Feminist Adalet: Sudan’da çatışma ortamında kadın hakları için kampanya
Sudan’da savaş koşulları altında yaşayan kadınların karşılaştığı sert gerçekliğe yanıt olarak başlatılan “Feminist Adalet” kampanyası, ihlallerin izlenmesi, sessizliğin kırılması ve farkındalık oluşturulması gibi çeşitli çalışmalar yürütmeyi hedefliyor.
MERVAT ABDÜLKADİR
Sudan- Sudan’da “Kadınlara Yönelik Baskıya Hayır Girişimi”, Sudanlı kadın örgütleri ve çeşitli girişimlerin geniş katılımıyla “Feminist Adalet” kampanyasının başlatıldığını duyurdu. “Kadınların bedenleri savaş alanı değildir ve hakları pazarlık konusu değildir” sloganıyla başlatılan kampanya, çatışma bölgelerindeki kadın ve kız çocuklarının durumuna dikkat çekmeyi, ihlalleri izleyip belgelemeyi, mağdurlara dayatılan sessizliği kırmayı ve kadınların yasal, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel hakları konusunda farkındalık oluşturmayı hedefliyor.
Kampanyaya, Beden Talepleri İttifakı (TAM), Feminist Siyasi ve Sivil Gruplar (MANSAM), Haklar ve Özgürlükler Savunma Grubu, Sudan Demokratik Avukatlar Cephesi, İnsan Hakları İçin Gazeteciler (JHR), Savunucular İttifakı, Sudan Kadın Sanatçılar Derneği, Savaşı Durdurmak İçin Kadınlar Girişimi, Nuba Kadınları Eğitim ve Kalkınma Derneği (NUIDA) ve Kandakat Omdurman Bloğu da katılım sağladı.
‘Adalet olmadan gerçek barış olmaz’
Kampanyaya katılan kadın grupları, duyurunun ardından kampanyanın önemli bir medya ilgisi gördüğünü belirterek, kampanyanın başarılı olacağına ve hedeflerine ulaşacağına inandıklarını vurguluyor. “Kadınlar için adalet olmadan gerçek barış olmaz, hesap verebilirlik olmadan da adalet olmaz” diyen katılımcılar, kadınların yaşadıklarının savaşın bir yan etkisi değil, adalet eksikliği ve sessizliğin yarattığı bir sonuç olduğuna dikkat çekiyor.
Kadınların desteklenmesi hedefleniyor
Bizim Ailemiz Engelliler Derneği Genel Sekreteri ve “Matin” ile “Kadınlara Yönelik Baskıya Hayır” Koordinasyon Komitesi Üyesi Saadia Issa Ismail, kadın hakları aktivistleri olarak kampanyaya yoğun şekilde odaklandıklarını belirterek, kampanya hazırlıklarının yaklaşık bir ay önce, çok sayıda örgüt ve girişimin katılımıyla ihlallerin belgelenmesi süreciyle başladığını belirtti. Saadia Issa Ismail, kampanyanın yalnızca kadınların adalet taleplerini medya ve hukuk kanalları aracılığıyla savunmayı değil, aynı zamanda kadınları ilgilendiren diğer konulara destek vermeyi ve “Özgürlük, Barış ve Adalet” sloganıyla ifade edilen devrim sürecinin hedeflerine yeniden dönmeyi amaçladığını ifade etti.
‘Kadınların durumu her geçen gün daha derinleşiyor’

Kampanyanın altı ay süreceğini ve iki–üç aylık aşamalar halinde uygulanacağını belirten Saadia Issa Ismail, hedeflerinin Sudan toplumunun tüm kesimlerinde adalet, özgürlük ve eşitliği güçlendirmek olduğunu söyledi. Saadia Issa Ismail, bu yaklaşımın insan haklarına duyulan güçlü inançtan kaynaklandığını vurgulayarak, “Ayrımcılık olmaksızın eşitliğin sağlanması, adil ve sürdürülebilir bir toplumun temelidir” dedi. Kampanyanın özel gereksinimli kadın ve kız çocuklarını da kapsadığını kaydeden Saadia Issa Ismail, bu kesimin çatışma sürecinde en ağır koşullarla karşı karşıya kaldığını aktardı. “Bu kadın ve çocukların çoğu ya yerinden edilmiş ya da mülteci durumda. Bir kısmı ise hiçbir koruma olmadan çatışma bölgelerinde yaşıyor” diyen Saadia Issa Ismail, sağlık, barınma, eğitim ve gıdaya erişimde ciddi eksiklikler bulunduğunu dile getirdi. Saadia Issa Ismail, “Açlık ve ağır yaşam koşulları her geçen gün daha da derinleşiyor” sözleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekti.
‘Adalet ve fırsat eşitliği ilkelerini güçlendirmeyi hedefliyoruz’
Saadia Issa Ismail, kampanyanın farklı çatışma koşullarına yanıt verebilecek net bir yaklaşım benimsediğini belirterek, kadınlar ve kız çocuklarını etkileyen sorunların kök nedenlerini ele alan kapsamlı bir vizyon hedeflediklerini söyledi. Saadia Issa Ismail, “Feminist adalet, her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Kadınların, özellikle özel gereksinimli kadınlar, kız çocukları ve ileri yaştaki kadınlar gibi farklı grupların ihtiyaçları gözetilerek haklarından tam anlamıyla yararlanmasını garanti altına alır. Braille alfabesi, işaret dili ve çeşitli erişilebilirlik araçlarının sağlanmasıyla eşitlik, adalet ve fırsat eşitliği ilkelerini güçlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Kadınların rolü görünür kılınmalı’
Kampanyanın kadınların müzakere masasında katılımcı ve karar verici olarak yer almasını hedeflediğini dile getiren Saadia Issa Ismail, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Kadınların aktif katılımını, ekonomik güçlenmesini ve onurlu bir yaşam sürmesini sağlayacak fırsatlar yaratılması için yasaların gözden geçirilmesi ve reform edilmesi gerekiyor. Ayrıca kadınların katılımını destekleyen ve barış ile güvenlik alanındaki 2025 tarihli kararın somut adımlara dönüştürülerek uygulanması çağrısında bulunuyoruz. Çatışma ortamlarında kadınların rolü görünür kılınmalıdır. Kadın savaşçılar ve yerel örgütlerde çalışan kadınlar da dahil olmak üzere bu katkılar tanınmalı. Kadınların katılımı özellikle koruma alanında gerçek ve etkili olmalıdır.”
‘Kadınlar bu felaketin kenarında değil, tam kalbinde’

Kadın ve sınır ötesi konularında uzmanlaşmış gazeteci Inam Al-Nour ise, gerçek feminist adalet tartışmasının kadınların bugün yaşadığı gerçeklikten ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Kadınların yerinin salonlar ya da resmi açıklamalar değil, kamplar, dar sığınaklar ve hala bombardıman altındaki şehirler olduğunu kaydeden Inam Al-Nour, “Kadınlar bu felaketin kenarında değil, tam kalbinde” dedi. Kamplarda neredeyse her şeyini kaybetmiş kadınların her sabah su ve gıda için kuyruklara girdiğini, ağır koşullara rağmen ailelerini ayakta tutmaya çalıştığını ifade eden Inam Al-Nour, “Bombardıman altında kaldılar, silah sesleri arasında yemek pişirdiler, ölüm olasılığıyla uyudular ve her şeye rağmen hayat durmadığı için uyandılar” sözlerine dikkat çekti.
‘Asıl amaç kadınları odak yapmak’
Kampanyanın Sudanlı kadınlar için önemine değinen Inam Al-Nour, “Asıl amaç kadın sorunlarını marjinal bir konumdan çıkarıp ilgi odağının merkezine taşımaktır. Kadınların yaşamları kırılgan ve değişmeyen bir gerçeklik içinde devam ederken, kullanılan güçlü dilin yalnızca sözde kalmasına izin verilmemelidir. Feminist adalet sloganlarla sağlanamaz, kamplarda, mülteci durumlarında ve bombardıman altında yaşayan kadınların yaşamlarını kabul etmekle başlar. Bu, adalet konusunda ciddi bir tartışmanın başlangıç noktasıdır ve söylem bu gerçeklik üzerine kurulmadığı sürece kadınların günlük yaşamından kopuk kalır. Kampanyanın duyurulmasının önemi de buradadır; kadın sorunlarını Sudan’daki adalet tartışmasının merkezine yeniden yerleştirmesidir. Gerçek zorluk bildiri yayınlamak ya da güçlü ifadeler kullanmak değil, bu söylemi kadınların yaşadığı sert gerçeklikle ilişkilendirebilmektir” dedi.