Uzayan kış köylerde geçim kaynaklarını etkiledi

Colemêrg'in Xırwate beldesinde yaşayan köylüler, uzayan kış nedeniyle tarım ve hayvancılık faaliyetlerine ancak haziranda başlayabildi. Müselma Eren, ot satın almak zorunda kaldıklarını ve süt üretiminin gecikmesiyle geçim sıkıntısının arttığını söyledi.

MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN

Colemêrg – Kış mevsiminin uzun sürmesi ve yağışların etkisini koruması, köylerde tarım ve hayvancılık faaliyetlerini geciktirdi. Önceki yıllarda nisan ve mayıs aylarında başlayan tarla işleri, yayla hazırlıkları, bahçe ekimi ve koyun sağımı bu yıl ancak haziran ayında yapılabildi. Geçimini tamamen köy işlerinden sağlayan yurttaşlar ise yaşadıkları kayıpları telafi edebilmek için havaların düzelmesiyle tüm işleri aynı anda yürütmeye çalışıyor.

Gever’e (Yüksekova) bağlı Xırwate (Büyükçiftlik) beldesinde yaşayan Müselma Eren (50), uzun süren kışın yaşamlarını nasıl etkilediğini anlattı.

‘Kendi otumuzu yetiştiremedik, satın almak zorunda kaldık’

Bu yıl baharın geç geldiğini ve yağışların yoğun olduğunu belirten Müselma Eren, yaşadıkları zorlukları şöyle dile getirdi:

“Henüz koyunlarımızı sağmaya başlayamadık. Tarlalarımızda hala ot yetişmedi. Normalde kendi tarlamızdan topladığımız otu bu yıl para vererek almak zorunda kaldık. Birçok koyunumuz hastalandı. İşlerimize ancak haziranın başında başlayabildik. Oysa normal şartlarda mayıs ayında bütün işlerimiz başlamış olurdu.”

‘Geçimimizi koyunlarla sağlıyoruz’

Hayvancılığın tek geçim kaynakları olduğunu vurgulayan Müselma Eren, “Kış uzadığı için ne süt sağabildik ne de peynir yapabildik. Eksiklerimizi tamamlamak için sürekli Wan’a gidip geldik. Ot yetişmeyince satın almak zorunda kaldık. Fiyatlar da çok yüksek; bir bağ otu 100 liraya alıyoruz. Geçimimizi koyunlardan sağlıyoruz. Yapabileceğimiz başka bir iş yok” dedi.

‘Çocuklarımızı o sütten kazandığımızla okutuyoruz’

Bahçe ekimine de henüz başlayamadıklarını belirten Müselma Eren, elde ettikleri süt ürünlerinin aile bütçesindeki yerini şu sözlerle anlattı:

“Soframızı sağdığımız sütle kuruyoruz. Misafirimize de o sütten elde ettiklerimizi ikram ediyoruz. Çobana hazırladığımız yemeği de yine o sütle yapıyoruz. Çocuklarımızı o sütten kazandığımız gelirle okutuyoruz. Maaş almıyoruz; bu işi yapmak zorundayız. Evimizi geçindirmeye çalışıyoruz. Bu işi yapmazsak ne kendimizi ne de ailemizi geçindirebiliriz.”

‘Yazın bütün yük kadınların omzunda’

Köy yaşamında kadınların daha fazla emek harcadığını dile getiren Müselma Eren, “Kışın yapılacak bir iş olduğunda erkekler ilgileniyor. Ancak yazın bütün işler kadınların üzerine kalıyor. Ekmek pişirmek, koyun sağmak, çobana yemek hazırlamak, misafir ağırlamak, çocuk büyütmek… Ne iş varsa kadınlar yapıyor. Erkekler işe gittiğinde onların yemeklerini de biz hazırlayıp götürüyoruz. Ama kadının bir işi olduğunda erkeklerin yardım etmesine gerek görülmüyor” şeklinde konuştu.

‘Havalar biraz daha ısındığında bahçeyi ekmeye başlayacağız’

Normal koşullarda bahçe ekimine nisan ayında başladıklarını hatırlatan Müselma Eren, önümüzdeki aylara ilişkin planlarını, “Bu ay sağdığımız sütten peynir yapacağız. Gelecek ay süt satmaya başlayacağız. Ağustosta ise tereyağı yapacağız. Kendimize yetecek kadarını ayırıp kalanını satacağız. Bahçe önemli ama tüm masraflarımızı sütten elde ettiğimiz gelirle karşılıyoruz. Havalar biraz daha ısındığında bahçeyi ekmeye başlayacağız” diye belirtti.