Çocuk yaşta evlendirildi, sistematik şiddete maruz kaldı: Golsar’ın hikayesi
Afganistan’da kadınlara yönelik aile içi şiddet, kültürel ve ekonomik faktörlerin etkisiyle derinleşiyor. Golsar Mohammadi’nin yaşadığı zorbalık ve şiddet, Taliban’ın yönetime el koymasıyla birlikte kadınların korunmasız hale geldiğini ortaya koyuyor.
BAHARİN LEHİB
Balkh - Afganistan’da kadınlara yönelik aile içi şiddet, cinsiyet eşitsizliklerine dayanan en yaygın toplumsal sorunlardan biri olmayı sürdürüyor. Birçok kadın, ev içinde fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddete maruz kalırken, damgalanma korkusu, aile baskısı ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle yaşadıklarını dile getiremiyor. Erkeklerin kadınlar üzerinde mutlak otorite sahibi olduğu yönündeki yanlış inançlar ile gelenek ve dinin aşırı yorumlanması, şiddetin “hak” ya da “terbiye yöntemi” olarak meşrulaştırılmasına yol açıyor. Ekonomik yoksulluk, işsizlik ve uzun yıllardır süren savaşın yarattığı psikolojik baskı da aile içindeki şiddeti derinleştiriyor.
Şiddet gelecek nesillere aktarılıyor
Taliban’ın yeniden iktidara gelmesiyle birlikte kadınların durumu daha da ağırlaştı. Eğitim ve çalışma haklarının kısıtlanması, kadınlara yönelik destek kurumlarının kapatılması ve hukuki mekanizmaların işlemez hale gelmesi, şiddete maruz kalan kadınları neredeyse tamamen korumasız bıraktı. Ev içi şiddetin sonuçları yalnızca fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmıyor, depresyon, kaygı, özgüven kaybı ve intihara sürüklenme gibi ağır psikolojik etkiler de yaratıyor. Ayrıca, bu şiddete tanık olan çocuklar, yaşadıkları travmayı içselleştirerek şiddeti normal bir davranış biçimi olarak görmeye başlıyor ve bu da şiddet döngüsünün gelecek nesillere aktarılmasına neden oluyor.
‘Babam beni 12 yaşımda evlendirdi’
Afganistanlı kadınlardan Golsar Mohammadi, aile içinde maruz kaldığı şiddet ve ihmalin yaşamını nasıl şekillendirdiğini anlatarak, “Annem kanserden öldüğünde iki ya da üç yaşındaydım. Annem öldükten sonra babam, iki kız kardeşim ve bir erkek kardeşimle birlikte yaşadık. Herkes babamı bize bakabilmesi için yeniden evlenmeye teşvik etti. Babam evlendikten sonra eşiyle birlikte köyden Kabil’e gitti. Beni, erkek kardeşimi ve kız kardeşlerimi Mezar-ı Şerif’te uzak bir köyde bıraktılar. Babam bizi yalnızca ara sıra ziyaret ediyordu. Biz üç kız kardeş için yaptığı tek şey ise, bizi çok genç yaşta evlendirmek oldu” dedi.
Babasının kendisini henüz 12 yaşında iken, ikinci eşinin 18 yaşındaki oğlu ile evlendirdiğine dikkat çeken Golsar Mohammadi, “Babam, beni 18 yaşındaki eşinin oğluyla evlendirdiğinde ben daha sadece 12 yaşındaydım. Kardeşim, babamın eşinin önceki eşinden olan kızını seviyordu ve onunla evlenmek istiyordu, fakat babam buna karşı çıkıyordu. Babamın eşi ise, ‘Eğer oğlun benim kızımı alırsa, kızını da benim oğluma ver’ şeklinde bir şart koştu. Ben bu evliliğe şiddetle karşı olsam da, babam bana şiddet uygulayarak ve fikrimi sormadan beni eşinin oğluyla evlendirdi” diye belirtti.
‘Kızımın aynı acıları yaşamaması için…’
Golsar Mohammadi, kimlik yaşı 20 olmasına rağmen yaşadığı şiddet ve zorluklar nedeniyle “50 yaşındaki bir kadın gibi hissediyorum” dedi. Evlendikten sonra dört çocuk sahibi olan Golsar Mohammadi, “Her günümü aşağılanma ve hakaretlerle geçiriyorum. Babam, babamın eşi ve eşim tarafından defalarca şiddet gördüm. Çektiğim tüm acı ve ıstıraplara rağmen, tek kızımın aynı acıyı çekmemesi için elimden geleni yapıyorum. Babamın ve eşimin şiddetine karşı kızımı savunuyor ve ne olursa olsun ona eğitim vermeye çalışıyorum” diyerek yaşadığı zorlukları ve mücadeleyi dile getirdi.