DAR Derneği: Serêkaniyê’ye dönüş uluslararası gözetim altında olmalı

Serêkaniyê’ye dönen göçmenlerin saldırılarla karşılaştığına dikkat çeken Eva İbrahim, mevcut koşulların güvenli ve onurlu dönüş için yeterli olmadığını belirterek, geri dönüş sürecinin uluslararası kuruluşların gözetiminde yürütülmesi çağrısı yaptı.

SORGUL ŞÊXO

Qamişlo – Serêkaniyê’den 2019 yılında Türkiye ve Türkiye destekli çete grupların bölgeye yönelik operasyonunun ardından yerinden edilenlerin geri dönüş süreci devam ederken, ilk kafile 10 Ağustos’ta kente doğru yola çıktı.

DAR Zorla Yerinden Edilme Mağdurları Derneği (DAR Association for Victims of Forced Displacement), kafilenin hareketinden önce yaptığı açıklamada, geri dönüşlerin güvenli, gönüllü ve onurlu biçimde gerçekleşebilmesi için hukuki ve güvenlik güvencelerinin oluşturulması çağrısında bulundu. Yaklaşık 400 ailenin yer aldığı kafilenin Serêkaniyê’ye ulaşmasının ardından ise özellikle Kürt ailelerin bulunduğu gruba kimliği belirsiz silahlı kişiler tarafından saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Yaşananlar, yerinden edilenlerin geri dönüşünde güvenlik, mülkiyet haklarının korunması ve geri dönenlerin olası ihlallere karşı güvence altına alınması tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

DAR Zorla Yerinden Edilme Mağdurları Derneği üyesi Eva İbrahim, son dönemde yaşanan gelişmeler ve olaylar ile derneklerinin taleplerine ilişkin ajansımızın muhabirinin sorularını yanıtladı.

*7 yıllık göçün ardından evlerine dönen Serêkaniyêli göçmenlere yönelik saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Serêkaniyê sakinlerinin güvenli olduğu söylenen ilk geri dönüş yolculuğu sırasında yaşadıkları bizi son derece üzdü. Kente girdikleri sırada maruz kaldıkları ihlalleri gördük. Bu nedenle DAR Derneği olarak yaklaşık 400 ailenin bulunduğu ilk geri dönüş kafilesine eşlik ettik ve belirli bir noktaya kadar onlarla birlikte gittik.

Kürt ailelerin büyük bölümü ihlallere maruz kaldı. Biz bunu insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendiriyoruz. Daha önce zorla göç ettirilen insanların önünü kesiyor ve evlerine dönmelerine izin vermiyorlar. Bu nedenle dernek olarak, geri dönüşlerin toplumsal ve sivil ortak gözetim altında koordineli ve kolektif bir şekilde organize edilmesinin yanı sıra, kent sakinlerinin güvenli ve yasal biçimde geri dönebilmeleri için güvence sağlanmasını talep ettik.

Aynı zamanda mülkiyet haklarını belgelemek, mevcut anlaşmazlıkları çözmek, geri dönüş için koruyucu koşullar oluşturmak ve halka yönelik intikamcı ya da ayrımcı uygulamaların önüne geçmek amacıyla hukuk komitelerinin kurulmasını istedik.

Başta Serêkaniyê’de yaşayanlar olmak üzere kentin tüm sakinleri arasında toplumsal barışın ve birlikte yaşamın güçlendirilmesinin önemini vurguluyoruz. Ayrıca Suriye geçiş hükümetine ve ilgili yetkililere, yerinden edilen kişilerin geri dönüşü için ulaşım ve korunma da dahil olmak üzere güvenli bir ortam oluşturacak gerekli düzenlemeleri yapmaları çağrısında bulunuyoruz.

*Mevcut koşulların Serêkaniyê halkının güvenli, gönüllü ve onurlu dönüşü için uygun olduğuna inanıyor musunuz?

DAR Derneği, tanıklıklara ve yerinden edilenlerin durumuna ilişkin devam eden gözlemlerine dayanarak, mevcut koşulların Serêkaniyê halkının güvenli, gönüllü ve onurlu dönüşü için hala yeterince uygun olmadığı görüşünde. Geri dönüş yalnızca kente ulaşmak ya da kendi evine girmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda kişinin yaşamı, ailesi, mülkü ve geleceği konusunda kendisini güvende hissetmesi anlamına geliyor. Şu ana kadar ciddi zorluklar ve engeller, bu koşulların bütünüyle sağlanmasının önünde duruyor. Bu nedenle yerinden edilenlerin büyük bölümü kendisini güvende hissetmiyor ve mevcut koşulların geri dönüş kararı verebilmeleri için ihtiyaç duydukları güveni sağlamadığını düşünüyor.

*Yerinden edilenlerin geri dönüşünün önündeki ciddi ve kritik engeller nelerdir?

Engeller çok sayıda ve birbiriyle bağlantılı. İlk engel güvenliğin olmaması. İkincisi ise mülkiyet meselesi. Bu, yerinden edilenler açısından temel kaygılardan biri. Çünkü binlerce aile evlerini, arazilerini ve iş yerlerini geride bıraktı. Bunun yanı sıra hakların iade edilmesi veya göç yıllarında meydana gelen zararların tazmin edilmesi için açık ve etkili mekanizmalar bulunmuyor. Aynı zamanda korku da var. Geri dönmek isteyen bazı kişilerin taciz veya tehditlerle karşı karşıya kaldığına ilişkin raporlar bulunuyor. Bütün bu faktörleri birlikte değerlendirdiğimizde, yerinden edilmiş nüfusun önemli bir bölümü açısından geri dönüşün hala ciddi riskler taşıdığı sonucuna ulaşıyoruz.

*Devam eden güvensizlik, mülklere el konulması ve hakların iadesine yönelik mekanizmaların bulunmaması neyi gösteriyor? Geri dönenlerin akıbeti ne olacak?

Bu gerçeklik, kalıcı bir geri dönüş için gerekli koşulların henüz tamamlanmadığını gösteriyor. Bir kişi güvenlik duygusundan, mülkiyet hakkından veya adalete erişimden mahrum bırakıldığında geri dönüş kararı vermesi oldukça zorlaşıyor. Yerinden edilenlerin geri dönmelerini ve yıllarca süren göçün ardından yeni acılarla karşı karşıya kalmalarını istemiyoruz. Bu nedenle geri dönenlerin akıbetinin belirsiz olması da kaygı yaratıyor.

Sahada gerçek ve somut güvenceler sağlanmadığı sürece verilen sözler, yerine getirilmemiş vaatler olarak kalacaktır. Amaç yalnızca belirli sayıda kişinin geri dönüşünü kayıtlara geçirmek değil; insanların kalıcı olarak geri dönebilmelerini, yeniden yerleşebilmelerini ve onurlu, güvenli ve normal bir yaşam sürdürebilmelerini güvence altına almaktır.

*Yerinden edilenlerin geri dönüşü ne zaman uygun hale gelir ve hangi güvencelerin sağlanması gerekir?

Bize göre geri dönüşün ciddi biçimde tartışılabilmesi için bir dizi temel koşulun yerine getirilmesi gerekiyor. Birincisi; güvenli, istikrarlı ve tehditlerden uzak bir ortamın sağlanmasıdır. İkincisi; sivillerin korunması ve herhangi bir intikam girişimi ya da tacizle karşı karşıya kalmayacaklarının güvence altına alınmasıdır. Üçüncüsü; mülklerin gerçek sahiplerine iade edilmesidir. Dördüncüsü; zararların tazmini için açık mekanizmaların oluşturulmasıdır. Beşincisi; ihlallerden sorumlu olanlardan hukuki prosedürler doğrultusunda hesap sorulmasıdır. Altıncısı ise gelecekte yeni göçlerin ve bölgedeki demografik değişikliklerin önüne geçecek siyasi ve hukuki güvencelerin oluşturulmasıdır.

Ancak yerinden edilenler bu koşulların yerine getirildiğini hissettiğinde gerçek, gönüllü ve kalıcı bir geri dönüşten söz edebiliriz.

*DAR Derneği neden Serêkaniyê dosyasının yalnızca siyasi bir dosya ya da müzakere konusu olarak görülmemesini istiyor?

Çünkü bu dosya siyasi bir dosya olmadan önce, temelde bir insan hakları dosyasıdır. Zorla yerinden edilme nedeniyle evlerini, arazilerini ve mülklerini kaybeden binlerce sivilden söz ediyoruz. Bu nedenle onların durumu yalnızca farklı taraflar arasındaki müzakere masalarında ele alınmamalıdır.

Herhangi bir siyasi veya idari anlaşmanın temelinde mağdurların hakları ve çıkarları yer almalıdır, bunun tersi değil. Kentin geleceğine ilişkin kararların, yerinden edilenlerin katılımı olmadan ya da geri dönüş ve tazminat hakları güvence altına alınmadan alınması kabul edilemez.

*Suriye geçiş yönetimi ile QSD arasındaki entegrasyon sürecinin hızlandırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun geri dönüş sürecine etkisi olur mu?

İstikrarı geliştiren ve bölünmüşlüğe son veren her adımı, çözüm için uygun koşulların oluşturulmasına olumlu katkı sağlayabilecek bir adım olarak görüyoruz. Ancak tutumumuz bu konuda nettir: Yerinden edilenlerin hakları hiçbir siyasi anlaşma ya da uzlaşmaya kurban edilmemelidir.

Bu nedenle Suriye geçiş hükümeti ile QSD arasındaki entegrasyon sürecinin hızlandırılmasının, yerinden edilenlerin sorununu doğrudan ele alması, onların haklarını temel öncelikler arasına koyması gerektiğini vurguluyoruz. Bu süreç, söz konusu meselenin ertelenmesine veya marjinalleştirilmesine neden olmamalıdır.

Bizim açımızdan herhangi bir siyasi sürecin başarısı; sivilleri koruma, hakları gerçek sahiplerine iade etme ve yerinden edilenlerin güvenli ve kalıcı dönüşünü sağlama kapasitesiyle ölçülür.

*DAR Derneği’nin talepleri nelerdir?

Taleplerimiz açık ve nettir. Öncelikle, yerinden edilen herkesin gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş hakkının güvence altına alınmasını istiyoruz. Mülklerin, evlerin ve arazilerin gerçek sahiplerine iade edilmesini ve zorla yerinden edilen kişilerin mülkleri üzerinde gerçekleştirilen hiçbir işlemin meşru ya da hukuken geçerli sayılmamasını talep ediyoruz.

Ayrıca zararları ve ihlalleri belgelemek, kayıpların boyutunu tespit etmek ve adil tazminat sağlamak amacıyla bağımsız ve şeffaf bir mekanizmanın kurulmasını istiyoruz. Zorla yerinden edilme, mülklere el konulması ve sivillere yönelik tehditlerle bağlantılı tüm ihlaller hakkında ciddi soruşturmalar yürütülmesini talep ediyoruz. Sorumluların adalet ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda hesap vermesi gerekiyor.

Aynı zamanda mağdurların, yerinden edilenlerin ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin, kentin geleceği ve geri dönüş sürecine ilişkin tüm görüşme ve anlaşmalara dahil edilmesini istiyoruz.

*İlgili yönetim ve sorumlulardan hangi güvenceleri talep ediyorsunuz?

Gerçek, açık, kapsamlı güvenlik ve hukuki güvenceler istiyoruz. İlgili yetkililerden, geri dönen tüm göçmenlerin istisnasız biçimde korunacağına, kendilerinin ve ailelerinin güvenliğinin sağlanacağına ilişkin resmi bir taahhüt talep ediyoruz.

Mülklerin korunması, halkın mülklerine yönelik her türlü müdahalenin önlenmesi ve geri dönenleri tehdit eden ya da onlara yönelik ihlallerde bulunan herkesin hesap vermesi konusunda güvence istiyoruz.

Aynı zamanda bu taahhütlerin pratikte uygulanmasını güvence altına almak amacıyla devlet kurumlarına bağlı hukuki ve adli denetimin önemini vurguluyoruz.

Geri dönüş sürecinin uluslararası kuruluşlar ve insan hakları kurumları tarafından izlenmesini talep ediyoruz. Çünkü yerinden edilenlerin sorunu yalnızca yerel bir mesele değil, ilgili uluslararası kuruluşların dikkatini ve gözetimini gerektiren bir insan hakları meselesidir.

Sonuç olarak, zamanın geçmesinin yerinden edilenlerin haklarını ortadan kaldırmadığını bir kez daha vurguluyoruz. Geri dönüş hakkı temel bir haktır ve pazarlık ya da erteleme konusu yapılamaz.

Temel mesajımız şudur: Serêkaniyê halkı özel ayrıcalıklar değil, temel haklarını istiyor. Güvenlik, adalet, mülklerinin iadesi, tazminat ve evlerine onurlu bir şekilde geri dönüş onların hakkıdır.

Ancak bu koşullar yerine getirildiğinde gerçek ve kalıcı bir geri dönüşten söz edebiliriz. Böylelikle bölgede istikrar ve toplumsal barıştan söz etmek mümkün olabilir.