakanlığın açıklaması suçu destekleyen pozisyonda’
Türkiye’de barış süreci konuşulurken, Halep’e yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu söyleyen Zeynep karayılan, “Bu durum, barış söylemi ile fiili uygulamalar arasındaki yapısal tutarsızlığı ortaya koymaktadır. Zira saldırılarda Türkiye’nin desteklediği bilinen grupların yer aldığına dair bilgiler kamuoyuna yansıtıldı. Ancak bir yandan barış söylemleri üretilirken, diğer yandan sınırın hemen ötesinde halkların birlikte, eşit ve özgür yaşama iradesi ‘terör’ bahanesiyle hedef alınıyor. Nitekim savunma bakanlığının yapmış olduğu açıklama da iç savaşı kışkırtan ve bu suçu destekleyen pozisyondadır. Ancak 1 Nisan Antlaşması gereği askeri güçlerin bu bölgelerden çekildiği de herkesçe bilinmekte. Dolayısıyla bu bir çelişkidir. Çünkü Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê yalnızca iki mahalle değil; halkların bir arada yaşayabileceğini gösteren demokratik bir toplum modelinin somut örneğidir. Bu modelin bombalanması, barış fikrinin kendisinin hedef alınması anlamına gelir” şeklinde konuştu.
“Bu saldırılar, bölgesel çatışmayı derinleştirir ve halklar arasında onarılması zor yaralar açar” uyarısında bulunan Zeynep Karayılan, “Tekçi ve otoriter yaklaşımlar tarih boyunca barış değil, yalnızca kan ve gözyaşı getirmiştir” dedi.
‘Sessizlik, suça ortaklıktır’
Zeynep Karayılan konuşmasını şöyle tamamladı: “Türkiye halkları için bu saldırılara karşı çıkmak; barışı, demokrasiyi ve halkların birlikte yaşama iradesini savunmak anlamına gelir. Sessizlik, suça ortaklıktır. Sivillerin bombalanmasına karşı çıkmak bir insanlık sorumluluğudur. Bu noktada Geçici Suriye hükümetini, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıları derhal durdurmaya çağırıyoruz. Uluslararası kamuoyunu ve insan hakları örgütlerini, bu insanlık dışı saldırılara karşı sessiz kalmamaya ve sivilleri korumak için acil inisiyatif almaya davet ediyoruz. Türkiye’deki demokratik kamuoyunu, Kürt halkını ve bölgede yaşayan tüm kimlikleri, bu barış alanlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Gerçek barış ancak halkların iradesine saygı duyularak ve demokratik bir toplumla inşa edilebilir.”
‘Savaşın bedelini en ağır ödeyenler kadınlar’
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Başkan Yardımcısı Suzan Mehmetoğlu, saldırıların kadınları kaygılandırdığını ifade ederek, “Coğrafyamızda barışın konuşulduğu bugünlerde, Şex Maqsûd’ta sivilleri hedef alan saldırılar biz kadınları derinden kaygılandırıyor. Savaşın en ağır bedelini ödeyenler olarak biliyoruz ki Suriye’nin ihtiyacı yeni çatışmalar değil, tüm halkları kapsayan demokratik bir gelecek ve kalıcı barıştır. İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak, savaşa karşı barışı savunuyor; Türkiye’yi ve tüm güçleri Suriye halklarının iradesine saygılı bir tutum almaya çağırıyoruz” diye belirtti.