Orman temelli geçimde kadın emeği: Tunus’ta yasal boşluklar ve görünmeyen eşitsizlik
Tunus’ta orman temelli geçim kaynaklarıyla çalışan kadınların yasal boşluklar ve iklim krizinin etkileriyle karşı karşıya olduğunu belirten Ines Al-Abyad, Ormancılık Kanunu’nun yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
NEZİHA BOUSSAİDİ
Tunus – Tunus’un dağlık bölgelerinde yaşayan kadınlar için ormancılık faaliyetleri, yıl boyunca hem kendi geçimlerini hem de ailelerinin geçimini sağlayan temel gelir kaynağı olarak hayati öneme sahip. Ancak ormancılık faaliyetleri, özellikle orman işletmeciliği ve korumasını düzenleyen yasalar açısından birçok sorunla karşı karşıya. Bu sorunlara çözüm arayışında olan Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu Çevre Adaleti Departmanı’ndan Ines Al-Abyad, forumun yakın zamanda “Ormancılık Dergisi ve Sürdürülebilir Ormancılık Yönetimi: Eleştirel Bir Okuma ve Revizyon Önerileri” başlıklı bir çalışma yayımladığını açıkladı. Ocak ayı sonunda yayınlanan bu çalışma, forumun ormancılık faaliyetlerinde yürüttüğü saha araştırmasının ardından hazırlandı.
En çok etkilenen kadınlar
Orman temelli geçim kaynaklarıyla çalışan kadınların, özellikle kuzeybatı bölgelerinde, bu yasal düzenlemelerden en fazla etkilenen kesim olduğunu açıklayan Ines Al-Abyad, “Örneğin Jendouba Valiliği’ne bağlı Ain Draham bölgesinde, çoğunlukla kadınlar tarafından zorlu koşullar altında toplanan aromatik ve tıbbi bitkilerin damıtılması, Ain Draham Ormanı’nın dışında gerçekleştiriliyor. Fesleğen yağı üretimi bu duruma açık bir örnek oluşturuyor. Bu yağın ilk üreticilerinin Sfax’tan geldiği ve söz konusu bitkisel ürünü satın almak için Ain Draham’a seyahat ettikleri belirtiliyor” dedi.
Emek ve gelir arasında eşitsizlik
Ines Al-Abyad, hasat sürecini üstlenen kadınların, ormanın derinliklerine inmek, dalları kesmek ve ürünleri taşımak gibi büyük bir emek gerektiren işleri yapmalarına rağmen çok düşük ücretler aldığına dikkat çekti. Ines Al-Abyad, “Özellikle bir litre fesleğen yağının satış fiyatının 30 dinara (yaklaşık 450 TL) kadar çıkabildiği düşünüldüğünde, kadınların emeği ile elde edilen gelir arasındaki eşitsizlik daha da belirgin hale geliyor. Ormanlardan faydalanan kadınların ekonomik ve sosyal sıkıntıları, özellikle Tunus'un yaşadığı iklim değişiklikleriyle birlikte daha da artıyor. Su kıtlığı ve bazen tamamen yokluğu sorunu, kadınların çalışmalarını daha da zorlaştırıyor, sağlıklarını ve yaşam kalitelerini etkiliyor” ifadelerinde bulundu.
‘Orman, korunması gereken bir varlıktır’
Orman temelli geçim alanındaki çeşitli paydaşlarla iletişime geçtiklerini belirten Ines Al-Abyad, sosyal, çevresel ve yasal düzeylerde ciddi zorluklarla karşılaşıldığını söyledi. Ines Al-Abyad, “Sosyal zorluklar arasında, orman içinde yaşayan ancak orman kaynaklarına yeterli erişimi olmayan toplulukların varlığı yer alıyor. Çevresel ve iklimsel zorluklar ise orman yangınları, heyelanlar, kar yağışı ve biyoçeşitliliğin azalması gibi ciddi sorunları kapsıyor. Yasal açıdan bakıldığında ise, Ormancılık Kanunu’nun bu boyutları dikkate alacak şekilde gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü orman, korunması gereken ekonomik, sosyal ve çevresel bir varlıktır” diye kaydetti.
Yasal çerçeve oluşturmanın önemi
Ines Al-Abyad, forumun bu kapsamda bir çalışma günü düzenlediğini ve söz konusu etkinlikte çeşitli başlıkların ile gözden geçirilebilecek yasal düzenlemelerin ele alındığını aktardı. Ines Al-Abyad, “Bu bulguları, karar vericilere ulaşmasını umduğumuz bir raporda topladık. Amacımız, Ormancılık Kanunu’nun tartışmaya açılması ve mutlaka gözden geçirilmesi gereken bir yasal çerçeve olarak ele alınmasını sağlamak” dedi. Ines Al-Abyad ayrıca, özellikle Tarım Bakanlığı’nın Ormancılık Kanunu’nu gözden geçirme niyetini açıklamasının ardından, söz konusu önerilerin Temsilciler Meclisi Tarım Komitesi’ne sunulmak üzere hazırlanan özlü bir politika belgesine de dahil edildiğini ifade etti.
Tunus’ta Ormancılık Kanunu’nun ilk kez 1960’lı yıllarda yürürlüğe girdiği, orman yönetimini düzenleyen bu yasal çerçevenin ise 2001–2020 yılları arasında çeşitli revizyonlardan geçtiği biliniyor. Ancak bu değişikliklere rağmen, 2011’den bu yana ülkede yaşanan hızlı ve derin siyasi ile sosyolojik dönüşümler bağlamında Tunus ormanları hala ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunların, kamu otoriteleri tarafından farklı dönemlerde benimsenen siyasi ve ekonomik modeller ile mevcut yasal çerçevelerle doğrudan bağlantılı olduğu görülüyor.