Cemile Turhallı: Konferans demokratik toplum tartışmalarına güç verdi

Demokratik İslam Konferansı’nı değerlendiren Cemile Turhallı, konferansın Kürt halkı ve İslam toplumu açısından önemli bir buluşma zemini yarattığını belirterek, dil, kültür ve demokratik toplum tartışmalarının ortaklaştığı bir platform olduğunu söyledi.

DİLAN AYDIN

Amed - Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED), “Demokratik İslam: İnançta Samimiyet, Toplumda Özgürlük” şiarıyla Amed Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Konferans Salonu’nda iki gün süren geniş katılımlı konferansını gerçekleştirdi.
Konferansa, Barış Anneleri Meclisi, siyasi parti yönetici ve üyeleri, TJA aktivistleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, MİA-FED yöneticileri ve üyelerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Ayrıca konferans, Ortadoğu düzeyinde birçok aydın ve kanaat önderinin katılımına da sahne oldu.

Konferansta özellikle kadınların toplumların inşasındaki rolü, tarihsel süreç içerisindeki konumu ve din adına kadınların rolünün nasıl geri plana itildiği gibi önemli başlıklar ele alındı. Üçüncü oturumda ise “İslam’da Kadın”, “İslam’da Kadının Toplumsal Rolü”, “Direniş Ruhu” ile “Din ve Dil” başlıkları tartışıldı.

DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Eşsözcüsü Cemile Turhallı da Demokratik İslam Kongresi’nin 3’üncü Konferansı’na katılarak ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
Konferansın oldukça önemli olduğunu belirten Cemile Turhallı, şunları söyledi:
“Ben bunu iki açıdan çok önemli görüyorum. Bir yönüyle Kürt halkı açısından, diğer yönüyle ise İslam toplumu açısından büyük bir önem taşıyor. Çünkü Kürt halkı bin yıldır İslam inancıyla yaşamaktadır. Kürt halkının yaşamında medrese geleneği de önemli bir yere sahiptir. Bu medreselerde Kürtçe ve Arapça eğitim verilmiştir. Bu durum Kürt dili açısından oldukça önemliydi. Ancak ne yazık ki yüzyıllar önce Kasr-ı Şirin Antlaşması ile iki parçaya bölünen Kürdistan coğrafyası, daha sonra Lozan Antlaşması’yla hegemon devletler tarafından yeniden parçalanarak dört parçaya ayrıldı.”

‘Sümerler de bitki isimlerini Kürtçeden almıştır’

Cemile Turhallı, hegemon devletlerin Kürtlerin bir özerkliğe ve kimliğe sahip olmasını, kendi yaşamlarını düzenleyebilecek federal bir sistem kurmasını istemediğini belirterek şöyle devam etti:
“Bir tarafta Suriye, diğer taraflarda İran, Irak ve Türkiye vardı. Kürdistan’ın parçalanmasıyla birlikte Kürtlerin kültürü ve dili de parçalandı, yasaklandı. Dil yasaklandığı için gelişemedi, tehlike altında kaldı ve yaşamın içerisindeki yeri giderek daraltıldı. Tarihe baktığımızda Kürtçenin edebiyatın, eğitimin ve sanatın dili olduğunu görüyoruz. Hatta Sümerler bile bitki isimlerini Kürtçeden almıştır; bu son derece dikkat çekici bir durumdur.

Ne yazık ki Kürdistan’ın parçalanmasıyla birlikte işgalci devletler Kürtlerin dilini ve kültürünü yasakladı, kabul etmedi ve bu politika bugün de devam ediyor. Bana göre bu konferans aynı zamanda buna verilmiş bir cevaptı. Kürdistan’ın dört parçasında milliyetçi ve erkek egemen politikaların sürdüğünü görüyoruz. Böyle bir ortamda dört parçada yaşayan Kürtlerin bir araya gelebileceği, kendi dillerini ve kültürlerini koruyabileceği, düşüncelerini paylaşabileceği ve ortaklaşabileceği örgütlenmelerin nasıl oluşturulabileceği üzerine düşünmek gerekiyor.”

‘Tüm katılımcılar dilin önemine vurgu yaptı’

Cemile Turhallı, konferansın tarihsel değerlendirmeler üzerinden birçok soruya yanıt ürettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tarihte yaşanan birçok konu tartışıldı. Sürece dair de çok sayıda değerlendirme yapıldı. Seydaların, Barış Anneleri’nin ve Mısır, Irak ile Türkiye’den gelen panelistlerin değerlendirmeleri de oldukça önemliydi. Bundan sonra önemli olan, tüm bu tartışmaları demokratik toplum ve demokratik İslam açısından nasıl pratiğe dönüştüreceğimizdir. Bu bizim için bir ihtiyaçtır.
Bu konferans vesilesiyle bir araya gelmemiz çok önemliydi, bize önemli bir güç verdi. Neredeyse bütün katılımcılar kendi dilleri üzerinde durdu, dilin öneminden söz etti. Bundan sonra ihtiyaç duyulan şey, yaşamın her alanında kendi dilimizle var olabilmek ve demokratik toplum içerisinde bunun için gerekli kurumları inşa edebilmektir.
Eğer demokratik toplum inşa edilirse Kürtlerin özgürlüğü de sağlanacaktır. Ancak bu yalnızca Kürtlerle gerçekleşecek bir durum değildir. Kürtler Mezopotamya ve Ortadoğu’nun kadim halklarından biridir ancak tarih boyunca Türklerin, Arapların ve Farsların baskılarına maruz kalmıştır. Buna rağmen yaşamımız ortaktır, birlikte yaşıyoruz. Bu nedenle demokratik ulus ve demokratik toplum perspektifinin hayata geçirilmesi büyük bir ihtiyaçtır. Çünkü iç içe yaşıyoruz ve bu gerçeği inkar edemeyiz.”

‘Demokratik toplum tezi amacına pratikle ulaşacaktır’

Son olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından ortaya konulan demokratik toplum tezinin bu sorunlara yanıt sunduğunu ifade eden Cemile Turhallı, şunları söyledi:
“Bu oldukça önemlidir. Bu konferansın da amacına ulaşacağına ve geleceğe dair sorulara yanıt üreteceğine inanıyorum. Aydınların, toplumun ve tüm kesimlerin ortak emeğiyle demokratik toplum inşa edilebilir. Demokratik toplum tezi yalnızca düşünsel düzeyde değil, pratikte de hayata geçirildiğinde amacına ulaşacaktır.”