Yemenli kadınların köyden pazara uzanan emek yolculuğu

Taiz'de kırsal bölgelerden gelen kadınlar, ulaşım zorlukları ve alım gücündeki düşüşe rağmen doğal ürünlerini kent pazarlarında satmayı sürdürüyor. Kadınlar hem ailelerinin geçimine katkı sağlıyor hem de kırsal üretim ile kent arasındaki bağı koruyor.

RAHMA ŞENZUR

Yemen- Taiz kentinin eski çarşılarında, özellikle de kentin en köklü halk pazarlarından biri olan Bab el-Kebir Pazarı'nda, kırsal bölgelerden gelen kadın satıcılar günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde Taiz çevresindeki tarım bölgelerinden gelen onlarca kadın, yıllardır olduğu gibi taze kırsal ürünlerini pazarda satışa sunuyor.

Bu kadınların pazara getirdiği ürünler arasında köy tereyağı, kırsal peynir, mevsimlik sebzeler ve dağ köyleriyle özdeşleşen yabani otlar bulunuyor. Bu ürünler birçok kırsal aile için temel gelir kaynağı olmasının yanı sıra kent sakinlerine de yerel ve doğal gıda sağlıyor.

Günlük ulaşımın zorluklarına, artan nakliye maliyetlerine ve tüketicilerin alım gücündeki düşüşe rağmen kırsal kadın satıcılar çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Bu tablo, Yemenli kadınların zor ekonomik koşullara uyum sağlama ve kendi ayakları üzerinde durma becerisini yansıtıyor.

Bu kadınların rolü yalnızca yerel ürünlerin satışıyla sınırlı değil. Aynı zamanda ürünleri doğrudan üreticiden tüketiciye ulaştırarak kırsal ile kent arasındaki ilişkinin sürdürülmesine katkı sunuyor, yerel ekonomiyi destekliyor ve Yemen kırsalına özgü gıda kültürünün korunmasına yardımcı oluyorlar.

 

Taiz'in en eski pazarlarından birinde 30 yıllık emek

Taiz dağlarının ardından günün ilk ışıkları görünmeden önce, 61 yaşındaki Nur Abdusselam hazırlıklarını tamamlayıp kent çevresindeki köylerden birindeki evinden ayrılıyor. Omuzlarında taşıdığı kırsal ürünlerle, otuz yılı aşkın süredir her gün tekrarladığı yolculuğuna çıkarak kentin en eski ve en yoğun pazarlarından biri olan Bab el-Kebir Pazarı'na ulaşıyor.

Pazardaki alışılmış köşesinde plastik kaplarını özenle dizen Nur Abdusselam, köyünde üretilen köy tereyağı, kırsal peynir ve mevsimlik sebzeleri satışa sunuyor. Onun geliş saatini ve yerini bilen müşterileri, yıllardır olduğu gibi ürünlerini satın almak için yanına geliyor.

Nur Abdusselam, "Otuz yıldan uzun süredir her gün pazara geliyorum. Bu iş benim tek geçim kaynağım ve ailemin temel ihtiyaçlarını bununla karşılıyorum" diyor.

Kırsalda toplanan ürünlerin satıcılığı Nur için kolay bir tercih olmadı. Ancak zamanla artan yaşam giderleri karşısında ailesini geçindirebilmenin tek yolu haline geldi. İlerlemiş yaşına rağmen her gün aynı yolu kat etmeyi sürdürüyor. Onu ayakta tutan şey ise çalışmanın insana onur ve bağımsızlık kazandırdığına olan inancı.

Günlük yolculuğunu anlatan Nur Abdusselam şöyle konuşuyor:

"Ürünleri hazırlamak için şafaktan önce uyanıyorum. Zorlu yolları ve yüksek ulaşım maliyetlerini göze alarak zamanında pazara ulaşmaya çalışıyorum. Yol ne kadar zor, ulaşım ne kadar pahalı olursa olsun çalışmaya devam ediyoruz. İnsanların tercih ettiği doğal kırsal ürünleri sunmaya özen gösteriyoruz."

Son yıllarda ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik koşullar nedeniyle ulaşım maliyetleri büyük ölçüde arttı, vatandaşların alım gücü ise ciddi şekilde düştü. Buna rağmen Nur Abdusselam her gün pazara gelmeyi sürdürüyor. Çünkü müşterilerinin ürünlerini doğal ve taze olduğu için tercih ettiğini söyleyen Nur, "İnsanlar yerel ürünleri doğal ve taze oldukları için seviyor. Müşterilerimizin çoğu bizi yıllardır tanıyor ve sattığımız tereyağı ile peyniri almak için özellikle geliyor" diyor.

Satışın ötesine geçen toplumsal bir rol ve savaş sonrası ağırlaşan zorluklar

Nur Abdusselam ve diğer kırsal kadın satıcıların etkisi yalnızca ailelerine gelir sağlamalarıyla sınırlı değil. Aynı zamanda yerel tarım ürünlerini doğrudan tüketiciye ulaştıran bir köprü görevi görüyorlar. Böylece fiyatları yükselten karmaşık pazarlama zincirlerini ortadan kaldırarak küçük üreticilerin daha adil kazanç elde etmesine katkıda bulunuyorlar.

Bu durum kırsal ile kent arasındaki bağı güçlendirirken, temel hizmetlerin çöktüğü bir ortamda yerel ticaretin sürdürülmesine de destek oluyor.

‘Ürünlerimin yarısı satılmadan bozuluyor’

Ancak bu önemli rol büyük zorluklarla karşı karşıya. Nur'un birkaç metre ötesinde oturan ve benzer bir yaşam mücadelesi veren 67 yaşındaki Emriye Sabit de bunu doğruluyor.

Emriye Sabit şöyle anlatıyor:

"Her akşam köylerdeki çiftçileri dolaşıp ürün topluyorum. Sonra gün doğmadan kalkıp pazara gidiyorum. Ancak bugün durum savaş öncesinden çok farklı. Ulaşım neredeyse imkânsız hale geldi ve ücretler çok yükseldi. Yolların kötü olması nedeniyle çoğu zaman pazara geç ulaşıyorum."

Alım gücündeki düşüşün işlerini ciddi biçimde etkilediğini belirten Emriye Sabit, şöyle devam ediyor:

"İnsanların satın alma gücü çöktü. Getirdiğim sebze ve peynirlerin yarısından fazlası satılmadan bozuluyor. Eskiden ürünlerimin tamamını günün ilk saatlerinde satardım. Şimdi ise çoğu zaman bozulan ürünleri kendi hesabıma çöpe atmak zorunda kalıyorum."

Bu hayati role rağmen kırsal kadın satıcılar hala sosyal koruma ve destek mekanizmalarından yoksun bir şekilde çalışıyor. Açık pazarlarda uzun saatler geçiriyor, her gün zorlu ulaşım koşullarına katlanıyorlar. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz derinleşirken, bu kadınların omuzlarındaki yük de giderek ağırlaşıyor.