Gazze sahilinde savaşın izlerine karşı bir yaşam alanı: ‘A Şat’

Savaşın yıkımına rağmen Gazze sahilinde ‘A Şat’ adlı bir dinlenme alanı kuran Hind El-Hudari, geri dönüştürülmüş malzemelerle hayata geçirdiği projesiyle insanlara nefes alabilecekleri bir alan sunarken, 10 kişiye de istihdam sağlıyor.

RAFIF ESLEEM

Gazze - Gazze Şeridi’nde üç yıl devam eden savaş, kentin yanı sıra sahil şeridinde de büyük bir yıkıma yol açtı. Yerinden edilmişlerin çadırları ile savaşın bıraktığı enkazın iç içe geçtiği sahilde, Filistinli genç kadın Hind El-Hudari, farklı bir girişim başlattı. Hind El-Hudari, sınırlı imkanlarla ve çevre dostu yöntemlerle Gazze sahilinde bir dinlenme alanı kurdu. Alanın yapımında geri dönüştürülmüş ve enkazdan çıkarılmış malzemeleri kullanan Hind El-Hudari, bu projeyle hem sahil şeridine yeniden hareketlilik kazandırmayı hem de insanlara savaşın ağır koşullarından birkaç saatliğine uzaklaşabilecekleri bir alan sunmayı amaçlıyor.

Üç yıl süren saldırıların Gazze sahilini, Raşid Caddesi boyunca restoran ve dinlenme alanları da dahil olmak üzere büyük ölçüde tahrip ettiğini belirten Hind El-Hudari, savaşın ardından kendisi ve birçok kadın için yaz aylarında deniz kenarında vakit geçirebilecekleri, dinlenebilecekleri ve psikolojik olarak rahatlayabilecekleri bir alan kalmadığını söyledi. Bunun üzerine bir dinlenme alanı kurmaya karar verdiğini aktaran Hind El-Hudari, mekana da bulunduğu yerden esinlenerek “A Şat” adını verdiğini söyledi.

Yeniden inşanın adı: A Şat

Hind El-Hudari, yeniden başlama kararını ve projesine ilişkin düşüncelerini şöyle anlattı:

“Yeniden başlamaktan çekinmedim. Savaşın sürdüğü, saldırıların devam ettiği ve yıkımın yaşandığı bir kentte yeniden bir yaşam alanı oluşturmaya çalışmak başlı başına bir risk. Ancak paramın bir bölümünü insanlara fayda sağlayacak bir projeye yatırmanın denemeye değer olduğunu düşündüm. ‘A Şat’ benim için alışılmışın dışında bir yeniden inşa biçimini temsil ediyor. Mekanın bulunduğu yeri de bilinçli olarak seçtim. Daha önce İsrail ordusuna ait araçların bulunduğu ve savaş sırasında çok sayıda katliama tanıklık eden Nabulsi Kavşağı bugün hayatın ve neşenin olduğu bir mekana dönüştü.”

Projesinde çevresel boyutu da gözettiğine dikkat çeken Hind El-Hudari, insani yardım kolilerinden çıkan kullanılmış ahşapların geri dönüştürülerek kullanıldığını, hurma ağaçlarının gövdelerinin ise çardakların yapımında kullanılmak üzere Deyr El-Belah ve Han Yunus kentlerinden getirildiğini belirtti. Demirlerin ise bombalanan evlerin enkazından çıkarıldığını ifade eden Hind El-Hudari, plastik masa ve sandalyeler dışında mekanın büyük bölümünün Gazze’de bulunan malzemeler kullanılarak oluşturulduğunu kaydetti. Hind El-Hudari, plastik masa ve sandalyelerin ise İsrail makamlarının kısa süre önce Gazze’ye girişine izin verdiği malzemeler olduğunu sözlerine ekledi. Projenin hazırlanmasının maliyetli olduğunu dile getiren Hind El-Hudari, Gazze Şeridi’nde yaşanan zorlu koşullar nedeniyle başlamak için başka bir seçeneğinin olmadığının altını çizdi.

Savaşın etkilerinden kısa süreliğine uzaklaşmak için bir alan

Sahil şeridinin bugün yerinden edilmişlerin çadırlarıyla dolu olduğunu ifade eden Hind El-Hudari, “Üç yılımızı elimizden alan gerçeklikten kaçamayız” dedi. “A Şat” dinlenme alanı fikrinin de buradan doğduğunu belirten Hind El-Hudari, kent sakinlerine yaşadıkları zorlu gerçeklikten, kısa bir süreliğine de olsa uzaklaşabilecekleri ve savaşın etkilerinden sıyrılarak sakinlik yaşayabilecekleri bir alan sunmak istediğini söyledi.

Hind El-Hudari, “A Şat”ın ziyaretçiler için nasıl bir buluşma alanına dönüştüğünü ise şu sözlerle dile getirdi:

“Yerinden edilmişlerin çadırları mekanın çevresinde ve varlıklarını her an hissediyoruz. Buna rağmen ‘A Şat’, ziyaretçilerin sevdiği bir yere dönüştü. Aileler ve arkadaşlar burada bir araya geliyor. Savaşın başlamasından bu yana ilk kez denizi görmeye gelenler de var. İnsanlar, savaş nedeniyle mahrum kaldıkları normal yaşamın bir parçasını yeniden kazanmak için buraya geliyor. ‘A Şat’, deniz kıyısında çalışmak isteyen herkese açık. Herkesi burada görmekten mutluluk duyuyorum. Beni en çok mutlu eden şey ise çocukların burada kağıt tabaklarla eğlenip oynadığını görmek.”

Projenin her aşamasında engellerle karşılaştığını dile getiren Hind El-Hudari, “Ulaşım sorunu, ahşap sandalyeleri yapmak için gerekli elektriği sağlamak, temiz suyu buraya ulaştırmak başlı başına zorluktu. Bunun yanı sıra hammadde, meşrubat ve atıştırmalık fiyatları da inanılmaz derecede yükseldi. Sahilde çalışan cankurtaranlardan biri bana, ‘Seni ilk gördüğümüzde tüm bu zorluklar nedeniyle projene devam edeceğini düşünmemiştik. Ama devam ettiğinde yalnızca başarılı olmakla kalmadın, buraya ruh da kattın’ dedi” sözleriyle yaşadığı zorluklara dikkat çekti.

‘Projeyi geliştirmeye ihtiyacım var’

Hind El-Hudari, projenin geleceğine ilişkin ise şunları söyledi:

“Bugün ziyaretçi ve denize gelenlerin sayısının artması nedeniyle projeyi geliştirmeye ihtiyacım var. Ancak maddi imkanlarım projenin açılış aşamasında tükendi. Bu nedenle şu anda elde ettiğim geliri yeniden projeye yatırarak alanı aşamalı olarak büyütmeye çalışıyorum. Öte yandan İsrail güçleri, şemsiyelerin Gazze’ye girişine izin vermiyor. Şemsiyelerin girişinin neden engellendiğini anlamıyorum. İnsanların sahilde birkaç saat olsun rahatlayabilmesi ve güneşten korunabilmesi için bu tür temel ihtiyaçların Gazze’ye girişine izin verilmesini istiyorum.”

Projenin bugün 10 kişiye istihdam sağladığını kaydeden Hind El-Hudari, “Bugün bu projede 10 kişi çalışıyor. Bu, aynı zamanda 10 ailenin geçimini sağlama sorumluluğunu üstlendiğim anlamına geliyor. Önümüzdeki dönemde bu sayının daha da artmasını umuyorum. İnsanlara umut vermeye devam etmek istiyorum. Gazze bana her zaman umut verdi. Bu kent, zamanımızı ve çabamızı vermeyi hak ediyor” diyerek sözlerini noktaladı.