Lübnanlı kadınlar enkazın ortasında yaşamı yeniden kuruyor

Bombardımanların harabeye çevirdiği köylerde kadınlar, evlerini yeniden inşa etmek için çalışıyorlar. Sessiz ama kararlı direnişleri, savaşın yıkımına karşı yaşamı yeniden yeşertiyor.

RANA JOUNİ

Lübnan - Son aylarda Lübnan'ın sınır ve kırsal bölgelerindeki birçok köy, İsrail'in yoğun hava saldırılarına maruz kaldı. Saldırılar evlerde ve altyapıda büyük yıkıma yol açarken, binlerce aile güvenli bölgelere olarak göç etmek zorunda kaldı. Askeri operasyonların şiddetinin azalmasının ardından köylüler yavaş yavaş evlerine dönmeye başladı. Ancak döndüklerinde onları yıkıntılar, temel hizmetlerin eksikliği ve yaşamlarını sıfırdan kurma zorunluluğu karşıladı.

Bu tablo içinde, yıkıma rağmen evlerine dönen ve geriye kalan taşlara ve toprağa yeniden hayat vermeye çalışan kadınların hikayeleri öne çıkıyor. Bu kadınlardan Zainab Qashqoush, yıkılan evinin enkazı arasından yaşamını yeniden kurmaya çalışırken, Mahmuda Naeem Mahdi ise savaş boyunca terk etmediği eski evinde toprağına ve anılarına tutunarak direnci temsil ediyor.

Zainab Qashqoush, saldırılar nedeniyle evini terk etmek zorunda kaldığını, geri döndüğünde ise evini ağır hasarlı bulduğunu söylüyor. Kırılan camlar ve bombardımanların geride bıraktığı enkaz arasında gününü evini temizleyerek geçiren Zainab Qashqoush, savaştan sonra köylerine dönen insanların yaşadığı zorlu tabloyu gözler önüne seriyor.

Depo suyu ve stoklanan birkaç erzakla hayatta kalmaya çalışıyor

"Ev hedef alınmadan kısa bir süre önce ayrıldığım için hayatta kaldım" diyen Zainab Qashqoush, aradan geçen zamana rağmen elektrik ve su hizmetlerinin hala sağlanamadığını, depoda kalan suyu kullandığını ve savaş öncesinde stokladığı erzak sayesinde bu zor süreci atlatabildiğini belirtiyor.

Evine ve toprağına dönmenin acılarını bir nebze hafiflettiğini ifade eden Zainab Qashqoush, koşullar ne olursa olsun kendi evinde ve ülkesinde yaşamanın uzaklarda olmaktan daha iyi olduğunu dile getiriyor.Geçim kaynağı olan tarlasını yeniden ekebilmek için temizlemeye başladığını söyleyen Zainab Qashqoush, tüm zorluklara rağmen köyünü terk etmeyi düşünmediğini vurguluyor. En büyük arzusunun evinde ve toprağında yaşamayı sürdürmek olduğunu belirten Zainab Qashqoush, koşullar elverdiğinde henüz dönemeyen herkesi de köylerine dönerek toprağı ve yaşamı yeniden canlandırmaya çağırıyor.

Savaşa rağmen evini terk etmedi

Haruf beldesindeki eski evlerden birinde yaşayan 82 yaşındaki Mahmuda Naeem Mahdi ise tarlası ve çiçekleriyle ilgilenerek günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Savaşın ve yıkımın köyde birçok evi etkilemesine rağmen evini terk etmeyen Mahmuda Naeem Mahdi için ev yalnızca bir yapı, toprak ise yalnızca bir tarla değil; hafıza, ömür ve aidiyet anlamına geliyor. Mahmuda Naeem Mahdi, "Dünyaya gözümü açtığım günden beri savaşlar peşimizi bırakmadı. Evimi terk etmeyi sevmiyorum. İnsan evinden ayrılınca yoruluyor ve yıpranıyor" diyor.

Savaş günlerini çiçekleri ve sebze bahçesi arasında geçirdiğini anlatan Mahmuda Naeem Mahdi, bombardıman sesleri ve köyün üzerinde dolaşan insansız hava araçlarının gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını söylüyor. Hayatı boyunca birçok savaşa tanıklık ettiğini belirten Mahmuda Naeem Mahdi, son savaşın hepsinden daha ağır geçtiğini ifade ediyor. Günlük yaşamın en sıradan anlarının bile korku ve belirsizlik içinde geçtiğini dile getiren Mahmuda Naeem Mahdi, buna rağmen toprağını terk etmediğini, yazlık sebzeler ekmeye devam ederek toprakla bağını hiç koparmadığını anlatıyor.

"Tarlaya gidip geliyorduk ama eskisi gibi evin önünde oturamıyorduk. Sürekli tetikteydik, başımıza bir şey gelmesinden korkuyorduk. Buğday, mısır, nohut ve tütün ekerdik. Toprakta çok emek verdik ama hayatımızdan memnunduk. Bu ev benim için çok şey ifade ediyor. Burada yaşadım, burada ailemi kurdum. Ev sadece taşlardan ibaret değildir; ev yaşamın kendisidir" diyen Mahmuda Naeem Mahdi, toprağına ve evine bağlılığını dile getiriyor.