İran’da eşi görülmemiş baskı dalgası: Keyfi gözaltılar ve idam kararları

Son dört gün içinde İran’ın birçok kentinde artan gözaltılar, idam cezaları, zorla kaybetmeler ve yüksek kefaletlerle yürütülen yargısal baskı dikkat çekiyor. Özellikle kadın tutuklular, avukatlar ve aktivistler hedef alınıyor.

Haber Merkezi- İran'da keyfi gözaltı dalgası, baskı, idam kararları ve yargısal gasp artıyor.

Son haftalarda muhalif ve aktivist kadınlar, güvenlik kurumlarının intikam hedefi haline geldi. Evin Hapishanesi'nde tutuklu bulunan siyasi tutuklu Nesim Gulami Simyari, uydurma gerekçelerle disiplin cezası olarak telefon hakkından ve ailesiyle yüz yüze görüşmekten mahrum bırakıldı. Aynı zamanda protestolar sırasında gözaltına alınan iki kardeş, Kimya Davudi ve Tara Davudi, 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Tutsaklar tıbbi bakımdan mahrum bırakılıyor

Şiraz'da, yaklaşık iki aydır Adil Abad Hapishanesi'nde tutuklu bulunan Bahaii inancından iki kardeş Mandana Sutude ve Mehsa Sutude'nin durumu tam bir belirsizlik içinde kalmaya devam etmektedir. Yine aynı hapishanede tutuklu Bahaii vatandaşı Sara Sepheri, uzun süreli sorgulama seansları nedeniyle mide kanaması ve ciddi göz hastalığından muzdarip olmasına karşın ilaç ve uzman tıbbi bakımdan yoksun bırakılmakta. Aynı şehirde avukat Elham Ziraat Pishe, dava savcılığı önünde keyfi biçimde tutuklandı.

Tahran'da sivil aktivist Sima Mezlekani'nin iki yıl hapis cezası istinaf mahkemesince onaylandı; yargı makamları kararın tam metnini kendisine teslim etmekten kaçındı. Ekbatad Mahallesi davası sanıklarından Yasemen Daştani ise yalnızca hastanede yattığı sırada yapılan hatalı bir tanıklık sonucu gözaltına alınmış olmasına rağmen beş yıl hapis ve ağır ek yaptırımlarla cezalandırıldı. Karaj’da, Keçuyi Hapishanesi'nde tutuklu bulunan protestocu Süheyla Hicab Bidsurhi'nin idam cezasının infaz edilme tehlikesi ciddi insan hakları endişelerine yol açmaktadır. Karaj’daki çocuk hakları aktivisti Nehal Şehidi Yezdi hakkında ise 6 yıllık hapis cezasının infazı için tebligat çıkarılmıştır.

Küçük şehirlerde gözaltına alınan kadınlar: İşkence altında alınan ifadeler

Kadınlara yönelik baskının dalgası daha küçük şehirlere de uzandı. Bukan'da güvenlik güçleri, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın Menijeh Huşnud'u (58 yaşında) ve Humeyra Eminpur (50 yaşında) ile Şelair Eminpur adlı iki kardeşi zorla gözaltına alarak evlerini aradı. Yine aynı şehirde iki siyasi aktivist annesi olan 67 yaşındaki Asti Muhammedî, 15 zırhlı araçlık baskın sonucu gözaltına alınarak Urmiye'ye nakledildi; kronik bir hastalığı olmasına karşın ailesiyle yalnızca 30 saniyelik bir telefon görüşmesi yapabildi.

Sircan'daki kapsamlı gözaltılara ilişkin de son derece çarpıcı haberler geldi. Protestolar sırasında onlarca kadın gözaltına alındı; kimliği doğrulanan isimler şu şekilde: “Dr. Sepide Faharian, Dr. Nesterin Korki, Zühre Kurbani, Sara Zeyneli (Hamaney'in ölümünün ardından sevinç gösterisi yapma suçlaması), Sepide Rahber (Bebeği var) Fehime Zeynelyan, Reyhane Mukaddem, Fatıma Şul (daha önce mermiyle hedef alınmıştı), Sara Kaziruni, Dr. Mensure Murşidi, Fayize Askeri (22 yaşında ve hasta), Fatıma Şerifpur, Yasemen Behnam, Atıfe Arab (32 yaşında, iki çocuk annesi; lidere hakaret suçlamasıyla tutuklu), Efsun Daşti, Dr. Fahir (ailesiyle birlikte gözaltına alındı) ve Mitra Esedi.”

Bu kadınların tamamı şiddetle gözaltına alınmış ve ağır psikolojik ile fiziksel baskıya maruz bırakılmıştır.

Keyfi gözaltılar, zorla kaybetmeler ve habersiz nakiller

Zahedan'da epilepsi hastası 23 yaşında bir Belucistanlı işçi, istihbarat dairesine çağrıldıktan işkence ile zorla itiraf ettirilmeye çalışıldı. Mahabad'da ise sabahın erken saatlerinde güvenlik birimlerinin herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın evlerine baskın yapmasıyla 6 Kürt vatandaş gözaltına alınarak bilinmeyen yerlere nakledildi.

Bukan ve Miyanduab'da güvenlik güçleri 2 vatandaşı daha gözaltına alarak Urmiye'deki güvenlik merkezlerine sevk etti; bu kişilerin yalnızca bir kez kısa telefon görüşmesi hakkı oldu ve avukatlara ile aile ziyaretlerine erişimleri engellendi. İsfahan ve Fuladşehr'de gözaltına alınan protestocuların durumu son derece kritik; 2 kişi 145 gündür belirsizlik içinde tutulmakta, protestolar sırasında kurşunlanan 18 yaşındaki bir gencin ailesi ise aylarca süren tam bir bilgisizliğin ardından çocuklarının hayatta mı yoksa ölü mü olduğunu dahi bilmemektedir.

Çabahar'da 4 Belucistanlı vatandaş (biri petrokimya koruma görevlisi, diğeri demiryolu işçisi olan iki kardeş ile Mühreştan'dan diğer iki kardeş) sivil giyimli güvenlik görevlilerince şiddete maruz bırakılarak kaçırıldı. Keric'te ise 35 yaşında bir vatandaş, aylarca tek kişilik hücrede tutulduktan ve şiddete maruz kaldıktan sonra telefon hakkı tanınmaksızın Kizilhesar Hapishanesi'ne nakledildi.

Yargısal rehin alma ve mülklere el koyma

Bushehr'de savcılık, bir öğretmen sendikacısının geçici tahliyesi için 7 milyar Tümen teminat belirledi. Meşhed'de 21 yaşında bir genç, aylarca Vakil Hapishanesi'nin karantina koğuşunda tutulduktan ve ağır psikolojik işkence gördükten sonra 12 milyar Tümenlık astronomik teminatla serbest bırakıldı.

Cuybar'da bir Bahaii vatandaşı, inancı nedeniyle hapis cezasına ek olarak 122 milyon tümenden fazla para cezası ve 10 yıl kamu haklarından yoksunluk cezasına çarptırıldı; eşi ise daha önce yalnızca onun durumunu sorguladığı için milyonlarca Tümen teminata karşılık serbest bırakılmıştı. Eşniviye'de ise 2 vatandaşın tahliyesi ağır teminat yatırılması koşuluna bağlandı. Seqiz'de 17 yaşında bir genç ile bir sporcunun işkenceye maruz kalıp ağır güvenlik suçlamalarıyla karşılaşmalarının ardından son derece yüksek teminatla geçici olarak serbest bırakıldıkları bildirildi.

Şemiranat'ta Starlink uydu interneti kullandığı gerekçesiyle 40 vatandaş hakkında dava açılarak mülklerine el konuldu. Sınırların ötesinde Federe Kürdistan Bölgesi'nin Silêmani’de bir şair ve eski siyasi tutuklu, İran baskısına boyun eğen bölge yetkilileri tarafından gözaltına alınarak işkenceye maruz kaldı ve telefonuna el konuldu.

Hak arayan aileler direniyor

Kirmanşan’da bir siyasi tutuklunun ailesinin evine zorla itiraf almak amacıyla düzenlenen İstihbarat Bakanlığı baskını sırasında, tutuklu olan kişinin kanser hastası üvey annesi güvenlik güçlerinin yarattığı dehşet sonucu kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Güvenlik görevlileri aileyi gerçek ölüm nedenini medyayla paylaşmamaları konusunda tehdit etti.

Gözaltı merkezlerinde işkence

Evin, Kizilhesar, Adil Abad, Dastgerd İsfahan, Minab hapishane ve ıslahevlerinden gelen raporlar, ortaçağı aratır nitelikte işkence yöntemlerinin uygulandığını ortaya koyuyor. Minab Hapishanesi'nde bir siyasi tutuklu, görevlilerin dövmesi sonucu omuz çıkığı, ciddi boyun yaralanması ve dudak yırtığına uğradı. Nayin'de idam edilmeden önce ailesiyle son telefon görüşmesinde bir siyasi tutuklu şunları söyledi: "Beni idam etsinler diye dua edin; çünkü günde iki kez elektrik şoku veriyorlar." Şimdi aynı dava kapsamındaki bir sanık ile 17 yaşında bir genç, İsfahan Islahevi'nde benzer bir kararla yüz yüze kaldı.

İnsan hakları kuruluşları, son 5 aydan kısa bir sürede en az 43 siyasi ve vicdani tutuklu için idam kararının infaz edildiğini, 42 kişi için ise idam hükmü verildiğini raporladı. Aile bilgilendirilmeksizin gizlice gerçekleştirilen idamlar da devam ediyor; 52 yaşındaki bir Belucistanlı vatandaş Birjend Hapishanesi'nde ailesinden son görüşme hakkı tanınmadan idam edildi. Bunun yanı sıra üç siyasi tutuklunun daha idam kararı açıklandı ya da infaza yaklaştı: Şirvan'da bir kişi, Yezd'de Fars ilinden 38 yaşında bir kişi ve Kizilhesar Hapishanesi'nde evli ve iki çocuk babası 38 yaşında bir Seqizli işçi asılsız suçlamalarla mahkûm edildi.

Af Örgütü, "bağy" suçundan mahkûm edilen Gilanli bir şairin idam kararının infaz edilme riskine ilişkin uyarıda bulundu. Ayrıca Hemedan ve Mervdaşt'ta cinayet suçlamasıyla yargılanan 2 tutuklu idam edildi.

Avukatlara hapis, öğrencilere uzaklaştırma

Baskı dalgası, sokaktaki protestocuların ötesine geçerek ülkenin akademik ve hukuki yapısını da hedef aldı. Esku'da bir avukat, dijital medyada paylaştığı eleştirel gönderiler gerekçesiyle 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kum'da başka bir avukat, rejim karşıtı propaganda suçlamasıyla yargılandı. Urmiye'de doktora öğrencisi bir tarih araştırmacısı, yalnızca akademik ve eleştirel görüşlerini dile getirdiği için 3 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Lengerut'ta Devrim Muhafızları İstihbaratı görevlileri, öğretmen sendikası aktivistinin evine baskın düzenleyerek eşyalarına el koydu.

Yalnızca bir üniversitede yaklaşık 30 öğrenci sorguya çekildi, en az 6'sı için okuldan uzaklaştırma ve 5 yıl eğitimden men kararı verildi. Ayrıca 20 yaşındaki engelli ikiz kardeşler, telefonlarında füze görseli bulunması gerekçesiyle “casusluk” suçlamasıyla tutuluyor. Kum'da bir üniversite öğretim üyesi tek kişilik hücrede tutuluyor.

Uluslararası sessizlik

Tüm bu ev baskınları, gözaltılar, işkenceler ve idam kararları ortamında en acı ve öfke verici olan, uluslararası toplumun bir sessizliğe bürünmesi. İslam Cumhuriyeti ile uluslararası güçler arasında kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi ve diplomatik müzakerelerin tümünde, ağır insan hakları ihlalleri, idamlar, kadınların ve hak arayan ailelerin üzerindeki baskı kasıtlı olarak görmezden gelinerek kenara itilmektedir.

İslam Cumhuriyeti de bu diplomatik sessizlikten yararlanıyor. Sine, Seqiz, Bukan, Kirmanşan, Urmiye, İlam, İsfahan, Reşt, Enzeli, Arak ve Rafsanjan gibi şehirlerde kurulan sert kontrol noktaları ile kapsamlı iş yeri mühürlemeleriyle baskı ortamı yaratılıyor. Uluslararası Af Örgütü bu suçları durdurmak için acil diplomatik adım atılması çağrısında bulundu; zira bu sessizliğin sürmesi güvenlik güçlerini bu kanlı yolda daha da pervasızlaştıracaktır.