Îştar Meclisi: Kadına şiddete karşı tek yol örgütlenmektir
Kadınlara yönelik saldırı ve şiddetin artmasına karşı Îştar Meclisi, Mexmûr Mülteci Kampı'nda açıklama yaptı. Meclis, kadınlara yönelik şiddet ve eşitsizliğe karşı mücadeleyi büyütme ve örgütlenme çağrısında bulundu.
Mexmûr - Son süreçte kadınlara yönelik saldırılar ve şiddet, haklarının ve yaşamlarının ihlali gibi suçlar artarken, veriler kadınların hala “namus” adı altında katledildiğini ya da şiddet gördüğünü ortaya koyuyor.
Şiddetin artmasına karşı Îştar Meclisi, Mexmûr Mülteci Kampı'nda basın açıklaması yaptı. Açıklamadan önce Kürdistan özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından açıklamayı Îştar Meclisi adına Amara Bulut okudu.
Açıklamada, toplumun bu saldırılara ancak örgütlü bir duruşla karşı koyabileceği belirtildi ve tüm kadınlar şiddete karşı ortak bir mücadele geliştirmeye çağrıldı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Son zamanlarda, dünyada, özellikle Orta Doğu'da kadın cinayetlerinin sayısındaki artış endişe verici bir seviyeye ulaştı. Îştar Meclisi olarak, kadınlara karşı işlenen suçların sadece kişisel veya sıradan olaylar olmadığını belirtiyoruz. Bu, doğrudan siyasi durumla, krizlerin derinleşmesiyle ve mevcut savaşın yıkıcı sonuçlarıyla ilgilidir. Son zamanlarda bölgenin savaş, çatışmaların gölgesinde büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğunu görüyoruz.
Savaş şiddet kültürünü derinleştiriyor
Savaş, toplumda şiddet kültürünü derinleştiriyor ve cinsiyetçilik kültürünü güçlendiriyor. Siyasi gerilimler arttığında, sosyal güvenlik sağlanamıyor ve bunun bedelini en ağır şekilde kadınlar ödüyor, hedef haline geliyorlar. Bir yandan barış görüşmeleri ve arayışları yürütülürken, diğer yandan kadınlara karşı şiddetin derinleşmesinin tesadüf olmadığını, bunun toplumda savaş kültürünü yayan politikaların sonucu olduğunu görüyoruz.
Devlet savaşları şiddet kültürünü günlük bir norm haline getirir. Barış görüşmelerinin yapıldığı süreçlerde eril akıl toplum üzerindeki kontrolünü kaybetmemek için kadınlara yönelik saldırılarını artırıyor. Yine, cezasızlık ve koruyucu yasaların eksikliği, suçluların suçlarını kolaylıkla sürdürmelerinin yolunu açıyor. Bu durum, ataerkil zihniyetin yalnızca yasaların değiştirilerek değişmeyeceğini de gösteriyor.
Çözüme giden yol kadın özgürlüğüdür
Oysa çözüme giden yol, ekolojik demokratik bir toplum paradigması ve kadınların özgürleşmesidir.
Önder Apo, tüm bu krizler, savaşlar, işgaller ve soykırımlar arasında bir barış süreci başlattı. Bu süreçte temel çözümün kadın özgürlüğü olduğunu belirtti. Şiddetin ve savaşın bu şekilde derinleşmesine karşı temel çözümün, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir toplum paradigması olduğunu belirtti.
Meclis olarak sesimizi yükselteceğiz
Îştar Meclisi olarak, cinsiyetçiliğe ve evlerde ve sokaklarda kadınlara karşı işlenen şiddete karşı sesimizi yükselteceğimizi açıkça ilan ediyoruz. Baskı arttıkça direnişimiz daha da güçlenecektir. Kadınların ‘kurban’ olmadığını, toplumu yeniden inşa etme gücüne sahip olduklarını söylüyoruz. Kadınların mücadelesi ve örgütlenmesi, katillerin ve savaş kışkırtıcılarının zihniyetine karşı en büyük engeldir.
'Jin, jiyan, azadî' sloganı bugün dünyanın her köşesinde direnişin sembolü haline gelmiştir. Bu temelde, 'Jin, jiyan, azadî' ruhuyla özgür kadınların birliği ve dayanışması için mücadeleyi sonuna kadar güçlendirecek ve zafer elde edeceğiz."
Açıklama, ''Jin, jiyan, azadî'' ve ''Bijî Serok Apo'' sloganlarıyla sona erdi.