Fas’ta dijital şiddete karşı çözüm arayışları
Fas’ın Marakeş kentinde düzenlenen Kadınlar Sembolik Mahkemesi’nde, kadınlara yönelik dijital şiddetin giderek arttığına dikkat çekildi. Katılımcılar, dijital saldırılara karşı mevcut yasaların yetersiz kaldığını belirtti.
RAJA KHAYRAT
Fas - “Kadınlar için koruma ve onuru güvence altına alan güvenli bir dijital alan için hep birlikte” sloganıyla Kadın Eylem Birliği tarafından Marakeş’te “Kadınlar Sembolik Mahkemesi”nin 23’üncüsü düzenlendi.
Etkinliğe avukatlar, feminist aktivistler, yapay zekâ uzmanları ve siber güvenlik uzmanları katıldı.
Kadınlar Sembolik Mahkemesi’ne katılan kadınlar, toplumsal cinsiyet temelli ve yapay zekâ destekli dijital şiddetin hukuki olarak tanınması konusunda ciddi bir yasal boşluk bulunduğunu belirterek, maruz bırakılanları koruyacak özel mekanizmaların oluşturulması çağrısında bulundu.
Katılımcılar, bu sembolik mahkemenin kadınların sesini görünür kılmak, maruz kaldıkları ayrımcılık ve şiddeti ifşa etmek ve kadınların insan haklarını savunmak için önemli mücadele araçlarından biri olduğunu vurguladı.
‘Mevcut yasa dijital şiddeti kapsamıyor’
Mahkemede dijital şiddete maruz bırakılan kadınlar, hem yüz yüze hem çevrimiçi olarak yaşadıklarını anlattı. Kadınlardan biri, “Yakın duyduğunuz insanlara duyulan güven bazen dijital ortamda yürütülen karalama, istismar ve cinsel şantaj kampanyalarına dönüşebiliyor” dedi. Bir başka kadın ise özel görüntülerinin sosyal medya platformlarında yayılması sonrası hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldığını, görüntüleri paylaşan kişinin ise ülke dışına kaçtığını anlattı.
Katılımcılar, kadınlara yönelik şiddetle mücadele amacıyla çıkarılan mevcut yasanın dijital şiddeti kapsamamasını eleştirdi. Kadınların özel yaşamlarının dijital platformlarda ifşa edilmesinin ağır psikolojik sonuçlar doğurduğu belirtilirken, bu suçların çoğu zaman cezasız kaldığı ifade edildi.
Dijital şiddetin özellikle kadınlar ve kız çocukları açısından ciddi bir elektronik suç haline geldiğini belirten konuşmacılar, hukuki süreçlerin yavaş işlemesi nedeniyle mağdurların çoğunun adalete ulaşamadığını söyledi.
Katılımcılar ayrıca dijital şiddetin kadınlar üzerinde kaygı, depresyon ve güvensizlik hissi yarattığını belirterek, kadınların artık yalnızca kamusal alanda değil, dijital dünyada da kendilerini güvende hissetmediklerini ifade etti. Kadınların hesaplarının ele geçirilmesi, özel fotoğraf ve videolarının çalınması ve manipüle edilerek şantaj amacıyla kullanılması gibi saldırıların yaygınlaştığına dikkat çekildi.
Mahkemeye katılanlar, kadınları her türlü şiddet ve ayrımcılıktan koruyacak, mağdurlara destek ve yeniden toplumsal yaşama katılım imkânı sağlayacak daha güçlü yasalar talep etti. Aynı zamanda daha güvenli bir dijital alan oluşturulması çağrısı yapıldı.
‘Kadınlara yönelik şiddet konusunda sessizlik kırılmalı’
Avukat ve insan hakları savunucusu Ayşe el-Hayyan, bu sembolik mahkemenin kadın hareketi ve insan hakları mücadelesi açısından önemli olduğunu belirterek, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin kadınlara yönelik ayrımcılığın en ağır biçimlerinden biri olduğunu söyledi.
Ayşe el-Hayyan, dijital devrimin kadınlara iletişim, ekonomik ve sosyal güçlenme alanında yeni fırsatlar sunduğunu ancak aynı zamanda dijital araçlar üzerinden uygulanan yeni şiddet biçimlerini de ortaya çıkardığını ifade etti.
Dijital şiddetin; çevrimiçi taciz, cinsel şantaj, izinsiz fotoğraf paylaşımı, kimlik hırsızlığı, hesapların hacklenmesi, takip ve nefret söylemi gibi birçok biçimde ortaya çıktığını belirten Ayşe el-Hayyan, özellikle kadın hakları savunucuları, siyasetçiler ve gazetecilerin hedef alındığını söyledi.
Kadınların yüzde 13,8’i dijital şiddete maruz kalıyor
Resmi verilere göre Fas’ta 15-74 yaş arasındaki kadınların yüzde 13,8’inin dijital şiddete maruz kaldığını aktaran Ayşe el-Hayyan, bu oranın 15-24 yaş arasındaki genç kadınlarda yüzde 24,4’e, evli olmayan kadınlarda yüzde 30,1’e, öğrenci genç kadınlarda ise yüzde 35,7’ye çıktığını belirtti.
Şikâyet oranlarının yüzde 10’u geçmediğine dikkat çeken Ayşe el-Hayyan, bunun nedenleri arasında toplumsal damgalanma korkusu, intikam endişesi ve hukuki mekanizmalar hakkında bilgi eksikliği bulunduğunu söyledi. Bunun da faillerin cezasız kalmasını kolaylaştırdığını ifade etti.