Sham Naffaa: Algoritmalar kadınlara yönelik nefret söylemini büyütüyor
Süveyda’da gazeteci Sham Naffaa, dijital platformlarda kadınların hedef alındığı nefret söyleminin algoritmalarla daha görünür hale geldiğini belirterek, kadınların özellikle çevrimiçi kampanyalarda daha savunmasız bırakıldığını vurguladı.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda – Dijital iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte dijital medya platformlarının algoritmaları, kamuoyunun şekillenmesinde ve kullanıcılara ulaşan içeriğin yönlendirilmesinde kritik bir rol üstleniyor. Tartışmalı ve şiddet içeren içeriklerin artmasıyla birlikte, özellikle öfke ve şok unsuru taşıyan paylaşımların daha yüksek etkileşim alması, bu algoritmaların nefret söylemini güçlendirmedeki etkisini yeniden gündeme taşıyor.
‘Algoritmalar etkileşim ve paylaşım oranına odaklanıyor’
Bu çerçevede gazeteci ve akademisyen Sham Naffaa, son bir yılda dijital medyada benzeri görülmemiş bir nefret söylemi artışı yaşandığını belirtiyor. Sham Naffaa, platform algoritmalarının içeriğin niteliğinden çok etkileşim ve paylaşım oranına odaklandığını, bu nedenle de dikkat çekici ve tartışmalı içeriklerin daha hızlı yayıldığını ifade ediyor. Sham Naffaa’ya göre bu durum, dijital ortamda nefret söyleminin yayılmasını kolaylaştırırken, platformların içerik denetimi ve sorumluluk tartışmalarını da daha görünür hale getiriyor.
Sham Naffaa, şok edici, şiddet içeren veya tartışmalı içeriklerin genellikle toplumda daha geniş bir erişime ulaştığını belirterek, “Çünkü dijital platformlar, kullanıcı davranışlarını analiz edecek ve etkileşim alan içeriklerin görünürlüğünü artıracak şekilde tasarlanmış durumda. İnsanlar doğası gereği korku, öfke, tehdit duygusu ya da hatta aidiyet hissi uyandıran içeriklere daha güçlü tepki veriyor. Bu da nefret söyleminin yayılma olasılığını artırıyor” ifadelerini kullandı.
‘Kışkırtıcı paylaşımlar daha geniş etkileşim alıyor’
Öfkeli kullanıcıların sakin olanlara kıyasla daha hızlı tepki verdiğini belirten Sham Naffaa, bu nedenle tartışmalı ya da kışkırtıcı paylaşımların daha geniş etkileşim yarattığını söyledi. Sham Naffaa, bu durumun algoritmaları söz konusu içerikleri daha fazla öne çıkarmaya ve yaymaya teşvik ettiğini dile getirdi. Platformların doğrudan nefret söylemini yaymayı amaçlamadığını kaydeden Sham Naffaa, ancak kullanıcıları kışkırtan ve güçlü duygular uyandıran “trend” içerikleri sistematik olarak ödüllendirdiğini vurguladı.
Sham Naffaa, nefret söyleminin belirli gruplara karşı kışkırtmayla sınırlı olmadığını, Arap toplumlarında yaygın olan cinsiyete dayalı söylemi de içerdiğini açıkladı. Sham Naffaa, bunu kadınların sosyal ve kültürel bağlamdaki benzersiz konumuna bağlayarak, “Kadınlar bazen baskı veya kışkırtma aracı olarak kullanılıyor ve bu da onları karalama, tehdit ve çevrimiçi şantaj için kolay hedef haline getiriyor” diye ekledi.
Sham Naffaa, “Sivil, siyasi ve medya alanlarında faaliyet gösteren kadın aktivistler, sıklıkla itibarlarını ve onurlarını hedef alan, onları kamusal alandan çekilmeye veya rollerini sınırlamaya zorlamayı amaçlayan sistematik çevrimiçi kampanyalara maruz kalıyor. Bu tür paylaşımlarla tartışma ya da savunma amacıyla bile olsa etkileşim kurmak, algoritmaların bunu içeriğin önemine dair bir işaret olarak algılaması nedeniyle aslında daha fazla yayılmasına katkı sağlıyor” dedi.
‘Güvenli ve destekleyici bir çevrimiçi ortamın oluşturulması gerekir’
Temmuz 2015'teki son olayların ardından Süveyda'da yaşanan olayları örnek gösteren Sham Naffaa, sözlerine şöyle devam etti:
“Konuşan veya ihlalleri belgeleyen birçok kadının karalama kampanyalarına, şantaja ve çevrimiçi tehditlere maruz kaldığını görüyoruz. Bu kampanyalar, onları susturmayı ve sosyal rollerinden uzaklaştırmayı amaçlıyor. Ancak Süveyda’daki sosyal farkındalık düzeyi, kadınları desteklemeye ve bu tür kampanyaların bir baskı aracı olarak kullanılmasını reddetmeye katkı sağlıyor. Gerçek sosyal güvenlik, saldırıya uğradıktan sonra kadınlarla dayanışma göstermekle sınırlı değildir. Kadınların karalama kampanyaları ya da nefret söylemi korkusu olmadan rollerini özgürce yerine getirebilmelerini sağlayan güvenli ve destekleyici bir çevrimiçi ortamın oluşturulması gerekir.”
Olası çözümlerden bahseden Sham Naffaa, “Olası çözümler arasında algoritma mekanizmalarının gözden geçirilmesi ve erişimi değerlendirmeden önce içeriğin niteliği ve etkisinin dikkate alınmasına öncelik verilmesi gerekiyor. Şeffaflığın sağlanması ve kullanıcıların korunması için dijital medya platformlarını işleten şirketlerin daha sıkı denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarına tabi tutulması şarttır” şeklinde konuştu.
Bilinçlenmenin önemi
Ayrıca medya ve dijital okuryazarlığın önemine dikkat çeken Sham Naffaa, “Kullanıcıların nefret söyleminin kurbanı olmamaları veya istemeden yayılmasına katkı sunmamaları için bu konuda bilinçlenmeleri en önemli araçlardan biridir. Bu tür içeriklerin doğasını ve kışkırtıcı amaçlarını anlamak, kullanıcıların tepkilerini kontrol etmelerine ve öfke ya da şiddeti tetikleyen içeriklere kapılmalarını engeller” ifadelerini kullandı.
Sham Naffaa, sözlerinin sonunda, nefret söylemiyle mücadelede en önemli yolun, farkındalık oluşturmak ve daha yapıcı, sakin içerikleri desteklemek olduğunu söyledi.