Saldırılara tepki: Suriye’de kadınlar ve farklı kimlikler hedef alınıyor
Suriye’de kadın ve çocuklara yönelik hak ihlalleri, zorla inanç değiştirme, kaçırma ve katletme vakalarına dikkat çeken kadınlar, kadınların öncülüğünde gelişen demokratik örgütlenmelerin hedef alındığını belirterek uluslararası dayanışma çağrısı yaptı.
EKİN STÊRK
Amed – Suriye’de cihatçı HTŞ yönetimi altında kadınlara, farklı halklara ve inanç gruplarına yönelik saldırıların arttığına dikkat çeken kadınlar, yaşananların sistematik bir politika olduğunu belirterek kadınların öncülük ettiği özgürlük mücadelesinin hedef alındığını söyledi. Kadınlar, hak ihlallerine karşı uluslararası kamuoyunu ve kadınları dayanışmayı büyütmeye çağırdı.
Suriye’de cihatçı HTŞ öncülüğündeki geçici yönetimin iktidara gelmesinin ardından, başta Aleviler olmak üzere farklı halklar ve inançlara yönelik hak ihlalleri ile kadın ve çocuklara dönük saldırılar devam ediyor. Kadın ve çocuk kaçırma, zorla inanç değiştirme ve katletmelerin gündemde olduğu süreçte, kadın örgütleri, hak savunucuları ve inanç temsilcileri yaşananların yalnızca güvenlik sorunu olarak ele alınamayacağını belirtti.
Konuya dair ajansımıza konuşan Bakûrlu kadınlar, Suriye’de kadınların öncülüğünde gelişen demokratik örgütlenmelerin, halkların birlikte yaşam iradesinin ve farklı kimliklerin hedef alındığını vurgulayarak uluslararası kamuoyuna sessiz kalmama çağrısında bulundu.
‘İlk önce kadın ve çocuklara saldırıyorlar’

Hak savunucusu Nurten Ertuğrul, Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, savaş ve çatışma süreçlerinde ilk olarak kadınların ve çocukların hedef alındığını belirtti. Kadınlara yönelik saldırıların toplumu sindirme ve korkutma politikalarının bir parçası olduğunu ifade eden Nurten Ertuğrul, Suriye’de yaşananların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Suriye’de yaşananların kısa süreli bir süreç olmadığını kaydeden Nurten Ertuğrul, ülkedeki gelişmelerin anlaşılabilmesi için geçmişte yaşanan olayların da dikkate alınması gerektiğini dile getirdi. Nurten Ertuğrul, “Özellikle savaş başladığı zaman mutlaka ilk önce kadın veya çocuklara saldırılır. Toplumu korkutmak ve geri sindirmek için en zayıf halka olarak görülen kadınlar ve çocuklar hedef alınır. Bugün Suriye’de yaşananlar da bunun bir örneğidir” dedi.
Kadınlara yönelik politikalar
Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı yapısına dikkat çeken Nurten Ertuğrul, ülkede Kürtler, Araplar, Ermeniler, Süryaniler, Êzidîler, Türkmenler ve farklı inanç gruplarının bir arada yaşadığını belirtti. Bu çeşitliliğin hedef alındığını ifade eden Nurten Ertuğrul, geçmiş dönemlerde kadınların kaçırılması, katledilmesi ve çeşitli işkence yöntemlerine maruz bırakılmasının da bu politikanın sonucu olduğunu söyledi.
HTŞ süreci
HTŞ’nin ortaya çıkış sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Nurten Ertuğrul, “İdlib’de yıllarca eğitilip donatılan HTŞ’nin küresel güçlerin desteğiyle büyütüldüğünü düşünüyorum. İŞİD’e karşı mücadele söylemiyle hareket edilirken, sonrasında yönetimin HTŞ’ye teslim edildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Amaç Kürtleri zayıflatmak’
Suriye’de yürütülen politikaların temelinde bölgenin stratejik konumu ve yeraltı kaynaklarının bulunduğunu belirten Nurten Ertuğrul, küresel güçlerin kendi çıkarlarına uygun bir yönetim modeli oluşturmak istediğini savundu. Nurten Ertuğrul, bu süreçte Kürtlerin elde ettiği kazanımların da hedef alındığını ifade ederek, “Amaç, Kürtleri mümkün olduğunca zayıflatıp masaya en güçsüz halleriyle oturtmak ve haklarını sınırlandırmaktır” diye konuştu.
‘Her alanda baskı sürüyor’
Kimlik ve inanç temelinde yürütülen baskı politikalarına işaret eden Nurten Ertuğrul, farklı halklar ve inanç gruplarının çeşitli hak ihlalleriyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Nurten Ertuğrul, “İnsanlar bugün kimliklerinden dolayı öldürülüyor, kadınlar kaçırılıyor, din değiştirmeleri için baskı görüyor. Eğitimden günlük yaşama kadar birçok alanda ayrımcılık ve baskı sürüyor” dedi. Suriye’deki mevcut yönetimin uluslararası güçlerle ilişkilerine de değinen Nurten Ertuğrul, küresel aktörlerin bölgedeki gelişmeler üzerinde etkili olduğunu savunarak, bu politikaların bedelini kadınların, çocukların, Kürtlerin, Alevilerin ve Êzidîlerin ödediğini belirtti.
‘Diplomasi bu noktada önemli’
Yaşanan sürecin uzun vadeli olduğunu ifade eden Nurten Ertuğrul, hak mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Nurten Ertuğrul, “Bu uzun erimli bir süreçtir. Sabırlı olmak, direnmek ve haklardan vazgeçmemek gerekiyor. Diplomasi de bu noktada çok önemlidir. Kürtlerin uluslararası alanda diplomatik ilişkilerini geliştirmesi ve bu imkanları daha güçlü kullanması gerekiyor” vurgusu yaptı.
‘Bu zulme ortak olmayalım’

Elîh Din Alimleri Derneği (DADEN) Eşbaşkanı Sabahat İnal Acar ise, devletin tekelinde olan dinlerin bu zulmü yaptığını ifade ederek, “İslamiyet de böyle bir şey yok. Tüm inançlar eşittir ve hiçbir inancın başka bir inanca zulüm yapma hakkı yoktur. Bugün İslamiyet adı altında kadınlara ve çocuklara zulüm uygulanıyor. İslamiyet’te bu yoktur. Bu zulmü uygulayanlar gerçek Müslümanlar değiller. Kendi çıkarları için bugün din adı altında bu zulmü yapıyorlar Hiçbir dine göre hiçbir insan başka bir insanı öldüremez ve zulmedemez. Dinde bu ahlaki bir şey değildir. Kendi çıkarları için bugün dini kullanıyorlar. Devlet tekelinde olan bu dini kendi çıkarları için her şeyi yapıyorlar. Kadınları katlediyorlar, kaçırıyorlar ve zorla dinlerini değiştiriyorlar. Bu hiçbir zaman kabul edilemez. Bu zihniyete karşı tepkilerimizi büyütmemiz gerekiyor ve Suriye’deki Alevi kadınlarına sahip çıkmamız gerekiyor. Hiç kimse bu zulme karşı sessiz kalmamalı. Eğer ki bu zulme sesimizi yükselmesek bu zulme ve kadınlara yapılan saldırılara ortak oluyoruz demektir. Alevi, Türk, Kürt demeksizin herkes bugün bu zulme karşı sesini yükseltmeli. Bu zulme ortak olmayalım” dedi.
‘Süreci bozmak istiyorlar’
Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ne de dikkat çeken Sabahat İnal Acar, “Bugün bir süreç başlamış ve Suriye’de de demokratik entegrasyon sağlanıyor. Ama bakıyoruz ki entegrasyona dair hiçbir şey yok. Zulüm ve baskılar hala devam ediyor. Kadınlar hala savaşlarda ilk hedef alınan kesim. Bu nedenle başlayan bu süreç ve entegrasyona dair güvenimiz sarsılıyor. Bu sürece karşıt olan gruplar barışın ve demokrasinin inşa edilmesini istemiyorlar. Farklı inanç ve kesimlerdeki insanlar barışı isterken, bu gruplar ise süreci bozmak istiyorlar” şeklinde konuştu.
‘Kadın mücadelesi hedeftedir’

Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED) delegesi Nafiya Geçgel de, Suriye’de kadınlara yönelik saldırıların politik saiklerle gerçekleştirildiğini belirterek, kadınların öncülüğünde gelişen özgürlük ve örgütlenme mücadelesinin hedef alındığını söyledi. Suriye’de kadınların toplumsal yaşamda ve siyasal alanda önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Nafiya Geçgel, yaşanan saldırıların kadınların ortaya koyduğu direnişi kırmayı amaçladığını dile getirdi. Nafiya Geçgel, “Suriye’de yaşanan saldırılar kesinlikle politiktir ve bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Çünkü Suriye’de bir kadın direnişi, kadın sahiplenmesi ve kadın devrimi vardır. Kadınların yürüttüğü bu mücadele hedef alınmaktadır” dedi.
Kadınların süreçteki rolü
Kadınların yürütülen süreçlerde öncü rol üstlendiğini belirten Nafiya Geçgel, farklı halklar, inançlar ve toplumsal kesimlere dayanışma çağrısında bulundu. Nafiya Geçgel, “Bu süreci yalnızca kadınlar değil, Kürt ve Türk halkları başta olmak üzere bütün halklar, inançlar ve farklı toplumsal kesimler sahiplenmelidir. Bu süreç hepimiz açısından önemlidir, özellikle de kadınlar açısından büyük bir anlam taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
‘Kadın kazanımları hedefte’
Suriye’de kadınların kendi örgütlenmelerini ve yönetim mekanizmalarını oluşturduğunu kaydeden Nafiya Geçgel, kadınların elde ettiği kazanımların hedef alındığını söyledi. Nafiya Geçgel, “Suriye’de kadınlar kendi iradelerini ortaya koymuş, kendi yaşamlarını ve yönetimlerini kurabilmiştir. Bu nedenle kadınların özgürlük anlayışı ve ortaya koyduğu toplumsal model baskı altına alınmak isteniyor” diye konuştu.
‘Kadınları toplumsal yaşamdan dışlamak istiyorlar’
Kadınların hem cinsiyetleri hem de kimlikleri nedeniyle saldırılara maruz bırakıldığını ifade eden Nafiya Geçgel, bu durumun yalnızca Suriyeli kadınları değil, tüm kadınları ilgilendirdiğini belirtti. Nafiya Geçgel, “Bizler hem Suriye’deki kadınlarla dayanışmak hem de tüm kadınlara yönelik saldırılara karşı ses yükseltmek amacıyla bu olaylara karşı çıkıyoruz” dedi.
Kadınların toplumsal dönüşümdeki rolüne dikkat çeken Nafiya Geçgel, kadınların güçlenmesinden rahatsız olan anlayışların kadınları kamusal yaşamdan uzaklaştırmaya çalıştığını belirtti. Nafiya Geçgel, “Kadının düşüncesini, emeğini ve toplumsal gücünü görünmez kılmak isteyen bir yaklaşım söz konusudur. Kadınları geçmiş dönemlerde olduğu gibi eve kapatmak, iradesini sınırlandırmak ve toplumsal yaşamdan dışlamak istiyorlar” şeklinde konuştu.
‘Şiddet ve hak ihlalleri kabul edilemez’
Suriye’de yaşanan hak ihlallerine de değinen Nafiya Geçgel, kadınlara yönelik şiddet ve insan hakları ihlallerinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Nafiya Geçgel, “Hiçbir dinin ya da inancın şiddete ve insanlık dışı uygulamalara gerekçe yapılmasını kabul etmiyoruz. Kadınlara yönelik saldırılar ve yaşanan hak ihlalleri karşısında herkesin ortak bir tutum geliştirmesi gerekiyor” dedi.
Dünyadaki kadınlara dayanışma çağrısında bulunan Nafiya Geçgel, “Özellikle kadınlara sesleniyorum; Suriye’deki kadınların mücadelesine sahip çıkılmalı ve yaşanan hak ihlallerine karşı ortak bir duruş sergilenmelidir” diye belirtti.